Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

23 Şubat 2023

Kültür Sanat

Montaigne ve Dünya Akrabalığı

Ateş Yersu Gök

Paylaş

1

0


Onun denemeleri zıtlıkları bir araya getiren bir meditasyondur ve onu okurken biz de meditasyon yaparız.

“Dünya ile olan akrabalığımı kendi milletimle olan akrabalığımın üstünde tutuyorum” diyor Montaigne. Onun denemelerini okurken Stoacıların düşüncelerinin skeptiklerle, skeptiklerin düşüncelerinin Platon’la, Platon’un düşüncelerinin Homeros’un destanıyla iç içe geçtiği görülür. Birbirine tamamıyla zıt olan bu görüşler, edebi ve felsefi metinler onun denemelerinde tuhaf bir armoni içerisindedirler. Bizler de filozofları, şairleri ve sanat eserlerini incelerken Montaigne ile aynı duruma düşmez miyiz? Platon’u okurken Platon’un zihnine gireriz, Stoacıları okurken içimizde yıkılmaz bir güç hissederiz, Sokrates’in Savunmasında hepimiz Sokrates’le birlikte mahkemeye çıkarılır, yargılanırız. Her ne kadar yaşamı bilimle, keşiflerle, düşüncelerle aydınlatsak, hayatın karmaşasını bir süreliğine kendi zihnimizden uzaklaştırsak da her zaman içimizde bir skeptik ses kalır ve bize sorar: Dünyayı açıklayan şeyler dünyayı gerçekten açıklıyor mu yoksa onun açıklanamaz olduğunu mu bize daha çok hatırlatıyor?

Dünya üzerinden gelip geçen hiçbir şey bizi teğet geçmez, biz farkında olsak da olmasak da. Bu yüzden Montaigne’i okumak bizlere her bir okuyuşumuzda apayrı bir deneyim sunar. Bu Montaigne’in zihninde dolaşan düşüncelerin bizim de zihnimizde dolaştığını fark etmemizden başka bir şey değildir. Herhangi bir kuram dünyayı tekil olarak kendi perspektifiyle yorumlar. Platon formlar dünyası der dünyamız için, Thales arkhenin su olduğunu söyler, skeptikler hiçbir şeyi bilemeyeceğimiz için dünyanın bilinmez olduğunu. Kant “Kendi aklını kullanmaya cesaret et” der, Descartes “Düşünüyorum, öyleyse varım.”  Bu insanların fikirleriyle karşılaşan kişi ise bütün bu fikirleri kendi zihninde taşır. İnsanın zihni felsefi izdüşümlerle doludur.

Ama “Zor olduğu için cesaret edemediğimiz şeyler aslında biz cesaret edemediğimiz için zordur” diyen Seneca hangimizi yüreklendirmez?

Hangimiz bitmek bilmez yas törenlerini, yakınmaları görünce, “Bırakın, ölüleri ölüler gömsünler” diyen İsa’yı anımsamaz.?

Hangimiz dünyanın yozlaşmış, bayağı çarklarından usanıp gururuna sahip çıkarak Cyrano De Bergerac gibi, “İstemem, eksik olsun!” diye haykırmaz?

Mozart’ın Ölüm Marşı’nı dinlerken hangimizin tüyleri diken diken olmaz?

Hangimizin kulağında dostu tarafından ihanete uğradığında, “Sen de mi Brütüs?” sözü çınlamaz Hangimiz korkuya kapıldığı bir anda şu sözü okuduğunda içinde büyük bir kuvvet bulmaz: “Korkaklar ölmeden önce ölüp dururlar, yiğitler ise yalnızca bir kez tadarlar ölümü”

“Seni öldürmeyen şey seni güçlendirir” diyen Nietzsche hangimizi zorluklardan haz almaya davet etmez?

Sokrates’in Savunması insanlığın savunması değil de nedir?

Bütün bu birbirinden ayrı bağlamda değerlendirilmesi gereken görüşler, sözler, eserler, tarihteki figürler sonunda insanın zihninde bir araya gelirler ve fark ederiz ki onlar aynı dilde zihnimizde türkü söylemekteler. Bu yüzden sanki filozofların dünyasına daldığımızda onlar gibi düşündüğümüzü, onlarla aynı fikirde olduğumuzu hissederiz. Aslında onlarla aynı fikirde değilizdir. Onların eserlerini okurken onların düşündüğü gibi düşünmekte, onların farkındalıklarını kendi farkındalıklarımız haline getirmekteyizdir.

