Hislerim Henüz Varken
20 Şubat 2019 Öykü

Hislerim Henüz Varken


Twitter'da Paylaş
3

Ağzını kapattığım bir konserve şişesinin içine kapatmıştım onu. Dans ediyordu durmadan. Dansın içindeki kötü duyguları dışarı attığına inanıyordu. Belki de yağmurun yağacağını da tahmin etmişti. Sonra bir konservatuar salonunda görmüştüm onu, siyah takımlı adamın sol yakasında oturuyordu. Beni fark etmemişti. Telefonumu çıkararak kameranın zoom özelliğiyle yakından baktım. Evet oydu. Ama nasıl çıkmıştı oradan? Onu cam şişeye hapsetmiştim. Beş gündür uyuyamıyordum. Kafam bulanmıştı. Kafam karışmıştı. Kafam allak bullaktı. Gözlerime bir uyku hali geldi. Gözlerim kapanmaya zorluyordu kendini. Bilgisayarın power tuşuna takılı kalmış gibi hissettim kendimi.

Uyumuşum. Uyandığımda, kendimi bir ormanda bulmuştum. Yüksek seslerin hâkim olduğu bir ortamın biraz uzağında hissediyordum kendimi. Ayağa kalktım, sesin geldiği yana doğru yaklaştım. Yaklaştıkça sesler artıyordu. Elimde bir can simidi vardı. Üstüme baktım, kiremit rengi bir tişort. Atımda bir kapri. Ayaklarım çıplaktı. Aldırmadım ve yürümeye devam ettim. Sesler çoğalıyordu. Çoğaldıkça sesin içine giriyor, ses içime girmeye başlıyordu. Önümdeki birkaç ağacı aşınca bir toplulukla karşılaştım. Herkes birbirinden bağımsız dans ediyordu. Bir deniz gördüm, dalgaları müziğin ritmine ayak uyduruyor gibiydi. Bir dj kabini ve etrafında insanlar. Müzik hiçbir şey anlatmıyor gibiydi. Soldan bir ses işttim. “Almaz mısınız?” Yeşilimtırak renkle dolu bir bardak uzattı. Hemen elimi uzattım. Fakat bu eylem bana ait değildi. Bu ben değildim. Ben bu bardağı almaya niyetli değildim. Bardağı fondip ile tamamen içime doldurdum. Bir şeyler içimi içiyor gibiydi. Bir şeyler içimde dans ediyor gibiydi. Vücudumu hissetmemeye başladım. Müzik bir şeyler anlatmaya başlar gibi oldu.

Sonra onu gördüm. Bana fötr şapkalı bir adamın arkasından gel diye işaret yapıyordu. Bir anda kendimi orada buldum. Oraya nasıl gittiğimi bilmiyorum. “Duyuyor musun?” dedi. “Neyi,” dedim. “Dinle,” dedi. Gözlerimi havaya kaldırdım. Bulutlar rengârenkti. Bulutlar bana el sallıyordu. Sonra ona baktım. “Ne duruyorsun,” dedi. Kendimi bir anda o topluluğun içinde buldum. Kontrolün mihengine saplanmıştım. Kontrol algoritmalarım sesin ritmine göre hareket ediyordu. Kontrol, kontrole gelmez bir hal almıştı. Müzik, duygularımın tenine yapışmış gibiydi. Ait olmadığım bir âlemin içinden sesleniyordum kendime. Sesimi işitemiyordum. Kendime sağır olmuşluğu yaşıyordum. Kendimin kendiliğine şaşıyordum. Eylemlerimin bana ait olmadığı bu âlem de, kendimi eleştiriyordum. Benim ait olmadığım bu yerde, nereye ait olduğumu çıkarmaya çalışıyordum. Müzik hızlanmıştı. Adrenalin, hormonlarımı tetikliyordu. Ben akrobatik hareketlerle havada geziniyordum. Bir şeylerin esiri altında olduğumu farkedemiyor olsam da, bu renkler, bu tükenmemezlik duygusu, bu hiyerarşik topluluk, bu hareketlilik, bu yorulmamazlık hoşuma gidiyordu..


Twitter'da Paylaş
3

YORUMLAR


Mustafa Gökhan Üvez
Bardağı fondip ile tamamen içime doldurdum. ben olsam bardağı değil bardaktakini doldururdum içime. ;) Esrimelerle yazılan bu tarz yazıların riskli yanı okunmadan yollanması. Kendimden biliyorum. Yazı bittikten sonra bir iki gün bekleyip, sesli okuma ile halledilebilir. Bu, o an göremediği anlatım bozuklukları, anlam hataları veya yanlış cümleleri düzeltme fırsatı tanır yazıcıya. An güzel, yaşanan kafa da güzel ama anlatım için aynı şeyi söyleyemediğim için üzgünüm.
5:59 AM
Şenol Gürel
Yazdıklarımızı geniş ekran görebilsek ne iyi olurdu. Bir önce yazılanı göremeyince anlatım yanlışlıkları yapılabilir.
2:42 PM
Şenol Gürel
Merhaba... Ortaya iyi bir şey çıkacakken savruk anlatım önünü kesmiş. Ağzını kapattığım bir konserve şişesinin içine kapatmıştım onu. →kapattığıma kapattım (üstün bir beceri ister ya da başka bir şey) Belki de yağmurun yağacağını da tahmin etmişti. → Yağmur yağdı mı peki. O tahmini mi onu şişeye girmeye itti. Kafam bulanmıştı. Kafam karışmıştı. Kafam allak bullaktı. → bulanmıştı, allak bullaktı, boz bulanıktı, çamurluydu, pusluydu. Kısa bir metinde üç kez 'kafam' çok değil mi. Bir deniz gördüm, dalgaları müziğin ritmine ayak uyduruyor gibiydi. →Birkaç ağaçtan sonra deniz kıyısına mı gelmiş oldu. Bu "Bir deniz gördüm..." diye mi söylenir. Bir geyik, bir kurt görmüş gibi... ... dalgaları müziğin ritmine ayak uyduruyor gibiydi. → ayak uydurmak, daha iyi anlatılamaz mıydı. Müzik hiçbir şey anlatmıyor gibiydi. → Müziğin hiçbir şey 'anlatmaması'... Yeşilimtırak renkle dolu bir bardak... → renkle dolu, biri renk doldurmuş bardağa. Vücudumu hissetmemeye başladım. → Öncesinde hisler var. Sesler içine giriyor bnz. Kontrolün mihengine saplanmıştım. → mihenk? Kontrolün mihengine saplanmıştım. Kontrol algoritmalarım sesin ritmine göre hareket ediyordu. Kontrol, kontrole gelmez bir hal almıştı. →16 sözcükten 4 tanesi 'kontrol'. kontrol kontrol gitmiş. sesleniyordum kendime. ...Kendime sağır olmuşluğu yaşıyordum. Kendimin kendiliğine şaşıyordum. ... kendimi eleştiriyordum. kontrol'den sonra kendiler sökün ediyor. Benim ait olmadığım bu yerde, nereye ait olduğumu çıkarmaya çalışıyordum. → BenİM ait olmadığIM... Bir şeylerin esiri altında olduğumu farkedemiyorum .... → Esiri altında olmak ? bu hiyerarşik topluluk... → hiyerarşi mi ya da hiyerarşik mi ben göremedim. Yazım yanlışlarına değinmedim. Şenol Gürel
2:40 PM

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR