Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

9 Şubat 2025

Öykü

Eminim Öyle

Nazmi Özüçelik

Paylaş

1

0


Hatırlıyorsundur. Unuttuğunu sanmıyorum, çünkü çok utanmıştın. Seninle ilk karşılaştığımdaydı.

O zamanlar Sarımsaklı plajında bir otel ve iki devlet kurumunun yaz kampından başka bir yerleşim yoktu. Babamın o kurumlardan biriyle iş yapması sonucu o yaz kampa ailece davet edilmiştik. Sen de bana ilk defa bir kampa geldiğini söylemiştin. Ortayı bitirmiştin. Ben ise Liseye o yıl başlamıştım.

Gelişimizin ikinci günüydü sanırım. Sabah erkenden kalktım, yeni doğan güneşin parlak ışığının söğüt dalları arasında dağılışını seyrettim. Deniz kenarına doğru yürüdüm. Derme çatma bir iskelesi vardı kampın. O tarafa baktım. Bir karaltı gördüm. Yaklaştıkça, bir genç kızın iskelenin kenarına ayaklarını sarkıtarak oturduğunu fark ettim. İskeleye adımımı attığımda, sakin suların kıpırtılarıyla eğleniyorsun sandım. Denize bakıyordun. Birbirimize yabancıydık. Uca kadar yürüdüm. Aklım sana takılmıştı bir kere. Döndüm. Senin olduğun yere geldim. Bana, bir balık zıpladı şurada, dedin, bakarsan sen de görebilirsin. Yanına oturdum. Bir süre sessizce denizin gümüşi sularına baktık. Parmağını ileriye uzatarak, işte gene atladı bak, dedin. Kaçırmıştım. Sonra, ikimiz de havaya sıçrayan bir balığı aynı anda  gördük ve birbirimize gösterdik. Sevindin. 

Dar iskele aniden sarsıldı. Bir kadın bize doğru geliyordu. Onu gördün ve görmemiş gibi davrandın. Bize yaklaştı. Neden geldin anne, diye sordun. Git buradan, dedin. Bir şey için  değil kızım, yürüyüş yapayım biraz dedim, dedi. Neden geldiğini biliyorum, bizi uzaktan gördün çünkü, dedin ve yineledin: Git buradan! 

Ayvalık’ın kıyı şeridi bir masanın üzerine gelişigüzel bırakılmış altın bir zincir gibidir. Sarımsaklı bu kolyenin incisidir.

Kampta kısa zamanda gençler arasında gruplaşmalar olmuştu. Yakın yaşlardaki yedi sekiz kişiydik. Yemeklerimizi ailelerimizden ayrı bir masada hep birlikte yerdik. Sen aramızdaki üç kızdan biriydin. Birlikte kendimizi eğlendirir şarkılar söylerdik. Üniversiteye giden bir genç, grubumuzun liderliğini yapıyordu. Hepimiz onun ağzına bakıyorduk.

O günlerden aklımda kalan iki an var. Biri seninle iskelede oturuşumuz. Diğeri, bölgenin her yerden görünen tek tepesine tırmandıktan sonraki dinlenme ânımız. Bu yüksek tepe kampımızın arkasındaydı ve kamptan çıktığımızı yalnız kapıdakiler biliyordu. Issız tepenin zirvesine tırmanmak epey zamanımızı aldı. Etrafta kimsenin olmayışından manzaranın güzelliğini göremeyecek kadar ürkmüştük. Sen ve diğer kızlar endişeliydiniz ve hemen kampa geri dönmek istediniz. O sırada, başımızdaki ağbeyimiz, cebinden büyük bir çakı çıkarıp bulduğu bir dalı hiç bir şey söylemeden yontmaya koyulmuştu. Biraz rahatlamıştım. 

Her kalbin bir çift kanadı olduğunu farkettiğim yazdı. Sen bendekileri kıpırdatmasan bunu bilemezdim.

Kamp günlerimizden sonra birbirimizi görmedik. İlk zamanlar hayallerimde seni öptüğümü saklamayacağım. Sonra yüzünün rengi, suyu değişmeyen vazo çiçekleri gibi soldu ve hülyalarımdan çekildin. 

İşe bak ki, Üniversitede yeniden karşılaştık. Bir gün okul kantininde ansızın karşıma çıkmıştın. İlk yılındı ve ben senden bir sınıf öndeydim. Kız yurdunda kalıyordun. Yeniden arkadaş olduk. Derslerimizin yoğunluğundan ve çakışmasından dolayı okulda görüşemiyorduk. Bu da doğaldı. Amacımız, ne olursa olsun üniversiteyi bitirmek ve hayata atılmaktı. Önceliğimiz buydu.

Eve gitmediğin hafta sonlarında, ki bu pek sık olmazdı, birlikte sinemaya gidiyorduk. Daha çok da, bir süre önce Beyoğlu’nda dış cephesi korunarak yıkılan ve üst katına bir konser salonu yapılıp pasaj haline getirilen sinemayı severdik. İyi filmler getirirdi. Bir defasında camekanlı posterin önünde bilet sırasında beklerken camın arkasında bir fındık faresi görmüştük. Parmak kadardı. Hiç kaçmadan öylece duruyor, bıyıklarını oynatıyordu. Onu çok şirin bulmuştun. 

Aşıklar, sinemalarda rahat öpüşebilmek için daha insansız matineleri ve balkonu seçerlerdi. Biz her zaman salonda otururduk.

Seninle beraber olduğum anlar kalbimin kanatlarının alabildiğine açıldığını hissederdim. Ama, kalpler uçarak yan yana gelmedikten sonra neye yarar. 

Zaman içinde giderek birbirimizi daha az gördük ve sonunda henüz Üniversiteyi bitirmeden arkadaşlığımız bitti.

Yüzün hayalimde bir defa daha yavaş yavaş soluyordu.

Neşenin ve sevincin kabuğu serttir. Artık, neden diye sormamanın erdemine inandığım yaştayım ve galiba yumuşak kalpli bir insan oldum. 

Bir ay kadar önce, kızımla Beyoğlu’na çıktık. O beni, sözünü ettiğim eski sinemanın pasajında parlak ışıklarla donatılmış hoş bir kafede bırakıp komşu alışveriş merkezine gitti. Bir kahve ısmarladım. Kafede ardı ardına caz şarkıları çalıyordu. Mekan, bir zamanlar koltuklarında yan yana oturduğumuz sinema salonundan dönüştürülmüştü. İster istemez seni hatırladım. 

Yeni bir parça başladı. Bildiğim bir şarkıcı daha önce duymadığım bir şarkıyı ağır ağır söylüyordu: “Sensiz de çok iyiyim.” Şarkı:“Sensiz de çok iyiyim, eminim öyle, bir tek çiseleyen yağmurda yapraklardan damlalar düştüğünde, işte o zaman seni hatırlıyorum. 

Sensiz de çok iyiyim, tabi ki öyle. Eğer, adını işitirsem seni hatırlıyorum, ya da biri senin gibi güldüğünde,” diyordu ve devam ediyordu. Şarkının melankolisine kapıldım. Ezgi, bir zamanlar yüzün hayalimde solarken seni artık görememenin bende yarattığı duyguları geri getirmişti. 

Yaz iyiden iyiye kendini gösterdi. Şimdi, günün sakin bir saatinde, yazlıkta deniz kıyısındaki bir bankta oturuyorum. Biraz önce, denizin nefes alır gibi yavaşça yükselen ve alçalan göğsüne bakarken gördüğüm şey yüzünden düşüncemden bütün bunlar geçti ve aklıma o kafede dinlediğim şarkı geldi: Sensiz de çok iyiydim, eminim öyle, yalnızca bir balığın denizde sıçradığını gördüğümde, işte o zaman… 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

En güzel aşk romanları...Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Christine Estima

20 Eylül 2025

Kafka’nın İlk Çevirmeni: Milena Jesenská

“Henüz var olmayan bir şeyi, ancak ona tutkuyla inanırsak yaratabiliriz."1920’li yılların Viyana’sı günümüzün kozmopolit Viyana’sı gibi değildi. I. Dünya Savaşı sona ermiş, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu çökmüş,  bu acımasız savaşın yarım bıraktığı işi 191..

Devamı..

Sapanca’da Doğa Yürüyüşü Yapılabilecek..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024