Montaigne’in yeri ayrıdır çünkü onun denemeleri çoğuldur. Gerçekten Montaigne’e ait olan görüş nedir? Bunu Montaigne’in kendisi de bilmemektedir. Çünkü dünyaya ait olan her şey bize ait olmakla birlikte hiçbir şey tekil olarak bize ait olamaz. Montaigne denemeleri boyunca aslında düşünceler, olaylar arasında yolculuk yapar. Onun denemeleri zıtlıkları bir araya getiren bir meditasyondur ve onu okurken biz de meditasyon yaparız.

İnsan farkını benzerlikle yaratır. Bir insanı benzersiz yapan onun herkesten farklı bir şey yapmasından ziyade herkes için ortak olan, evrensel bir bağlantıyı diğer insanlardan çok daha iyi kurmasıdır. Shakespeare’in karakterlerinin her biri apayrı dünyalardır, hayata bakışları bambaşkadır. Ama hangimiz hayatında en az bir kez Kral Lear, Iago, Othello, Macbeth, Falstaff, Hamlet, Ophelia, Romeo olmamıştır? Bu karakterle karşılaşınca şaşırmayız, ne tuhaf bir karakter demeyiz kolay kolay. Çünkü o karakterler bizim iliklerimize kadar işlemiştir, Shakespeare onları sahneye çıkarmadan çok önce. Shakespeare’in mucizesi her birimizin iliklerine kadar işleyen insanın binbir temsilini aynı oyunun içinde var edebilmesinden ileri gelir.

Hangimiz Odysseus’un yolculuğunu okurken kendi yolculuğuna çıkmamıştır?

Romeo ve Juliet’in trajedisi bütün geçmişte yaşanmış,şimdi yaşanan ve gelecekte yaşanacak olan büyük aşkların sembolü değil de nedir?

Aeneas’ın yeni bir Troya araması insanlığın yitirdiği anlamı yeniden bulma çırpınışlarıdır, Heathcliff’in sönmek bilmeyen intikam ateşi bizim de sönmek bilmeyen intikam duygumuzdur. Hayat boyu hem İsa gibi çarmıha geriliriz hem de İsa’yı çarmıha gereriz.

“Yara benim bıçak da ben

Hem tokat hem tokat yiyen

Çarmıh da ben İsa da ben

Hem celladım hem kurban..”

Charles Baudelaire

Kral Süleyman, “Bütün nehirler denize akar” der, “ama deniz dolmaz.”. Dünyamız da böyledir. Her birimiz dünyaya farklı şekillerde teneffüs ederiz, kazanarak yahut kaybederek, yaşatarak veya yok ederek, sevinerek ya da üzülerek, şiir yazarak veya dağa çıkarak, boyun eğerek ya da Don Kişot gibi yel değirmenlerinin önünde kazık gibi dikilerek, acı çekerek veya acı çektirerek…..Ama ne yaparsak yapalım teneffüs ettiğimiz dünyanın enerjisi asla sönmez, her birimiz toz olup gitsek de. Ve gerçekten güzel olan şey de toz olup gitmemizdir ,zorla ayak diremektense; bize ait olan değil, parçası olduğumuz evrene.

Gerçekten bizi bir araya getiren dünyayla olan akrabalığımız değil de nedir?

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Değişik bir teknikle fotoğraflanan Par..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Özlem Önen

12 Mart 2025

Köklenmenin Adaletsizliği ile Yüzleşmek

Sevdiğimiz ve hep yanlarında olmak isteyeceğimiz dostlarımız, acısını birlikte yaşayacağımız evlatlarımız, çalınan geleceğimizdir, kökler.Balkona çıktı, ılık İzmir meltemi esiyordu, balkon kenarındaki saksılarda –şaşırtıcıydı orada çiçeklerin olması, çünkü şimd..

Devamı..

Gene Hackman: Sinemanın Mükemmel Sırad..

B. T. Yılmaz

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024