Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

27 Şubat 2018

Öykü

Ebru Akkan • Davetsiz Misafir

Ebru Akkan

Paylaş

13

0


Alacakaranlıkta taarruza geçtiğinde modern çağın nimeti son model teçhizatla tam takım donanmış olduğunu hissetti. Güvendeydi. En azından karadan gelebilecek saldırılara karşı. Çıt çıkarmamaya gayret ederek ilerledi. Dur! dedi kendi kendine. Önce derin nefes al. Sonra tamamını ver, unutma. Al-ver. Nefes önemli. Ağır, katı bir sessizlik havadaki. Gözü seğirdi sanki. Durdu. Çevresine sinsi sinsi bakındı. Omuzlarını dikleştirdi. Elindekini göğüs hizasına kaldırdı. Ayak sesleri duyduğunu sandı. Neyle karşılaşacağını bilememenin tedirginliğiyle kalbi kulaklarında gümbürdemeye başlamıştı. Hedef küçültmeli. Gayri ihtiyari kamburunu çıkarıp topaklandı. Şimdi tüm olası saldırılara karşı savunmadaydı. En nihayetinde kendi topraklarındaydılar. Davetsiz misafirlere yasak bölgede. Omzunda hissettiği elle sıçradı. Çığlığını bastırabilmek için ağzını kapadı. Yavaşça başını döndürüp ele baktı. “Aklımı almaya niyetlisin galiba Berke?” Yanıt alamadı. Berke koridorun sonundaki odayı işaret ediyor gibiydi. İlerlemeye başladılar. “İşte!” dedi çatlamış sesiyle, “tam oradaydı onu gördüğümde. Önümden geçti. O kadar yakınımdaydı ki.” Koca parmağıyla çekyatı işaret ediyordu. Televizyon açıktı. Tek adımda ışığı açıp odanın ortasında durdu. “Pekâlâ. Nerede saklanıyor olabilir?” “Hiçbir fikrim yok, bilemiyorum,” dedi. “Sen pencereye doğru git, kaldır bunu biraz bakayım, altında olabilir.” “Kim ben mi? Nasıl kaldıracağım. Baksana it ölüsü gibi,” dese de oflaya puflaya kabul etti. “Hadi çabuk, daha fazla tutamam bak.” Gözler fal taşı, hedefe ilerledi. Düşman saklandığı yerde hareketlenmeye başlamış olmalıydı. Hızla ayaklarının dibinden geçip başka bir kuytuluğa sıvıştı. Neye uğradığını şaşırmıştı. Kendisini daha fazla tutmanın anlamsız olacağına karar vermiş olmalı ki yaygarayı bastı. “Tanrım! Ne iri şey o öyle.” Ortalık bir anda harman yerine döndü. Berke telaşla olduğu yerde yaylanmaya başlamıştı. Elini kolunu, bir aşağı bir yukarı, yapışkan bir pislikten kurtulmaya çalışırcasına hızla sallayıp duruyordu. Durum acilen kontrol altına alınmalıydı. Düşman ziyadesiyle çevikti. “Çabuk ol. Dolabın kapağına vur, ses çıkar. Korkutalım.” Berke korkutma işini abartıp dolabı ortalık yere gümbürtüyle devirdi. Düşman, dımdızlak ortada kalmıştı. “Buradasın. Sakın kıpırdama.” “Nerede.” “İşte orada görmüyor musun?” “Hani?” “Sus! Kaçırma!” Kadın elindeki pofuduk terlikle nişan alıp sertçe vurdu. Çıkan ses içini gıcıkladı. Vıcık, cıvık bir ses. Yeşilimsi sıvı. Kendi beyni sarsılmış gibi yüzünü buruşturdu. Hınç alırcasına tekrar tekrar vurdu. Düşmanı etkisiz hale getirdiğinden iyice emin olmak istiyordu. Nihayet saf dışı kaldığına ikna olduğunda durdu. Berke bir köşede durmuş, şaşkın gözlerle kendisini izliyordu. Kadın, odadan koşarak çıktı. Bolca tuvalet kâğıdıyla döndü. Cesedi sarıp