Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

1 Şubat 2021

Öykü

Dört Mevsim Uyanış

Erdal Tekin

Paylaş

1

0


İşte yine o ses. Günü başlatan ve kuşlara öncülük eden o kuşun sesiyle uyandı çocuk. “Haydi sabah oldu” diyerek ilk ötüşüyle şarkıya başlıyor. Öteki kuşlar da sanki onu bekliyormuşçasına birkaç saniye aralıklarla birer birer koroya katılıyor. Öyle hep birden ötmeye başlamak olmaz tabii. İlk ötüş serçelerle başlıyor. Sonra öteki kuşlar. Öteki kuşlar diyorum çünkü beş yaşındaki bir çocuğun bildiği pek kuş türü yoktur. Bildiğim başka hayvanlar var: Güvercin, karga hatta çizgi filmlerde gördüğüm ejderhalar da var, ama bütün bunlara kuş denir mi, bilmiyorum? Kuş dediklerin, küçüktür. Benim bile avuçlarıma sığan ufak tefek kanatlı hayvanlar.

Büyüklere sorsan kuşlardan anladıklarını sanmam. Onlar hep başka şeylerle ilgilenirler. Kuşların günün ilk ışıklarını karşıladıklarını, büyük bir ciddiyetle bu dakikaya hazırlandıklarını bilmezler. Belki annem bilir. O zaten her şeyi bilir. Anneler öyledir. Onların bilmediği şey yok. Babalar da bilir belki, ama pek anlatmazlar. Anneler mevsimleri de bilirler. Hangi mevsimde olduğumuzu sormuştum bir defasında. İlkbahar mevsiminde olduğumuzu biliyorum artık.

İlkbahar demek çocuk demekmiş. Annem öyle söylemişti. İlkbahar, doğadaki hemen her bitkinin, böceğin ve canlının çocuklarının doğduğu, doğanın neşeyle dolduğu mevsimdir. Yani çocuğun kendisidir işte ilkbahar.

Beş yaşında bir çocuksanız eğer her şey merak konusudur ve benim merak ettiklerim ciddi şeyler. Belki bilmezsiniz ama bizim buralarda uçan karıncalar bile var. İlkbaharda ortaya çıkarmış bu karıncalar. Toprağın ısınmaya başlamasıyla birlikte onlar da uyanmaya başlarmış. Bütün kış uyudukları için de çok aç olurmuş. Annemin dediğine göre, bütün mutfağı birkaç dakika içinde silip süpürebilirlermiş. Yine de ben kimselere fark ettirmeden yuvalarına ekmek kırıntıları bırakırım. Uçan karınca da olsa onların da çocukları vardır ve çocukların aç kalmaması olması önemlidir.

Siz de benim gibi köyde yaşayan bir çocuksanız eğer çok şanslısınız. Bunu söylüyorum çünkü artık küçük bir çocuk değilim ve yaşadığım yeri başka yerlerle karşılaştırabiliyorum. Köyde yaşıyorum ama şehir görmüşlüğüm de var elbette. Oralarda da güzel şeyler yok değil. Rengârenk dondurmalar, şekerlemeler ve daha bir sürü şey… Bir defasında hatırlıyorum da misafirliğe gitmiştik. Annem evden çıkmamamı söyleyip duruyordu. Beni en çok sıkan şey buydu ya. Köy öyle mi? Birazdan dut ağacımın yanına gidip uçan karıncaları besleyeceğim.

Şehir herkesin korku içinde yaşadığı yerdir. İnsanlar artık o kadar çok korkmaya başlamış ki, hayvanları bile kendilerine tehdit olarak görmeye başlamışlar. Yani şehirde öyle çok hayvan dostunuz da olmaz. Bu korkuyu hayvanlara da aşılamış olmalılar ki onlar da insanlardan çekiniyorlar. Elimde olsa onları da alıp bizim köye götürürdüm. Burada öyle çok arkadaşları olurdu ki kimselerden korkmalarına gerek kalmazdı. İnsan da olsa hayvan da olsa dostların yoksa eğer işte o zaman hayattan korkmaya başlıyorsun. Bu korku insanlara her şeyi unutturmuş. Belki de bu yüzden insanlar hayvanları hor görmeye başlıyor. Yine de suçlamıyorum büyükleri. Kötü olduklarını düşünmüyorum. Unuttular onlar, çocuk olmayı unuttular.

