Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

27 Aralık 2021

Öykü

Ihlamur İçin Araba Almak

Fuat Kurumahmut

Paylaş

2

0


Küçük alışveriş sepetine birkaç ürün daha koyduktan sonra kasanın önüne gelmişti. Sırasını beklerken şeffaf bir torba içinde ıhlamur gördü. Eşiyle birlikte hemen hemen her akşam demleyip içtikleri için “ziyan olmaz” diye düşündü, kasiyerin önüne, diğer ürünlerle birlikte onu da koydu…

Dışarıda şubat ayı için çok güzel bir hava vardı. Evine doğru küçük adımlarla yürümeye başlamıştı ki, birinin seslendiğini duydu;

“Serkan!”

Eski komşusu Hüsnü, önünden geçtiği kahvehanenin açık alanında bir başına oturmuş çay içiyordu. Eve gitmek için acelesi yoktu, yanına oturdu. Oturur oturmaz da ince belli bardakta çay geliverdi.

İki sene kadar önce çalıştığı fabrikadan ayrılmıştı Hüsnü. Babası vefat edince, yorulduğunu söyleyerek babasının köydeki evine taşınmıştı. Zeytincilikle uğraşıyordu. Küçük bir bahçede kendine yetecek kadar sebze ve meyve yetiştiriyordu. Tavukları da vardı.

“Mis gibi hayat işte” deyip ballandıra ballandıra anlatmaya başladı.

Serkan anlattıklarına özenmiyor değildi, ama memurdu sonuçta. “Belki emekli olunca” diye geçirdi içinden.

Eski arkadaşını dinlerken, karşısında fabrikada çalışan Hüsnü’den çok farklı bir Hüsnü fark etti. Mutluydu, neşeliydi. Gençleşmiş gibi geldi ona.

“Köy yaşamı yaramış” dedi.

“Yaradı, yaramaz mı hiç” diye coşkuyla karşılık verdi. Anlattıkça anlattı. Köpeği Lodos’un ne kadar akıllı olduğunu, tavuklarının kendi aralarındaki çekişmelerini, yetiştirdiği domateslerin nefis kokusunu… Son iki yıldır ne kadar mutlu olduğunu anlattıkça anlattı.

Serkan’ın işi hakkında da konuştular, ama son iki yılda pek bir şey değişmemişti.

“Hâlâ balığa gidiyor musun?” diye sordu Serkan.

“Gitmez miyim” diye yine heyecanla anlatmaya başladı. “Arabayı değiştirdim, bak şu koyu mavi araba benim, geniş bagajı olan. Düzenledim bagajı, şimdi ne istersen var. Her tür balık için misina, iğne, kurşun… Küçük bir soğutucu bile var. Tabure var, masa var… İstersen hemen şimdi deniz kenarına gidip olta sallarız. Hava çok güzel nasıl olsa…”

“Yok, şimdi gelemem” dedi Serkan.

“Sahi, sen pek meraklı değildin” dedi Hüsnü gülerek.

Balık avlamaya nerelere gittiğini, hangi balıkları hangi iğnelerle ve hangi yemlerle avladığını anlattı. Hüsnü anlattıkça çaylar tazelendi.

Sonunda anlatacak bir şey kalmamış olacak ki, çayını bir yudumda içti. Kahveciden bir bardak daha istedi. Etrafına bakınırken gözü Serkan’ın alışveriş torbasına takıldı. En üstte şeffaf bir ambalaj içinde ıhlamur duruyordu. Üzerindeki etiketi görünce şaşırdı. Yirmi üç lira yazıyordu.

“Buna yirmi üç lira para mı verdin? Yahu köyde istemediğin kadar var. Gel, al. Para verme böyle şeylere…”

“Haklısın” dedi Serkan. Sustu.

Ihlamur paketini torbadan çıkardı, elinde evirdi, çevirdi;

“Bu ne böyle yahu! Ihlamura para mı verilirmiş.”

Kızarak masaya attı;

“Gel, çuvalla al…”

“Tabii” dedi Serkan, yine sustu.

Konu değişsin diye susuyordu, ama Hüsnü’nün konuyu değiştirmeye niyeti yoktu.

“Bedava bunlar. Geleceksin toplayacaksın, bütün kış tadını çıkaracaksın… Kim bilir nerelerden topluyorlar bunları?”

Hüsnü’nün ıhlamura olan öfkesi bitmek bilmiyordu. Serkan ise konudan sıkılmıştı.

“Atlayacaksın arabana, gelip toplayacaksın” dedi.

Ama “ben sana getiririm” demedi.

“Arabam yok” dedi Serkan.

“Hâlâ araban yok mu senin?” diye şaşırdı.

“Yok.”

“Eee, al artık bir araba. Ayağını yerden kessin.”

Yine sustu. Konu ıhlamurdan araba satın almaya sıçrasın istemiyordu.

“Bu devirde araba şart” dedi. Arabanın bütün nimetlerini anlatmaya başladı. Sanki Serkan hiçbir şey bilmiyormuş gibi anlattı. Yeryüzünde arabanın ne kadar önemli bir icat olduğu bir kez daha anlaşıldı.

“Sadece ıhlamur değil, pek çok şeyi köylerden daha ucuza alabilirsin. Al bir araba, şu kadarcık ıhlamura yirmi üç lira vermezsin.”

“Kaç para bir araba?”

“Kırk-elli bin liraya ayağını yerden kesecek bir araba bulursun” dedi düşünmeden. Sanki bu soruyu sormasını bekliyordu.

“Yıllık vergisi ne kadar olur ki?”

“Son model bir araba almayacağın için, yüksek değildir. Bin lira falan.”

“Arabayı sigortalatmak gerek değil mi?”

“Tabii” dedi ciddiyetle, “bu devirde her şeyini sigortalatacaksın. Şart.”

“Yaz lastiği, kış lastiği?”

“Alacağın arabada zaten vardır.”

“Kaç sene gider?”

“Epey gider, yıpranınca değiştirirsin.”

“Periyodik bakıma girecek, öyle değil mi?”

“Tabii, şart. Çok önemli.”

“Kaç para tutar?”

“Arabanın yaşına göre değişir. Ama bence üstüne üç-beş fazla koy iyi bir araba al.”

“Kırk-elli bin diyorsun.”

“Altmış-yetmiş bine çıkarsan daha iyi olur. Başın ağrımaz.”

Şimdiden başı ağrımaya başlamıştı.

“Nasıl başım ağrımaz?” diye sordu şaşırmış gibi yaparak.

“Fazla arıza çıkarmasın sana.”

“Anladım. Fazla arıza çıkarırsa sık sık tamirciye gitmek zorunda kalırım, öyle değil mi?”

“Bu devirde iyi tamirci bulmak da ayrı mesele…”

“Ben artık kalkayım” dedi Serkan.

“Köyden bir arkadaş arabasını satacaktı. Arayayım istersen. Temiz araba, biliyorum.”

“Senin gibi köyde yaşıyor olsaydım, benim de ihtiyacım olurdu. İstediğim zaman bir yerlere gidip gelmek önemli. Belki bir gün taşınırsam olabilir. Ama şimdilik ihtiyacım yok.”

“Nereye gideceksin, bırakayım seni.”

“Şu mağazaya tekrar girip bir ıhlamur daha alacağım. Sonra yürüyerek evime giderim. Hoşça kal!”    

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Odamdaki GözDemet Taştemir
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Josef Kılçıksız

17 Ekim 2025

Cam Tavanın Altındaki Gökyüzü

Gazze söz konusu olduğunda siniyor tüm ilham perilerim.Yeni taşındığım bu şehirde “mahsur” kalmış gibiyim. Orhan Pamuk’un Kars’ta mahsur kalan Ka’sı gibi hissediyorum. Bu his, sanırım, ne olduğunu bilmeden hep sıra dışı bir şeyler olmasını beklememden.Bu şehirde her gün ..

Devamı..

László Krasznahorkai’nin Günümüze Sesl..

Bran Nicol

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024