Uzmanlıklar Üzerine

Uzmanlıklar Üzerine


Twitter'da Paylaş
0

"Üç cümlede bütün dünyanın gizemini anlayabilirim," saflığındaki (ki bu biraz da "sınırlı bilginin" doğurduğu bir saflık olsa gerek) bazı “özel” entelektüellerin eksik analizlerine, tuhaf ve gerçekdışı teorilerine, o konunun uzmanının tolerans gösterebilmesi gerçekten güç.

Sargun Tont bir yazısında söz ediyor: ABD'de üniversite öğrencisiyken ek gelir elde edebilmek için (kendi konusu deniz ekolojisi olduğu halde) Tıp Fakültesinde yapılan bir araştırmada teknisyen olarak çalışmaya başlamış. Yaşlanmanın ve çeşitli hastalıkların iskelet sisteminde yol açtığı değişiklikleri inceleyen değerli bir araştırma imiş bu. Sonunda da Ortopedi alanının en önemli dergilerinden birinde yayımlanmış zaten.

Tont bir aşamada (büyük bir cesaretle ve muhtemelen öğrenciliğin getirdiği toylukla) araştırmanın başındaki hocaya, “Şu ölçümü öyle değil de bu şekilde yapsak daha iyi olmaz mı?” benzeri bir öneri getirmiş. Hoca, kendi deyimiyle “savaş taktiğine itiraz edip alternatif öneri sunan emir eri karşısındaki bir mareşal edasıyla” bir bakış attıktan sonra, “Dene bakalım,” demiş. Bu öneri haklı çıkıp araştırmaya katkı sağlayınca Tont'un ismi de makalenin dört yazarından biri olarak eklenmiş listeye. Üstelik konuyla ilgili çalışan doktorlardan birinin adının önüne ve üçüncü sıraya. Yazarlardan biri olduğu halde, bu tıbbi makaledeki ifadelerin en az yarısının ne anlama geldiğine dair hiçbir fikri yokmuş.

Bilginin yetişilemez biçimde çoğaldığı bu çağda bilimde, teknolojide uzmanlık kaçınılmaz. Uzmanlık, detayın da detayına hâkim olabilme şansını sağlıyor ve pek çok yeniliğin ve gelişimin doğmasına sebep oluyor. Mavi yakalı tabir ettiğimiz iş gruplarında da uzmanlık arttıkça deneyim, odaklanma ve verimlilik artıyor. İş kazaları gibi komplikasyonlar azalıyor. Peki bu aşırı uzmanlaşmanın bazı olumsuz etkileri de var mı?

Aristoteles'in, "Akıllı insan her şeyi bilir" dediği zamanlarda, filozofların belli ki nispeten az sayıda meselesi vardı düşünüp tartışmak için.
Bu konuda ağırlıklı olarak Tont'un makalelerinden ve referanslarından bazı noktalar derledim.

Almanya eski Başbakanı Helmut Schmidt, Max Plank Enstitüsü'nde yaptığı bir konuşmada, ne kadar gerekli olursa olsun uzmanlaşmanın bir sınırı olduğunu ve bilimcilerin bu sınırı aşmayan, geniş bir bakış açısına sahip olmaları gerektiğini, söylemiş.

Boston Üniversitesi rektörü Robert Silvers, uzmanlaşmaya verilen önem yüzünden birçok bilimcinin sanat ve sosyal bilimlerden yoksun olarak yetiştiğini, bunun insanlık için çok büyük bir sorun olduğunu vurgulamış.

Platon'dan başlayarak tarih boyunca Adam Smith'ten sosyolog Emile Durkheim'a birçok düşünce insanı, işbölümü sonucunda ortaya çıkan uzmanlaşmanın toplumun kalkınmasındaki en önemli etkenlerden biri olduğunu düşünmüş.

ABD'de akademik uzmanlaşma 19. yüzyıl ortalarında Harvard ve Virginia Üniversitesi'nde belirginleşmeye başlamış. Fakülteler alt bölümlere ayrılmış ve bu alt bölümler de büyük ölçüde bağımsızlaşmış. Bu özgürlük bir yandan önemli atılımlara yol açarken, bir yandan da o disiplinin çok fazla kendi içine dönük gelişmesine sebep olmuş.

1936 yılında Yale Üniversitesi rektörü James Angel bu konuyla ilgili iki soruna işaret etmiş. Bir uçta bir uzmanın kendi konusu üzerine dışardan yapılan yorumlara aşağılayıcı gözle bakması, diğer uçta ilgi ve merakını geniş alanlara yaymış ancak (haliyle) derinleşememiş yarım yamalak entelektüeller.

Bu yorum bugün de geçerli bence. "Üç cümlede bütün dünyanın gizemini anlayabilirim," saflığındaki (ki bu biraz da "sınırlı bilginin" doğurduğu bir saflık olsa gerek) bazı “özel” entelektüellerin eksik analizlerine, tuhaf ve gerçekdışı teorilerine, o konunun uzmanının tolerans gösterebilmesi gerçekten güç. Muhtemelen uzmanların ukalaca yaklaşımlarının da bunda payı vardır, iletişim karşılıklıdır şüphesiz.

Bu konuda önerilen çözüm yollarından bazıları şöyle: Üniversite öğrencilerinin uzmanlık dallarına ayrılmadan önce iki yıllık genel bir eğitimden geçmeleri. Bir diğer uygulama (ki ülkemiz dahil birçok üniversitede örnekleri var), eğitim alınan uzmanlık alanındaki zorunlu ders sayılarını azaltarak diğer bilim ve sanat dallarından dersler alınmasını teşvik etmek. Bir diğer ilginç alternatif de, çeşitli uzmanlık alanlarının bir araya geldikleri multidisipliner eğitim modelleri.

Sonraki kuşaklarda pek çok insan belki de bu tarz melez alanlara yönelecektir.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR