Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

30 Ağustos 2018

Öykü

Hanife Altuntaş • Rüya

Hanife Altuntaş

Paylaş

7

0


“Her şey rüya görür. Şeklin, varlığın oyunları, maddenin rüya görmesidir. Kayalar kendi rüyalarını görür ve yeryüzü değişir.” Ursula Le. Guin, Rüyanın Öte Yakası

Uyanıklığın bittiği yerde başlıyordu bütün uykular. Uykuların kıyıları da rüya denizlerine bakıyordu.

Burada keskin sınırlar yerini neredeyse saydam geçişlere bırakmıştı.

İşte bu nedenle bazen neyin başladığını ve nerenin bittiğini anlamak mümkün olmazdı.

Dokuları ilk bakışta farklı gibi görünse de,  aslında aynı malzemeden yapılmıştı hepsi.

Renkleri de farklıydı, kokuları da.

Kimilerine sessizlik gibi gelen, derin ve uğultulu bir sesleri vardı. Bütün kıyılarda ve açık denizlerde ve ötesinde hep aynı uğultu duyulurdu.

Kıyıların çok gerisinde sonsuzca uzanan çölün adı uyanıklıktı.

Zamanın olmadığı bir yerde, bütün insanlar burada yaşamaya başlamıştı ve burayı evleri olarak bellemişlerdi.

Atalarının da eviydi burası.

Gökyüzünün mavisiyle çölün sarısı arasında geçip giden her şeyi yaşam diye adlandırdılar.

Gece, başlarının üstünde gördükleri yıldızları merak ettiler sadece.

Gündüz ışığından kalanlardı belki de bunlar.

Kumun üzerine uzanıp yıldızları seyrederken, çölün ve yıldızların giderek yok olduğu uykulara daldılar.

Ama pek azının bundan haberi vardı.

Sabah olduğunda her şey sanki hiç ara vermemiş gibi devam ediyordu.

Bir gün bir çocuk, uykunun içinde yürürken çölün kumlarının bittiğini ve yerinde yeşil otların başladığını fark etti. Çölde daha önce yeşil renk görmemişti ama içindeki bir şey yeşili ve otu tanıdı.

Çocuk olduğu için meraklı ve korkusuzdu.

Yürümeye devam etti.

Otlar giderek büyüyor, kimi yerde beline kadar geliyordu.

Başını kaldırıp uzaklara baktı.

Çok ilerde yeşilin bitip mavinin başladığı ufku gördü.

Keşfinin heyecanı içinde koşmaya başladı çocuk.

Yüzüne çarpan rüzgâr daha önce hiç bilmediği bir kokuyla yüklüydü.

Artık boyuna kadar gelen otların bittiği yere geldiğinde, büyük taşlarla örülü bir duvar karşıladı onu.

Sağda ve solda sonsuza kadar uzanıyor gibi görünen duvar fazla yüksek değildi. Yıpranmış taşlar hâlâ çok sağlam görünüyordu ama basamak olarak kullanılacak girintiler dışında her yer küçük dikenli otlar ve yeşilliklerle istila edilmişti.

Uykunun üzerine basan küçük ayaklarını yavaşça taşların yüzeyindeki girintilerine yerleştiren çocuk, ellerinden de güç alarak duvarın üstüne çıktı.

Şimdi karşısında bugüne değin gördüğü en büyüleyici şeye bakıyordu.

Burası, uykunun bittiği ve rüyanın başladığı yerdi ve duvardan kendini aşağıya, boşluğa bıraktı.

......

“Hadi uyan, geç kalacaksın işe.”

Çok uzaktan, duvarın, suyun, karanlığın gerisinden gelen bu sesle birlikte, önce varoluşunun ayırdına vardı ve uyandığı dünya hâlâ kısık olan gözlerinin ardında yavaş yavaş şekillenirken var olma halinin kimliğine de kavuştu hemen.

“Gene aynı rüyayı gördüm,” dedi, aceleyle giyinmeye çalışan karısına bakmadan.

Üstüne giydiği eteğin rengini beğenmeyen kadın sinirlendiğini belli etmemeye çalışarak, “Boş ver rüyaları, kahvaltıyı hızlıca yapıp çıkalım, yoksa toplantıyı kaçıracağım,” diye yanıt verirken o da çoktan uyanıklığın çölüne ayak basmıştı.

“Oğlum bırak bu rüya işlerini, bak bizim hayatımız rüya olmuş, patron gene ensemizde boza pişirecek şu ihale yüzünden.”

İşyerinde kahve molasında en yakın arkadaşı da onu böyle yüzüstü bırakmıştı işte. Aceleyle sigarasından derin nefesler çekerken bir yandan da alaycı bir ifadeyle onu süzüyordu.

Bundan daha fazla dalgasını geçemez zaten diye düşünüp son bir hamleyle,  “Peki ya  aslında bu dünya bir rüya  uykuda, rüyada yaşadıklarımız  asıl gerçeklikse,” deyiverdi bir nefeste.

Derinden kopan kahkahasıyla, aldığı son yudumu kahveye püskürten arkadaşı, bu kez fazlasıyla keyifliydi. “İyi ya işte, o zaman ihale patrona kalır.”

Vazgeçti.

Aynı rüyayı görmeye devam edecekti.

Kumun,  yıldızın ve sonsuz uzanan duvarın rüyasını.

Rüyamın rüyasını göreceğim ve bir daha çöle geri dönüp kimseyi derin uykusundan uyandırmayacağım, dedi, toplantı odasına girerken.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Walker Evans’ın Fotoğrafları ÜzerineErhan Sunar
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Nihat Dağlı

24 Aralık 2025

Ele Geçirilemeyenin Peşinde

“Yola çıkarken şunu unutmamak gerekir: Hazırlanmış güzergâhlara, haritalara, önceden ayarlanmış konaklamalara, tesadüflere ve beklenmedik olaylara rağmen yolları önümüze açan Tanrı’dır. Issızlıkları o yaratır ki biz içlerinden yollar geçirebilelim. Dağlar arasında, sanki d..

Devamı..

Şaka

Erhan Sunar

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024