Ünlü Yönetmenlerin Bilinmeyen Kısa Filmleri
13 Kasım 2019 Video Kültür Sanat Sinema

Ünlü Yönetmenlerin Bilinmeyen Kısa Filmleri


Twitter'da Paylaş
0

Bu listede yer alan isimlerin çoğu herkese tanıdık gelecektir, ancak belki de bu kısa filmleri hiç izlemediniz, hatta adını bile duymadınız. Ünlü yönetmenlerin çektikleri kısa filmler, özellikle yönetmenler ün kazanmadan önce çekilmişse, onca film arasında kaybolup gidebilir. David Lynch’den Alain Resnais’e sinema tarihine adını kazımış isimlerin bazı durumlarda kariyerlerini başlatan kısa filmlere aşağıda ulaşabilirsiniz:

The Big Shave (1969), Martin Scorsese

Scorsese’nin henüz bir öğrenciyken çektiği film banyoda tıraş olan genç bir adamı izliyoruz. Çok geçmeden tıraş bıçağıyla kendine zarar veren adamın her yerini kan kaplıyor. Scorsese titiz film yapım tarzıyla tanınır ve tüm zamanların en önemli yönetmenlerinden biri olarak kabul edilir. Scorsese'nin film tutkusu sekiz yaşındayken başladı. 1968 yılında Kapıma Vuran Kim? Adlı ilk uzun metrajlı filmini çekti. Ona dünya çapında ün kazandıran filmleri arasında The Irishman, Taksi Şoförü, Sıkı Dostlar ve Köstebek yer alıyor.

Guernica (1951), Alain Resnais

Picasso’nun tablosunu konu edinen film bombalanmış bir kasabanın görüntüleriyle başlar. Ancak tablo filmin yarısı geçtikten sonra belirir. Filmin atmosferi, yönetmenin Hiroshima Mon Amour gibi diğer filmlerini anımsatır. 3 Haziran 1922’de Fransa’da doğan Resnais Fransız Yeni Dalga akımının lideriydi. Zaman, hafıza, tarih ve göz kamaştırıcı sinematografik teknik konularına olan düşkünlüğü, altmış yılı aşkın süredir Fransa’nın en belirgin ve etkili film yapımcılarından biri olmasını sağladı.

A Girl’s Own Story (1986), Jane Campion

Avustralyalı yönetmenin kısa filmi A Girl’s Own Story Pam ve arkadaşlarının büyüme hikâyesini anlatıyor: Beatles döneminde yaşayan üç genç kıza bir bakış. Pam birbiriyle konuşmayan ve birbirine bir şey söyleyecekleri zaman Pam’i kullanan ebeveynleriyle yaşamaktadır. Gloria erkek arkadaşıyla oyun oynamak isterken hamile kalır. Stella popülerleşince Pam’i ortada bırakır. Bunlar olurken Pam’in babası ve diğer tehlikeli adamlar kızların etrafındaki gölgelerde gizlenirler. Campion filmlerinde klişeleşmiş rollere karşı isyan eden güçlü (genellikle kadın) ana karakterleri özel hikâye anlatıcılığı teknikleriyle tasvir ediyor: Orijinal ve çarpıcı görsel kompozisyonlar ve anlatımdaki belirsizlik anları.

The Grandmother (1970), David Lynch

The Grandmother’da çocuğun tekinin ektiği tuhaf bitkiler büyüyüp bir büyükanne hâline geliyor. Lynch’e göre filmi, “Çok garip. Şiir gibi, yalnızca imgeler ve şeylerden oluşuyor.” Amerikalı yönetmenin filmleri günlük olayları türlü tuhaflıklarla bir araya getirmede çok başarılı. Lynch’in babası bir bilim insanıydı, bu yüzden Lynch çocukken sık sık taşınırlardı. İlk başta sanat okumak isteyen Lynch yönetmenlik kariyerine bir dakikalık animasyon filminin başarılı olmasıyla adımını attı ve yükselmeye devam etti. İlk uzun metrajlı filmi Eraserhead’i birkaç yıla yayarak çekti ve film birçok sinema eleştirmeni ve izleyiciyi rahatsız etti, ancak Eraserhead kült filmlerden biri olmayı başardı.

Dottie Gets Spanked (1993), Todd Haynes

1960’larda Amerika’da yaşayan sanatçı ruhlu bir çocuk Dotty Show’a takıktır. Babası ise bu programdaki cinsel etkisinden, özellikle de çocuğun şaplak atma sahnesine olan ilgisinden endişe duyar. Todd Haynes 1985 yılında Brown Üniversitesi’nden mezun oldu. Kısa filmlerinden biri olan The Karen Carpenter Story, anoreksiya hastalığından mustarip Karen Carpenter’ın savaşını konu edindi.

Homage by Assasination (1970), Elya Süleyman

Kısa filmde Filistinli bir film yapımcısı Körfez Savaşı sırasında New York’taki apartman dairesinde senaryo yazmaktadır. Kendini dış dünyadan soyutlamaya ne kadar çok uğraşırsa uğraşsın Orta Doğu’daki geçmiş savaşların görüntüleri aklından çıkmaz. 1960 yılında Nasıra'da doğan Elya Süleyman, 1981'den 1993'e kadar New York'ta yaşadı. ABD'de yaşarken ilk iki kısa filmini çekerek birçok ödül kazandı.

Uncle Yanco (1967), Agnès Varda

1967 Ekim’de en son çıkan filminin tanıtımını yapan Agnès Varda daha önce hiç görmediği, lakabı “Yanco” olan bir akrabasıyla tanışır. Bu bilinmeyen amca Sausalito’daki teknesinde yaşar, hippi yaşam tarzını benimsemiştir ve hayatı çok sever. Bir araya gelmeleri ikiliyi çok mutlu eder. Yeni Dalga akımının büyükannesi diye anılan Varda Fransa’daki feminist politikaların içinde etkin bir rol oynadı. “Bütün hayatım boyunca çığır açıcı filmler uğruna savaştım,” dedi.

Day of the Fight (1951), Stanley Kubrick

Kubrick’in çektiği kısa filmde haber spikeri Douglas Edwards tarafından bir hikâye anlatılıyor. İzleyiciler orta sıklet İrlandalı boksör Walter Cartier’ın bir gününde ona eşlik ediyor. Kubrick’in ilk yönetmenlik denemesidir.

Wasp (2003), Andrea Arnold

Zoë dört çocuğuyla Dartford'da yaşayan bekar bir annedir. Fakir bir hayat yaşarlar, yiyecek almaya paraları yetmez. Bir gün Zoë’nin eski erkek arkadaşı evin önünden arabayla geçer ve onunla görüşmeye devam etmesini ister. Onunla çıkmak istemediğinden korkan Zoë ona yalan (çocuklara bakıcılık yaptığını) söyler. İngiliz yönetmen Arnold American Honey, Fish Tank ve Red Road filmleriyle tanınıyor.

Lick the Star (1998), Sofia Coppola

Sofia Coppola tarafından yazılan ve yönetilen ilk film punk müzik ve büyümeyi konu edinen Lick the Star bir grup gencin etrafında dönüyor. Ana karakter Kate hastanede birkaç gün geçirdikten sonra okula döner ve okulda popüler olan Chloe’nin arkadaşlarıyla takıldığına şahit olur. Coppola’ya özgü görsel hikâye anlatıcılığı kara mizah, zekice yazılmış olay örgüsü ve rüyadan fırlama atmosferi içeriyor.

Kaynak: Altyazı, New Wave Film, IMDB.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR