Emojilerin Efendisi
2 Kasım 2015 Bilim Teknoloji Hayat Eğitim

Emojilerin Efendisi


Twitter'da Paylaş
0

[button]Dilge Timoçin[/button] Üstelik örnek alacak bir büyük de yok. "Türkçe ile bilim, felsefe yapılamaz" diyen politikacılar arasında istedikleri kadar çabalasın edebiyat insanları. "Sözcüklerin kimi biraz kaprisli olur; özellikle yüklemler. Onlar en mağrurları. Sıfatlarla istediğini yapabilirsin, ama yüklemlerle, asla!" Alice Harikalar Diyarında'nın devamı Aynanın İçinden'de böyle konuşturur Lewis Carroll, canlı yumurta Humpty Dumpty'yi. (Türkçede Rafadan Kafadan ya da Kumkuma olarak çevrildi.) Esasen matematikçi olan yazar, iki kitapta da dolu dolu sözcük oyunlarıyla, dilin gücünü okuyucuya geçirmeye çalışır. Paul Auster, Cam Kent'te Humpty Dumpty'yi insan durumunun en saf biçimlenmesi olarak tanımlar. Biraz uzun bir alıntı olacak ama bir tez ortaya koyar:

"Bir yumurta nedir? Henüz doğmamış olan şeydir. Bir paradoks, değil mi? Çünkü eğer doğmamışsa Humpty Dumpty nasıl canlı olabilir ki? Ama yine de canlı; hataya düşmeyin. Bunu biliyoruz, çünkü o konuşabiliyor. Daha da ötesi, o bir dil filozofu. 'Ben bir sözcüğü kullandığımda,' dedi Kumkuma onu aşağılayarak, 'tam ne demek istediğimi söylerim; ne eksiğini ne fazlasını. ‘Asıl sorun,’ dedi Alice, ‘sözcükleri bu kadar değişik anlamlarda kullanıp kullanamayacağınız.’'Asıl sorun, bir ustalık sorunudur, o kadar,’dedi Kumkuma. (...)

Humpty Dumpty, Alice’le yaptığı kısa konuşmada insanların umutlarının geleceğini kısaca tanımlayıp kurtuluşumuzun çaresini söylüyor: konuştuğumuz sözcüklerin efendisi olmak, dilin, ihtiyaçlarımızı gidermesini sağlamak."

Sözcüklerin efendisi olmak… Türkçe sözlükte 110 binden fazla sözcük mevcut, bunları birçok değişik anlamda da kullanabildiğimizi hesaba katın. Bugün efendisi olmayı bırakın, kölesi bile olamadığımız bir mesafe içindeyiz dil ile. Temelinden inşa ettiğimiz fikirler tek katlı kulübe kadar. Büyümüyor, yükselmiyor. Yedi notanın sonsuz olasılığından daha büyükken sözcüklerin gücü, ninninin ötesine geçemiyoruz. Uyuyoruz... Gençler 300-400 sözcüğe sıkışmış diyorlar. (Yapılan bir araştırmaya göre, deyip geçmiş sanal alem.) Sayıyı bilemem ama sözcükleri sıkıştırdıkları kesin. Sesli harflerin sesini yitirdiği bir nesil geliyor. Emojiler çıktı çıkalı mertlik zaten bozuldu. Sadece gençler arasında da değil üstelik. Koca koca insanlar, en değerli en acılı en önemli duygularını sarı yuvarlakların içindeki noktalara, ikonlara emanet etti. Üstelik örnek alacak bir büyük de yok. "Türkçe ile bilim, felsefe yapılamaz" diyen politikacılar arasında istedikleri kadar çabalasın edebiyat insanları. Gerçek bu.

"Humpty dumpty bir peygamberdi, dünyanın hazır olmadığı gerçekleri söyleyen bir adamdı. (...)

Özür dilerim. Dilim sürçtü. Bir yumurta demek istiyorum. Ama bu dil sürçmesi bir şey öğretiyor ve görüşümü kanıtlamama yardımcı oluyor. Çünkü bir bakıma herkes yumurtadır. Varızdır ama kaderimizde yazılı olan biçimi henüz almamışızdır. Tepeden tırnağa olasılığızdır, henüz gelmeyen şeyin örneği(yi)zdir. Çünkü insan kovulmuş bir yaratıktır, bunu Tekvin’den biliyoruz. Humpty Dumpty de kovulmuş bir yaratıktır. Duvardan düşmüştür, kimse onun parçalarını yeniden bir araya getiremez, ne kral,ne kralın atları, ne de kralın adamları. Ama şimdi hepimiz bunu sağlamaya çalışmalıyız. İnsan olarak görevimiz bu: yumurtayı yeniden tek parça haline getirmek. Çünkü hepimiz birer Humpty Dumpty’yizdir efendim. Ona yardım etmekle kendimize yardım etmiş olacağız."

Bu peygamberler topraklarında, bir yumurta kadar olamadık, olamıyoruz anlayacağınız. Olsak da duvarın yanı başında bekleyenler çok olacak. Bize yardım etmek için değil, dengemizi bozmak için. Kırıp dökmek için...

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR