Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

26 Nisan 2018

Öykü

Gizem Hacımuto • Rüyadigma

Gizem Hacımuto

Paylaş

17

0


Herhangi bir paradigmayı reddetme kararı aynı

zamanda daima bir başkasını da kabul etme kararıdır.

Thomas S. Kuhn

Ona artık işlere yetişemediğimi söylediğimde, dünya zamanıyla bir süre sessizlik oldu. "Haklısın, bu aralar trafik kazaları, intiharlar ve kanser arttı. Kendine yardımcı alabilirsin pekâlâ, elbette bir fani. Sana bir kayık veririm. Getirip ruhları oraya bırakırsın. Yardımcın da onları nehir boyunca taşır. Tabii belli kriterleri olmalı bu yardımcının. Az konuşan, uzun boylu, ayakta durmaya ses çıkarmayan bir kadın olmalı ve tabii ki bunu isteyerek yapmalı. Beş gün vaktin var. Bu beş gün boyunca dünyada hiçbir ademoğlu ya da havva kız ölmeyecek. Sen de bu süre zarfında gidip işe alacağın yardımcını seçebileceksin. " Benimle dalga geçtiğini düşündüm, sayılan özelliklerde bir kadının olması, üstüne üstlük benimle çalışmaya gönüllü olması uzak bir ihtimaldi. Oysa göz ardı ettiğim, onun zaten malum kadını seçmiş olduğuydu. Benim onu hak etmemi istiyordu.

***

O sırada dünyada bir kadın, geçmek bilmeyen baş ağrılarından şikâyet ediyor ve rüyasında mütemadiyen, yarısı karanlık bir nehirde, kayığın kıç tarafında ayakta durmuş, kürek çekiyordu. Bu rüyayı ilk gördüğünde üzerine hiç düşünmemişti. Bir hafta sonra ikinci görüşünde, aynı rüyayı tekrar görmem ilginç, demişti kendi kendine. Üçüncüsünde hatırlayamadığı bir filmden bir sahne olabileceğine kanaat getirmişti. Dördüncüden sonra bunun mutlaka bir anlamı olması gerektiğini düşünmeye başlamıştı. O anlamın ne olduğu sonucuna varamıyordu bir türlü. Çektiği yoğun baş ağrısı yavaş yavaş konsantre olma yeteneğinin azalmasına yol açtı. Önceleri okuduklarına, izlediklerine odaklanamazken, kitapta aynı sayfayı dönüp dönüp okurken ya da dizilerde olan bitene anlam veremezken, zamanla gündelik hayattaki hiçbir şey ilgisini çekmemeye başladı. Bildiği yerlere, hep kullandığı yollardan gitmeye başladı. İlk fırsatta hızla eve dönüp vaktinin çoğunu yatağında geçiriyordu. Sürekli aynı kıyafetleri giyiyor, çoğu zaman saçını taramadan evden çıkıyordu. Baş ağrısının hayatını altüst ettiğini kabullenmesi çevresinin uzun dil dökmeleriyle mümkün oldu. Ailesi ve yakın çevresi mutlaka bir doktora görünmesi gerektiğine ikna etmiş ve uygun bir isim arayışına girmişlerdi. Aslında dikkatsizliği sebebiyle sokakta atlattığı minik kaza olmasa belki bu kadar insanın konuşmasına kulak asmayabilirdi. İsim bulunup, randevu günü gelip çattığında seri ve sert adımlarla doktorun odasına girip gösterilen yere oturdu. Sıkıntısının ne olduğu sorulduğunda, "Şiddetli ve geçmeyen baş ağrısı," diye cevap verdi, tam tepemde, şuramda. Rüyalarını hiç karıştırmadı. On beş-yirmi saniye kadar hastasını inceleyen doktor, ondan üç dakikada günlük yaşantısını anlatmasını istedi. Çünkü kapıdan girdiği ilk an, kadının hastalığının kendi branşıyla ilgili olmadığını fark etmişti. Kadının anlatması bir dakikadan biraz fazla sürdü. Doktor ilk andaki tespitinin doğruluğu nedeniyle yüzünde ince bir tebessümle, kas gevşetici ve ağrı kesici yazdığı reçeteyi uzatırken, “Bu yazdıklarım geçici çözüm, çare değil,” dedi. “Size tavsiyem paradigmayı değiştirmeniz.” Kadın kendisinden ek tetkik ve tahlil istemeden ilaç yazan doktora önce boş gözlerle baktı, sonra da bir hışımla yazılan reçeteyi alıp söylenerek odadan çıktı. Bir haftanın sonunda aldığı ilaçlar başının ağrısını hafifletmişti. En azından onu yatağa ya da eve bağlamayacak kadar azalmıştı. Kendini oldukça iyi hissedip dışarı çıktığı bir gün uzun zamandır sokakta bu kadar vakit geçirmediğini, bunu ne kadar özlediğini fark etti. İlaçların iyi geldiğini düşünüyordu. Doktora, yanıldığını bir sonraki gidişinde mutlaka söyleyecekti. Söyleyecekti de, ya şu sonu gelmeyen rüyalar ne olacaktı. Neden hep aynı rüya? Yaptığı araştırmalar onu bir yere götürmüyordu. Uhrevi, sembolik ya da bilinçaltı mesajlar açısından elbette bir manası vardı ama yapbozun yanlış parçası gibi bir türlü yerine oturmuyordu. Belki de doğrudan doğruya doktora anlatmalıydı. Doktorun bekleme odasında adı söylendiğinde söylemek söylememek ip köprüsü üzerinde kararsızca salınıyordu. Odaya doğru yürüdü, içeri girerken, söylemeyeceğim, diye tekrarladı kendine. İlaç yazdırıp çıkacaktı, rüya konusunu açmayacaktı. Doktor ilaçlardan fayda görüp görmediğini sordu. "Kısmen," dedi, "rüyalarıma bir faydası olmadı." O sırada yaptığı şeyi yapmamaya az önce karar verdiğini hatırlayıp elini ağzına götürdü. Doktor, "Hep aynı rüya değil mi?" diye sordu. Şaşkınlıkla kafasını salladı. "Bir önceki gelişimde söylediğiniz şey, paradigmanızı değiştirindi sanırım. Ne demek istediniz?" Yüzünde ılık bir gülümseme yayılan doktor, koltuğunda arkasına yaslandı. "Dünyaya farklı bir açıdan bakın demek istiyorum. Siz kapıdan girdiğinizde omzunuzda başka başka hayatların, yaşanmış ama atlatılamamışların ağırlığını gördüm. Kendi hayatınızın farkına varın, kıymetini bilin. Bunun için ikinci bir şansınız olmayacak. Biten her şeyi arkanızda bırakın, nereye kadar taşıyabilirsiniz ki tükenmiş şeyleri. Acılarınızla yüzleşin, yoksa her yere peşinizden gelecek hatta zaman zaman sizi yoldan çıkartacak kadar gözlerini karartacaklar. Hayatın pek çok öğesini değiştiremeyeceksiniz, bunu kabullenirseniz daha az yıpranırsınız." Kadın, söylenenleri aklına kazımak istercesine bir süre daha oturduğu yerde kaldı. Doktor sabırla hastasının söylediklerini hazmetmesini beklerken ikinci terkip reçeteyi yazdı. Reçetesini alıp çantasına koyarken doktora deneyeceğine dair söz verdi. Uzun bir aradan sonra ilk defa o gece rüyasında o kayıkta kürek çekmedi.

***

Alışkanlık gereği içeri sessizce süzüldüğümde, mutfakta yemek yapıyordu. Normalde vaktini tamamlamamış olanlar beni göremez ama o görebildi. "Sonunda seni buldum," dediğimde minik bir ürperti oldu beyaz teninde. Domates doğradığı bıçağı elinden yere düşürdü. Eğilip aldığım bıçağı tezgâha koyarken, "Korkma," dedim. "Senin için gelmedim. Sana bir teklifte bulunacağım. Benim bir yardımcıya ihtiyacım var. Onun koyduğu kıstaslara tek uyan da sensin." Bir süre görmemesi gereken bana, tezgâhtaki bıçağa, ocaktaki tencereye ve altında yanan ateşe baktı. "Peki," dedi kadın, "sonuçta paradigmayı değiştirmeye bir yerden başlamak lazım." Bu kadar radikal bir nokta seçmeyebilirdi belki ama ne demeli, bu da benim şansım sanırım.
YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Finnegans Wake artık ÇincedeOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Atilla Birkiye

26 Ocak 2026

Anılarla Eray Canberk Armağanı

Armağan'da yer alan hangi yazıdan söz etsem, hepsi değerli, okuduğunuzda Canberk'in özgeciliği, örnek insan oluşu çıkıyor, yalnız üst kuşaklardan değil, alt kuşak şairlerden etkilendiğini de açıkça söylüyor ki bu bir erdemdir. Eskiden "kadirşinaslık" deniliyordu, karşıl..

Devamı..

İkinci El BMW Alırken Değerini Belirle..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024