İçimde Hiçbir Şey İstememenin Mutluluğu Var: Fernando Pessoa’nın Evi
16 Kasım 2018 Edebiyat Gezi

İçimde Hiçbir Şey İstememenin Mutluluğu Var: Fernando Pessoa’nın Evi


Twitter'da Paylaş
0

O Poeta isimli tablo 1982 yılında Antonio Costa Pinheiro tarafında yapılmış ve müzede sergileniyor.

Fernando António Nogueira Pessoa 47 yıllık kısa ömrünün son on beş yılını Coelho da Rocha Sokağı’ndaki şu anda müze haline getirilen evinde geçirmiş. Evi bulabilmek öyle kolay değil. Pessoa Lizbon için Fado ile birlikte en büyük gurur kaynağı. Çoğu zaman turizm malzemesi olarak görülse de kalem başlığı, masa örtüsü, bardak altlığı olarak en küçük markette bile bulunsa da beklenenin aksine ona giden yollarda yönlendirici levhalar yok. İyi bir harita okuyucu olmak, yokuşlardan pes etmemek ve uzun sokakların bitiminde hala Pessoa’nın evine benzer bir yerle karşılaşamayınca umudu yitirmemek gerekiyor. Yola koyulmadan önce şairin nişanlısına yazdığı mektuplardan oluşan Orphélia’ya Mektuplar’ı okumuş olsaydım belki işim kolaylaşırdı. Döner dönmez hislerimin sıcaklığı ile kitaba sarıldım. Pessoa, öğle araları gizlice buluştuğu, çoğu zaman yalnızca ablasının penceresinin önünden geçerek görebildiği biricik sevgilisi Orphélia’ya evinin yolunu işte böyle anlatmış:

29 Nisan 1920

“Rua Saravio de Carvalho’nun sokağının buraya uzak olup olmadığını soruyorsun. Hayır uzak değil: Çok yakın; bu sokağın hemen yanında. Yine de senin telmihte bulunduğun sokağın bir bölümüne bağlı. Rua Saravio de Carvalho çok uzun bir sokak, bir bölümü burada, tam köşe başını dönerken. Başı Rato yakınında sonu Prazeres mezarlığında. Coelho da Rocha sokağı son bölüme yakın.”

Müze-ev 3 katlı. Girişte, geçici sergilere yer verilen bir alan onun yanında da Pessoa’yı çanta, defter, buzdolabı süsü gibi türlü şekilde görebildiğimiz bir alışveriş köşesi var. Evi gezerken Pessoa’nın bu derece ticarileştirilmesinin, diğer ünlü yazarlara da yapıldığı halde beni daha fazla etkilediğini fark ettim. Şiirlerini bile oluşturduğu dış kimliklerle imzalayan, "bende dünyanın tüm hayalleri var" diyen bu adam, ona –hem de evinin giriş katında– bu yapılandan hiç hoşlanmayacaktı sanki. Pessoa’nın mütevazı yatak odası birinci katta. Bir yatak, çekmeceli dolabı ve yazılarını biriktirdiği sandığın bir tefrikası bu odada.

Pessoa’nın yatağı.

Pessoa’nın yazdıklarını sakladığı sandığın tefrikası

Yazarın 30 Kasım 1935’teki ölümüne kadar yalnız Mensagem (Mesaj) isimli kitabı yayınlanmış. Öteki bütün eserleri, yazdıklarını biriktirdiği odasındaki sandıktan deşifre edilerek bir araya getirilmiş ve yıllar sonra yayımlanabilmiş. Müze-evin ikinci katında bir kütüphane var. İçerisi oldukça renkli.  Fernando Pessoa’nın kitapları ve onun hakkında yazılanlar dillerine göre tasnif edilmiş.

Bir köşede, masanın üzerinde sergilenen bu kitabı buldum. Elime alıp incelemeye başlamışken kütüphane görevlisi Türkiye’den geldiğimi hemen anladı. Büyük merdivene tırmanarak, bir şey demeye kalmadan, kütüphanedeki bütün Türkçe kitapları ortadaki masaya benim için heyecanla dizdi. Kitapların bazıları Türk okurlar tarafından müzeye bağışlanırken bazıları da yayınevleri tarafından bizzat postalanmış.

