Sikke
Karların ve buzulların erimeye başladığı günlerden birinde, çocuklardan biri, elime gümüş bir sikke tutuşturdu.
Sikkenin bir yüzünde, ne anlama geldiğini bilmediğim, tersine yazılı bir işaret vardı. Öteki yüzünde ise bir balık. Balıklı bir sikkenin, burada ne işi olduğunu sordum kendime.
Çocuğa, sikkeyi nerede bulduğunu sordum. Dere yatağında bulmuş.
"Sular akıyordu ve para orda parıldıyordu" dedi.
Kuşkusuz, bu sikkenin de yolu, benimki gibi bir rastlantı sonucu düşmüştü bu dağ başına.
Günler, geceler boyunca bu sikkeyi inceledim. Ama sorularımın karşılığını bulamadım. Köyden ayrılmadan sikkeyi sahibine geri verdim.
"Sakla bunu" dedi. "Ve yolu buraya düşen her yabancıya göster. Belki aralarından birine aittir.,"
Dostluk
Her şey bir yana, dostluk bir yana, dedi.
Öyleyse, bu karanlık, güç günümde bana dostluğunu göster, dedim.
Hiç duraksamadan hançerini çekip sol mememin altına sapladı. Bunu yaparken beni kucaklamayı unutmadı.
Bilemezsin bu benim için ne kadar güç.
Gözlerimi kapamadan duyduğum son sözleri bunlar odu.