Anlatamadığım daha bir sürü şey var aslında, ama olur da anneme söylerseniz hem kızar hem de çok üzülür ve ben annemin üzülmesini hiç istemem. Anneme söylemeyeceğinize söz verirseniz size bir sırrımı verebilirim. Sözünüzde duracağınıza inandığım için işte söylüyorum. Etraftaki bütün hayvanların toplandığı yeri biliyorum. Ali söylemişti bana. Buradaki en iyi dostumdur Ali. Ne diyordum. Hayvanların toplandığı yeri söyleyecektim size. Hepsi de Kırmızı Göl’de toplanıyormuş. Annem oraya gitmemi pek istemez. Çok uzak olmasa da oranın tehlikeli olduğunu söyler. Anneler her zaman doğru söyler, ama çocuklar da meraklıdır işte. Ali ile birkaç defa gitmiştik oraya. Sadece serçeler, güvercinler, kaplumbağalar, kurbağalar değil adını bilmediğim bir sürü hayvan var Kırmızı Göl’de. Orada neden toplandıklarını bilmesem de sanırım çok önemli şeyleri konuşuyorlar. Ben önemli şeyleri dinlemeyi severim. Kim bilir belki de bir gün beni de aralarına kabul ederler.

Biliyor musunuz? Büyükler her şeye isim vermeyi çok seviyorlar. Size biraz önce anlattığım göle de Kırmızı Göl adını vermişler. İyi de neden bu ismi vermişler? Biz çocuklar meraklıyız ya ben de anneme bunun nedenini sordum. Annemin söylediğine göre günbatımında gölün rengi kırmızıya dönüyormuş. Büyük bir merakla günbatımını beklemeye koyuldum ben de. Günbatımına doğru geçen her dakika gölün renginin değiştiğini görebiliyordum. Önce parlak bir sarı, sonra loş bir turuncu, ardından da kızıl ve kırmızı karışımı bir renkle günü bitiriyordu göl. Manzarayı izledikçe değişen renklerle birlikte renklerin kokularını bile alabiliyordum. Renklerin kokusu mu olur diye sormayın. İnanın bana siz de gözünüzü kırpmadan o ânı yaşasaydınız bana hak verirdiniz. Siz büyükler işte her şeyi unuttuğunuz gibi renklerin kokusunu da unuttunuz.

Siz de yaşadığınız yerde etrafınıza şöyle bir bakın. İster insan ister hayvan olsun, canlı veya cansız varlıklar olsun. Herkes ve her şey bir ismi hak eder. Kim bilir? Belki de buraların aksine sizin göl mavi, tepeleriniz ise yemyeşildir.

Şimdi izin verirseniz dut ağacıma yaslanıp uyumak istiyorum. Kırmızı Göl’ün o muhteşem renklerini ve kokularını içime çekerek, oradaki dostlarımın da fısıltılarını dinleyerek uyumak istiyorum. Sessiz olun ve dinleyin. Belki siz de her şeyi hatırlayacaksınız.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Pınar Civan: Neden Feministim?Haden Öz
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

James Folta

10 Temmuz 2025

Yaz Mevsimi Kalın Bir Kitap Okumak İçi..

Görünüşe bakılırsa bu yaz kimileri için eziyet, hedeflere ağır basıyor ve çoğu insan yaz aylarının sözde özgürlüğünü kendine –kendi şartlarıyla–  eziyet etmek için kullanıyor.Görünüşe bakılırsa bu yaz herkes tercihini hacimli kitaplardan yana ku..

Devamı..

Samandağ Kitap Fuarı ve Yıkıntıların İ..

Semih Gümüş

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024