Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

26 Ağustos 2021

Edebiyat

Herman Hesse: Üç Tip Okur Üzerine

Maria Popova

Paylaş

4

0


Hayal gücümüz ve çağrışım yetimiz zirveye ulaştığı anda kağıtta yazılı olan sözcükleri takip etmemize gerek kalmaz, okuduklarımız arasında kendimizi esinlerin ve dürtülerin akıntısında yüzerken buluruz.

Kategoriler, bu dünyada yolumuzu-iyi veya kötü yönde-bulmaya yarayan yegâne araçlardır. Şeyleri kategorilere sokma dürtüsü (Umberto Eco'dan alıntılarsak) "sonsuzluğu anlaşılabilir kılar." Ancak madalyonun öbür yüzünde kalıpyargılar çimlenir. 

Hermann Hesse (2 Temmuz, 1877- 9 Ağustos, 1962) kategorilerin bu paradoksal yapısını üç okur tipi içeren sınıflandırmasının merkezine koyar. 

Antik mitolojiden modern psikolojiye, karakter sınıflandırmasının insan deneyiminin her alanına yayıldığını düşünen Hesse, Okuma Üzerine adlı makalesinde (1920) şöyle yazar:

"İnsanları sınıflara ayırmak ve kafamızda tipler oluşturmaya doğuştan gelen bir eğilimimiz var. Ancak ister kişisel deneyimden kaynaklansın ister bilimsel sınıflandırmalar olsun, nasıl bir keşif sağladığı fark etmeksizin, deneyimi parçalara ayırmak ve her insanın içinde her tipten izler barındırdığını fark etmek, dahası tek bir kişinin deneyimine değişken yapısıyla tüm karakterlerin ve huyların sığabileceğini anlamaya çalışmak başlı başına iyi bir egzersizdir."

Ve Hesse, asıl konusu olan okurlara ve onların farklı farklı huylarına döner. Hesse'ye göre 3 okur tipi vardır, her tip tek bir okurda birlikte görülebilir. İlk önce toy okur gelir. Toy okur kitabı, ister entellektüel ister estetik olsun, sadece bir içerik olarak deneyimler:

"Herkes zaman zaman toydur. Toy okur kitabı yemek yer, içer gibi okur. Sadece bir alıcıdır. Amerikan yerlileriyle ilgili bir kitap karşısında bir çocuk da olabilir, hizmetçi kızın okuduğu kontes romanı da olabilir, ya da Schopenhauer okuyan bir talebe. Bir insanın bir diğeriyle arasındaki bağ gibi değildir bu okurun kitapla bağı. Daha çok, atın sürücüsüyle bağı gibidir. Kitap yönlendirir, okur takip eder. Anafikri nesnel gerçekmiş gibi algılar. Ancak o anafikir, sonsuz sayıda anafikirden yalnızca biridir! Toy okur tipine göre, kitap basitçe oradadır ve ona sadık kalınarak okunmayı, içeriğine ya da biçimine göre tartılmayı bekler. Tıpkı tabağın üzerindeki ekmeğin yenmeyi ya da yatağın üzerine yatılmasını beklediği gibi."

Sonra ikinci tip okur gelir. Hesse ad koymasa da ikinci tip okur için "yaratıcı dedektif" diyebiliriz. Bu tip okurda çocukça bir merak vardır, kitabın yüzeysel özelliklerinin ardındaki yazarın yaratıcı dürtülerini araştırmaya koyulur: 

"Birisi eğer ki eğitimini takip etmek yerine kendi doğasını takip ederse o kişi yeniden çocuk olur ve şeylerle oynamaya başlar. Ekmek tünel doğuran dağlara dönüşür, yatak bir mağara olur, bahçe olur, karlarla kaplanır. Çocuk gibi olmak, oynamaya dâhiyane bir şevk duymak, ikinci tip okura özgüdür. Bu okur için ne anafikir ne de biçim en ön plandadır. Her şeyin onlarca yüzlerce anlamı olabileceğini tüm çocuklar gibi bilir. Hem kendisini hem okuru ikna etmekte zorlanan bir şairi veya filozofu yüzünde tebessümle izler çünkü o şairin ya da filozofun sözde özgürlüğünün ya da seçiminin ardında zorunluluk ve edilgenlik olduğunu bilir. Bu okur o kadar ileridedir ki, edebiyat profesörlerinin ve eleştirmenlerinin fark edemediği şeyi yakalar: içerik ya da biçim konusunda özgür bir seçim yoktur."