sarmaladı. Olay mahallini, cinayet aletini iz bırakmayacak şekilde temizledi. Düşmandan arda kalanların üzerine sifonu çekti. “Su her şeyi temizler,” dedi. Sinirleri bozulmuştu. “Katil oldum gecenin bu saatinde. Uyuyamam da artık. Bana da kahve yapar mısın?” diye seslendi. Kahvesini yudumlarken Berke odayı toparlamıştı bile. Çekyatta bacak bacak üzerine atmış, elinde telefonu keyif yapıyordu. Televizyonda aslanların birbirlerine hem atar hem kur yapıp durdukları bir belgesel. Dün gece geçti aklından. Gözleri parladı. Geniş omuzlar, çelik gibi kollar, tatlı bir sıcaklık içini kapladı. ‘Bu ikisi aynı adam mı şimdi?’ dedi kısık sesle. Berke ona doğru dönünce; “Hakikaten iriydi hayvan. Açık pencereden girmiş olmalı,” dedi. “Bence de pencereden girdi. Aslında kesinlikle korku değil, tiksinti benimki.” “Tabi canım tiksiniyor insan. Anladım ben zaten seni. Neyse öldürdük işte, kurtulduk.” “Sen öldürdün.” “Bu ne demek şimdi? Keyfimden öldürdüm sanki. Ödün patlamıştı. Seni kurtardım işte.” Kadın kahvesini bitirmeye çalışırken bir yandan da bakışları odanın duvarlarını taramaya başladı. “Neye bakıyorsun sen,” dedi adam yerinden doğrularak. “Huylandım. Örümcek var mı diye kontrol ediyorum. Bilirsin nefret ederim.” Berke ağzını yaya yaya, “Örümcek mi? Ben korkmam örümcekten,” dedi. Telefonda oyun oynamaya devam ediyordu. “Şahane. O zaman denk gelirsek sen alır atarsın çünkü ben donup kalıyorum karşılarında.” “Neden? Ne zararı var hayvanın sana? İncecik bacakları var masumun. Örümcek Adam’ı düşünsene,” dedi. “Duvarda görünce ezelim mi yani?” Kadın koşarken aniden karşısına çıkan bir duvara toslamış gibi sarsıldı. Sesinin tizliğine kendisini de şaşırarak cırladı. “Ben senin için Samsa’yı öldürdüm ama. Sen bir de kalkmış bana o kıllı bacaklıları savunuyorsun,” diye bağırdı. Berke pişkin pişkin kadına gülümsüyordu. Az sonra yüzü pembeleşti, kızardı, hatta morardı. Yüzünde donan gülümsemesiyle katil bebek Chucky’e benzemişti. Kadın dikkat kesildi. Söylediklerine alınıp kızacak adam değildi sevgilisi. Arkasındaki duvarda kilitlenmişti bakışları. Kadın, “Ne oluyor kuzum? Sabahın kör saati yüzünde gördüğüm ifadenin aynı,” dedi. Kahvesinin son yudumunu büyük bir keyifle içti. “Missss gibi olmuş, eline sağlık, Örümcek Adam mı, Samsa mı? Taraf seçmek zorunda mıyım?” diye ekledi. Berke ayakta yaylanmaya başlamıştı bile.
YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Pınar Civan: Neden Feministim?Haden Öz
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

James Folta

10 Temmuz 2025

Yaz Mevsimi Kalın Bir Kitap Okumak İçi..

Görünüşe bakılırsa bu yaz kimileri için eziyet, hedeflere ağır basıyor ve çoğu insan yaz aylarının sözde özgürlüğünü kendine –kendi şartlarıyla–  eziyet etmek için kullanıyor.Görünüşe bakılırsa bu yaz herkes tercihini hacimli kitaplardan yana ku..

Devamı..

Samandağ Kitap Fuarı ve Yıkıntıların İ..

Semih Gümüş

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024