Kütüphanede bulunan Türkçe kitaplar

Kitapları kurcalarken içlerinden birinin ilk sayfasında bu notu buldum. Senelerce yalnızlık çekilen bu yokuş tepesindeki evde hiç de yalnız olmadığımı anladım. Buraya gelirken benimki gibi pır pır eden başka bir kalp daha varmış. Belki hayran olduğu yazara belki de dilinden anlayacaklara birkaç cümle bırakmak istemiş. Kitabı elimde uzun süre tuttum. Kendi kendime gülümsedim. Sonunda bu sevdiğim yazarın hep yürüdüğü sokaklardan geçmiş, odasında gezinmiş, anlattıklarını daha iyi hisseder olmuştum. İnsan başka ne istesin ki. Son cümleyi birkaç kez içimden tekrarladım. İçimde hiçbir şey istememenin mutluluğu vardı sahiden.

En üst katta bir multimedia odası oluşturulmuş. Burada Pessoa hakkında kısa videolar, hayatı, yazdıkları, kütüphanesinde bulundurduğu kitaplar incelenebiliyor.

Pessoa’nın eserlerinde, heteronym olarak tanımladığı (çoklu kimlik), farklı dili ve üslubu olan dış kimlikler kullanır. Ricardo Reis doktor, Alvaro de Campos mühendis, Alberto Caeiro çoban, Bernardo Soares bir muhasebecidir. Bernardo Soares bunların arasında yazarın hayatına en yakını olarak görülür ve Huzursuzluğun Kitabı onun imzasını taşır.

Ricardo Reis imzalı bir şiir, müze-evin asansöründe

Müze-evin farklı köşelerinde yazarın ilk gençlik yıllarından kalma eşyalarına da yer verilmiş.

Üvey babasının görevi gereği Güney Afrika Durban’da eğitim hayatına başlayan Pessoa, lisede okul birincisiymiş. Şiirlerinin bir kısmını İngilizce yazmış. Hayatının uzun bir bölümünü de kuzeninin şirketinde ve diğer bazı şirketlerde İngilizce ve Fransızca dillerinde ticari mektuplar yazarak ve tercüme yaparak geçirmiş. Orphélia’ya 1929 Eylül’ünde, 41 yaşındayken yazdığı mektubunda hayatının o dönemini şu şekilde anlatıyor:

29 Eylül 1929

"Bazı şeyleri tamamlayarak, daha başkalarını bir araya getirerek, yazılacak olanları da yazarak edebiyat yapıtımı oluşturma zamanı geldi artık. Bu yapıtı bitirmek için huzura ve belli bir yalnızlığa ihtiyacım var. Yazık ki çalıştığım bürodan ayrılamam (bunu kesinlikle yapamam, çünkü düzenli bir gelirim yok), ama haftanın iki gününü (Çarşambaları ve Cumartesileri) bu büroların işlerine ayırıp geri kalan beş günü kendime ayırabilirim."

Fernando Pessoa’nın yazılı son sözleri yatak odasında bir fanusun içinde saklanıyor. İngilizce el yazısı öyle silinmiş ki iyice yaklaşmadan okumak mümkün değil. Şairin son sözleri hiçbirimiz için tesadüf olmasa gerek: “Yarının ne getireceğini bilmiyorum.”

Düşşel ve Gerçek kitabından

Tırmandığım yokuşlardan inerken Pessoa’nın Lizbon’una onun gözünden bakmaya çalıştım. Pencerelerden birinde Orphélia’nın silueti belirdi, sonra Bernardo Soares göründü. Sanırım ofisten az önce çıkmış, düşünceli bir halde eve yürüyordu. Yavaş yavaş, çok hafif bir rüzgâr esti. Ne düşündüğümü bilmiyordum, bilmek de istemiyordum.

(CasaFernandoPessoa)

 


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR