Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

1 Kasım 2017

Öykü

Eser Kuru • Yabancı

Eser Kuru

Paylaş

32

0


Tren gara ağır ağır yanaştı. Vagonun içinde telaşlı bir hareket başladı. “Keşke hiçbir şeye dayanacak gücüm kalmasa ama dayanıyorum,” dedi kadın. Yolculuğa başlarken tanıştığı adama söyledikleri kendini tuhaf hissettirdi. Adamın bavulunu taşıma  çabalarını nezaketle geçiştirdi. Peronda yürümeye başladı. Tren garının, şehrin kendisine benzemediğini düşündü. Sonra bunu başka garlar için de düşündüğünü. Büyük mermer sütunları,  barut kokusunu anımsatan metal rayları, ucuz ve pespaye büfeleri  süzdü. Yuvarlak kadranlı devasa saatte gözleri durdu. Beşi yirmi geçiyordu. “Pek vaktim yok acele etmeliyim,” dedi ağzının içinde. “Gideceğiniz yere bırakabilirim.” dedi adam. Vagondan ayrıldığından beri yakınında olmalıydı. Apaçık izleniyordu.  Teşekkür edip reddetmenin huzurunu yaşamadan önce göz ucuyla taksi durağını süzdü. Sonra yolun karşısındaki otobüs durağını. “Yolunuzu uzatmış olmak istemem.” “Mutlaka şehir merkezinden geçeceksiniz. Haydi lütfen.” Ön koltuğa oturdu. Sigara içip içemeyeceğini sordu tereddütle. Adam başıyla onayladı. Yeni yaşına basalı birkaç gün olmuştu. Kendisini bu şehre getiren sebebi öğreneli ise bir o kadar daha. Arabanın aynasında yüzüne baktı. Dudaklarını gamzeleyen çizgileri süzdü. Gözaltı çukurları günlerin uykusuzluğundan kalmış olmalıydı. Saçlarının kıvrımları birbirine dolanmış, teni solgunlaşmıştı. Yüzünü tanıyamama hissi iliklerine kadar titremesine sebep oldu. “Büyük bulvarın arkasındaki okulun civarına gidiyorum. Beni en yakın yerde bırakır mısınız,” dedi. Göz ucuyla araba kullanan adamı süzdü. Yol boyunca konuşmak için can atan adam, suskunluğa bürünmüştü. Bu kez kirpiklerini kırparak onayladı. Acaba ne düşünüyor, diye aklından geçirdi kadın, saatlerce konuşmuşlardı. Hayatının ince ayrıntılarını kolayca anlatmanın acizliğini ilk kez soğuk araba koltuğunda hissetti. İçten, sakin, merak uyandıran birisi. Yaşı epeyce büyük. Yol boyunca onunla konuşmamın nedeni bu olmalı diye düşündü. Yüzündeki yaşam izleri tanıdık gelen yaşlı adama karşı garip bir rahatlık hissettiğini hatırladı. Bir adam, bir kadın ve eski bir Ford, yol şeritlerinin peşi sıra şehre ilerliyordu. Arabadaki sessizlik uzun sürmüştü. Kadın sabahla birlikte içine sinen suskunluğu düşündü. Gün ışığının kendisine bir süredir düşman olduğunu, güçsüz ve kaygılı ruhunun yalnızca gece çözüldüğünü, rahatladığını, dış dünyayla ilişki kurabildiğini anımsadı. Radyoda çalan eski şarkıyı yine kendi bölmek zorunda kaldı. Arabasına bindiği, bir tren kompartımanında tanıştığı adamla konuşmak zorundaydı. Arabada misafirdi ve suskunlukları daima misafirler bozmak zorundaydı. “Aslında ben de bu şehirde doğup büyümüşüm ama pek az şey hatırlıyorum. Siz de buralıydınız değil mi,” dedi kadın. “Başka bir yerde yaşamadım,”  dedi adam. Sesinde mutsuzluk var sanki diye düşündü kadın. Sonra gece boyunca kendisinin konuştuğunu fark etti. Annesinin ölümünden beri suskundu. Günlerce kimseyi görmemiş, ihtiyaçları dışında dışarı çıkmamıştı. Günler günleri kovalamış,  insanın acıya dayanabilme hastalığı belini bükmüştü. Zamanla pekâlâ yaşayıp gittiğini görmüş, işinden istifa etmişti. Bir süredir gündüzleri uyuyarak, geceleri geçmişi düşünerek geçirdiğini fark ettiğinde, kararını vermişti. Yıllardır biriktirdiği para, yeni bir ülkede hayata başlamaya yeterdi. “Bense yakında hiç bilmediğim bir yere yaşamaya gidiyorum,” dedi. “Hatırlıyorum,” dedi adam. “Gece bahsetmiştiniz. Geçmişten soru işareti istemiyorsunuz, bu yüzden son bir kez buraya geldiniz.” “Evet öyle.” Belli belirsiz dilinden döküldü. “Son önemsiz bir ziyaret.” Camlarda pus, havada duman, şehrin lekeli siluetiyle birleşiyordu. Geniş caddeler yol boyu dizilmeye  başlamıştı. “Merakımı bağışlayın,” dedi adam. “Hayatını tümden değiştirecek genç bir kadını buraya getiren her neyse gerçekten önemli olmalı.” “İyi olma fikri,” dedi kadın. Saçma cevap verdiğini düşündü. Üniversiteyi bitirmiş, istediği işi yapmış, para sıkıntısı çekmemişti. Annesini son zamanlarına kadar yalnız bırakmamıştı. Ah anne, diye geçirdi içinden. Bin bir güçlükle yaşamış annem. Yalnızlığının acısını son nefesine kadar saklamış annem.  Annesi göçüp gittiğinde, hayatını terk etme fikri gelmiş, bir daha gitmemişti. “Biliyor musunuz buraları tanır gibiyim, annem hep anlatır bu dar sokakları, yani anlatırdı.” Adam trafik ışığının da yardımıyla hızlı bir hamle yaptı, bir sigara yaktı. “Bizim buraların sokakları meşhurdur,” dedi adam. “Bu mevsimde bile fotoğraf çekmeye gelir turistler, ne bulurlar bilmem.” Dar sokaklardan şehrin içine doğru ilerliyorlardı. Adam sigarasını hafifçe araladığı camdan savurdu. Göz ucuyla kadına baktı. Gözleri kapanmak üzereydi. En az benim kadar yorgun, diye düşündü. Tek odalı evinden ayrı kalmanın huzursuzluğunu, eve yaklaştıkça atacağını düşünmüştü ama olmadı. Oldu olası seyahatleri sevmediğini anımsadı. Sanki evine kilometrelerce uzaktı. Hatırlayamadığı kadar uzun bir süredir yalnızdı. İnsanlar küskün olduğunu düşünürlerdi. Geçmişinin yaralarla kaplı olduğunu. Haksız değillerdi. Gençlik yıllarındaki enerjisi aklına geldi. Güçlükle okuduğu bu şehri düşündü. Öğretmen olmayı çocukluğundan beri istemişti. Üniversite yıllarının o bulanık, karmaşık, hareketli dönemi. Sonra sürgün yılları... Yol şeritlerini ortaladı. Bir türlü kuramadığı hayat. Okul ve ev arasında görünmez çizgide yaşanan yıllar. Emekli olduktan sonra okulun arka sokağındaki evinden kopamayışı geldi aklına. Korna sesiyle irkildi. Şehrin trafiğine bulaşmayalı uzun zaman olmuş, diye iç geçirdi. Kadın gözlerini araladı. “Neredeyiz, saat kaç?” “Az kaldı,” dedi adam. “Trafiğe yakalandık, aceleniz var gibi,” diye ekledi. “Bir sonraki trenle döneceğim,” dedi kadın. Bir an duraksadı. “Hiç gelmek zorunda kalmam sanıyordum buraya. Garip bir yer. Annemin hatıralarıyla dolu. Bense o kadar küçüktüm ki ayrıldığımda, kendime dair bir hatıram yok,” dedi. Bir sigara daha yaktı. “Bir yere dair, kendi düşüncelerimiz yoksa başkalarınınkilerle doldururuz,” dedi adam. “Özellikle sevdiklerimizin.” “Haklı olabilirsiniz, kaçtığım bir yer burası, aynı zamanda bilinmezin olduğu bir yer,” dedi kadın. “Yol boyu başınızı ağrıttım üstelik şimdi de devam ediyorum, ne olur kusuruma bakmayın,” diye ekledi. “Hayır hayır,” dedi adam. Sonra sustu. Okula birkaç blok kalmıştı. Adam camı açtı. Derin derin soluk almak için yavaşça ilerleyen arabadan başını çıkardı. Yaklaştıklarını anladı kadın. Hızlıca çantasındaki adresi aramaya koyuldu. Bulamadı. Arabanın ışığını aramak için aracın tavanında ellerini gezdirmeye başladı. O sırada arabanın durduğunu fark etti ve adamın gözlerine yakalandı. Sessizliği adamın seğiren dudakları bozdu. “Geldik.”
YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Yüz Yıllık YolculukFaruk Ulay
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

27 Ocak 2026

Natalie Haynes ile Hayatındaki Kitapla..

Okumaya dair en erken anım Russell Hoban’ın yazıp Lillian Hoban’ın resimlediği Harvey’s Hideout. Harvey, kız kardeşinin korkunçluğundan şikayetçi olan bir misk sıçanı. Ama kız kardeşi Mildred da ona karşı aynı şeyleri hissediyor. Bu kitabı okuduğumda san..

Devamı..

Uyanmanın Yanıcığı

Tuğçe Vural

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024