[...]

"İşte bu açıdan bakıldığında sözde estetik değerler yok olur, yazarın emin olmadığı yerler ve talihsizlikleri kitabın etrafındaki cazibeyi ve değeri yaratmış olabilir. O nedenle, sahibinin arabasını çeken bir at gibi değil de avını takip eden bir avcı gibi okuduğunu çözmeye çalışan okur, şairin görünürdeki özgürlüğünün ardında neler olduğunu anlamaya başlar. Şairi yaratan zorunluluğu ve edilgenliğini görür ve bu, okuru iyi bir teknik veya geliştirilmiş bir stilden daha fazla büyüleyebilir."


Görsel: Maurice Sendak

Hesse'nin son tip okuruna gelince, ona okumaz desek daha doğru olur. O daha çok bir hayalperest ve tercümandır:

"Son tip okur, "iyi" bir okurun tam tersidir. O kadar bireydir ve o kadar kendisidir ki, okuduğu şeye tamamıyla özgürce yaklaşır. Ne kendini eğitmek ne de eğlendirmek ister. Bir kitabı dünyada karşılaşabileceği diğer tüm nesnelerden farksız bir biçimde kullanır. Kitap onun için yalnızca yola çıkış noktası ve bir uyarıcıdır. Ne okuduğu da fark etmez. Öğrenmek için öğretilerini takip edeceği, eleştireceği veya saldıracağı bir filozofa ihtiyacı yoktur. Bir şairi dünyayı yorumlayışını benimsemek için okumaz; kendisi yorumlar. Tam anlamıyla bir bebektir. Her şeyle oynar - ve bir açıdan da her şeyle oynamak kadar yararlı ve taltif bir şey yoktur. Eğer bu okur, bir kitapta güzel bir cümle ya da bir hakikat bulursa onu alır ve deneye deneye baş aşağı çevirir, altını üstüne getirir."


Görsel: Maurice Sendak

Nobel ödüllü fizikçi Frank Wilczek'in yüz sene sonra "“Bir hakikati, zıttının da hakikat oluşundan tanıyabilirsiniz," diyerek tekrarlayacağı şu sözleri söylüyor Hesse:

"...üçüncü tip okur her bir doğrunun tam tersinin de doğru olduğunu bilir. Her entelektüel bakış açısının birbirine zıt ama ikisi de geçerli iki kutbu olduğunu bilir." 

"İster roman olsun, iste tren garında zaman çizelgesi olsun bu okur, ya da hepimiz, hayal gücümüz ve çağrışım yetimiz zirveye ulaştığı anda kağıtta yazılı olan sözcükleri takip etmemize gerek kalmaz, okuduklarımız arasında kendimizi esinlerin ve dürtülerin akıntısında yüzerken buluruz. Gazetedeki bir reklam bile tepemize vahiy gibi inebilir; döndürüp dolaştırılan en alakasız sözcükler düşünceleri besleyen pınarlara evrilebilir. Bu aşamada Kırmızı Başlıklı Kızı bir kozmogoni, bir felsefe olarak veya erotik bir şiir olarak okuyabiliriz.  

Kısaltarak çeviren: Alper Güngör
(Brainpickings)

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Ercan y Yılmaz: Bu köye barış ne zaman..Serap Çakır
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Gökhan Güvener

14 Kasım 2025

Bir Douglas Adams Var

Kim bilir, yaşasaydı daha ne hediyeler verecekti sevenlerine o müthiş zekâsıyla. 11 Mayıs’ta The Hitchhiker's Guide to the Galaxy’nin yazarı Douglas Adams’ın aramızdan ayrılışının yıldönümüydü. Radyo programı olarak başlayan, absürt mizahta özgün bir yol açan, fenomen bir kitaba..

Devamı..

Samanta Schweblin’den Korkunun Özünü Y..

Sam Byers

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024