Bağman’ın başarıyla gizlediği gündelik siyasete karşı duruşunu da bazı şiirlerinde keşfe çıkıyorsunuz.
Şiir gündelik yaşantımızın iyiden iyiye bir parçası oldu çıktı.
Sosyal medyanın âşıkları ve veciz söz meraklıları sürekli mısralar paylaşıyorlar, ama şiir kitapları hâlâ çok az satılıyor ve şairler olmaları gereken yerlerde değiller.
Cemal Süreya’yı, Oktay Rifat’ı, Nâzım’ı, Yahya Kemal’i biliyor herkes, doğru ya da yanlış mısraların altına onların imzalarını koyuyorlar, küfürlü bir şiir oldu mu hemen Can Yücel’in imzasını atıveriyorlar.
Ama Hulki Aktunç’un ya da Bahadır Bayrıl’ın şiirlerini paylaşan kimseye rastlamadım daha ve tabii adını anmadığım nice şairin daha şiirlerinden ses seda yok sosyal medyada.
Sosyal medyanın dışında şiir kitaplarına baktığımız zaman, habersiz yayımlanmış, çok az kişiye ulaşmış şiir kitapları var.
Yeni Moda Eczanesi’ni bilen var mıdır?
Melih Ziya Sezer
Moda Caddesi’ndeki bu çok eski eczanenin sahibi Melih Ziya Sezer hakkını vererek eczacılık yapan bir eczacı olmasının yanında iyi bir şairdir.
Benim bildiğim Üç Yeşil Zeytin (1954), Geçip Giderken (2020) ve Bütün Şiirleri (2013) diye üç tane şiir kitabı vardır.
İyi bir batı müziği dinleyicisi de olan Melih Ziya Sezer, aynı zamanda keman da çalar, onun sadık bir okuyucu olduğunun tanığıyım. Yazarın şiirlerine ulaşılmasını, kitaplarının alınıp 1932 yılında doğmuş olan şairin dünyasının keşfedilmesini öneriyorum.
Öte yandan PEN yazarlar derneğinin üç yayımlanmış eseri olan bu önemli sanat ve bilim insanını değerlendirmesini de bekliyorum.
Bir diğer gizli şairin ikinci kitabı Eylül 2020 de Cinius Yayınları tarafından yayınlandı. Devrim Bağman tanıdığım en romantik ve duyarlı insanların önde gelenidir. İlk şiir kitabı İsimsiz Martı kitabını okuduktan sonra iki kitap daha yayımlamasını istedim ondan, çünkü bana kalırsa PEN yazarlar derneği için önemli ve değerli bir üye olacak, ancak PEN’e üye olabilmek için üç yayınlanmış kitap koşulu var.

İkinci kitap geldi Bir Günlük adlı kitabı okurken, aşkın, duyarlı sevdaların ne olup ne olmadığını bir kere daha keşfediyorsunuz. Ayrıca Bağman’ın başarıyla gizlediği gündelik siyasete karşı duruşunu da bazı şiirlerinde keşfe çıkıyorsunuz.
Uzun yıllardır Paris’te yaşamakta olan Devrim Bağman aynı zamanda iyi bir gezgindir, ama gezi yazıları yazmaz, çünkü her yazacağı yazının İstanbul’a ihanet olduğunu düşünür.
İstanbul’un günden güne gerçek kimliğinden uzaklaştığını bilse de onun şehre olan bağlılığı “özeldir”. Bu bağlılığı tasvir etmeye çalışmayacağım, çünkü beceremem, onun yanında İstanbul’a ya da rakı masasına pek söz söylenemez.
Öyle bağımlı bir akşamcı falan olmasa da, Devrim ile rakı masasını paylaşmakla, şiir okumak üç aşağı beş yukarı aynı şeydir.
tokat gibi çarptı kaçtı
suratımda dalgası
kayalığın yamacında
ölümle yaşam arası
bir adım sonrası yokluktu
bir adım öncesi mutluluk
Bir gün Devrim Bağman’ın şiirlerinden şehirlerin hallerini okumaya başlarsak şaşırmayacağım, çünkü o düz yazı yazmayacak ama, gün gelecek şiirleri ile şehirleri, gezip gördüklerini anlayacak ve öyle inanıyorum ki her şiirinin sonu İstanbul’a bir veda ile bitecek.
İnanılır gibi değil, ama bu İstanbul sevdalısı, Kadıköy çocuğu Devrim Bağman yaman bir Parizyendir.






