Hislerimizin Sorumluluğunu Alamadık
15 Eylül 2019 Öykü

Hislerimizin Sorumluluğunu Alamadık


Twitter'da Paylaş
0

Haberi aldığımdan beri, damağımda geceden içtiğim çayın acısından, içimde git gide artan ağırlıktan başka bir şey hissedemedim. Uğraş arıyorum kendime. Belirmeye başlayan bulutları okumaya çalışıyorum. Nafile. Aklımı dağıtmıyor. Çıkarabileceğim bir anlamda kâr etmiyor.

Alçak çatılı evlerin aralarına konumlanmış direkler etrafı aydınlatmayı bıraktı bırakacak. Yol boyu ayçiçekleri ekili, bekliyor. Güneş görünecek. Bizim de onu beklemediğimizi söyleyemem. Gözümüzü geceden beri yolun çizgisine dikip susuştuk. Güneşin sıcaklığına ihtiyaç var. Karanlıkta daha kolay saklanılıyor ya da köşelere çekilmek o kadar da yadırganmıyor. Tam anlamıyla gün doğumuyla aydınlanacağız. Aklımızda dönenleri masaya yatırıp bir hal çaresi bulacağız.

Yol boş. Abim beni aldığından beri tutturduğu hızla ilerliyor. Aynı şerit, aynı hız. Düşüncesi de takılmış olacak. Daldığı şeridin çizgisinden sapmıyor. Karşısına çıkan tabelalar da gözünde değil. Ne zaman frenleyecek? Ne zaman vites atacak? Önümüze çıkan leşleri de görmüşe benzemiyor. Bir kez de biz geçiyoruz üzerlerinden.

Ne gibi nedenler arıyor, sonuca varmaya, ulaşmaya çalışıyor kim bilir? Geçmişte mi, şimdi de mi aklı? Annemizin yatağa düşmesi mi kafasını kurcalayan yoksa babamızın eline kalışı mı? Abimin suskunluğunu korkusuna yoruyorum. Hep böyle olmaz mıydı? Kendimin ne hissettiği, düşündüğünden çok onunkileri merak etmez miydim? O ise bir anıt gibi dururdu. Bir korku anıtı.  Kendi düşüncemi onunkinin etrafında dolandırmak mı cazip gelirdi? Kolaya mı kaçardım?

Annemden çok babama bir ceza mı bu? Abim böyle düşünüyor olmasın. Olabilir. Ettiklerinin bir karşılığı diyor mudur? Daha çok mu gelip gitmeli bu yolu artık? İlgilenmeli. Yahut aynı düzeni –mesafeyi– koruyup onları da kendi hayatlarının döngüsüne bırakmalı. Bırakmalı diyor mudur? Ya da iki oğlu var. Bakacağız elbet diye savuruyor mudur içindekini? Yıllarca uğraşıp didindiğimiz düzenleri ne halt edeceğiz peki? Benim olmasa da onun çoluk çocuğu var. Tüm bunların hesabını çıkarmaya başlamış mıdır?

Abimden fayda yok, susacak daha belli. Her ne kadar siyah beyaz birer fotoğraf gibi kaldıysa da aklımda çocukluğum, anımsıyorum. Bir bacağını altına almış, köşesinde oturan babanın, başları önde iki velediydik. Tüm babalar böyle sanırdım. Titreyerek açardık ağzımızı eğer ki açacaksak. Annem koşturan, arada bir görünendi. Ben de gördüğümü oynadım. Muhabbetsiz, suskun evin çocuklarıydık. Abimin koşturduğu olmadı hiç, oynamaz, sesi soluğu çıkmazdı. Bende onun yamacına sinerdim.

Büyüdük büyümesine. İçimizdeki suskunluğun öfkesini dışa vuramadıkça o da bizimle büyüdü. Alışkanlığımız oldu. Ters bakan, konuşmayan, somurtan hep o oldu aslında. Tek doğrumuz oydu.  Babamızdan başkasını bilmezdik. Kime çekecekti evin oğlanları? İçimizde yeşertilen duyguları ona pay biçtik. Suçladık. Belki de hislerimizin sorumluluğunu alamadık. Üstlenmeliydik belki.

Yolun bitimine bir şey kalmadı. Yaklaşıyoruz. Güneşte kendini göstermeye başladı. İki laf edip nasıl davranacağımızın planını yapmak, eve varmadan konuşmak gerek. Ne yapmalı, nasıl davranmalı şimdi? Abimi bekliyorum. Önce o konuşsun. Bakalım ne diyecek?


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR