Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

21 Şubat 2022

Öykü

Kültür Merkezi

Fuat Kurumahmut

Paylaş

1

0


Oğlum ortaokula başladı. Artık karşımda kocaman bir çocuk var. Bazen onunla sohbet ederken dünyaya çocuk gözüyle bakamadığım için hayıflanıyorum. Yine de çok şanslıyım ki, dünyaya onun gözleriyle görmeme yardımcı oluyor.

Sanata çok meraklı. Ben çöp adam zor çizerim, o karakalem ile öyle çizimler yapar ki, her an harekete geçecekler diye düşünürüm. Üstelik bunun için özel bir eğitim de almadı. Öğretmenleri sağ olsun, yeteneğini fark ettiler ki, bildikleri her şeyi öğretmişler.

Komşumuz Nalan hanım, emekli olduktan sonra ebru kursuna başlamıştı birkaç yıl önce. Oğlum onun çalışmalarına da ilgi duymuştu. “Ben de öğrenmek istiyorum” demişti. Demişti ama Nalan Hanım ile kursa gitmesine imkân yok, okula gitmeliydi.

Tiyatro izlemeyi de çok sever. Küçük bir şehirde yaşıyoruz, burada bir tiyatro topluluğu yok. Ancak zaman zaman tiyatro toplulukları gelir ve tiyatro için pek uygun olmayan bir sahnede oyunlarını oynarlar. Oğlum bu oyunları izleyebilmek için çok sabırsızlanır.

Bir gün heyecanla yanıma geldi.

“Baba, bir kültür merkezi yapılacakmış!” dedi.

Yerel haberler yayınlayan internet sitelerinin sayfalarını okuduk. Şehrimizin ihtiyacı olan bir kültür merkezinin yapımına başlanmıştı. Yakında temeli atılacak ve iki yıl içinde de yapımının tamamlanması planlanıyordu. İki yüz elli kişilik bir tiyatro salonundan başka, sergi salonları ve atölyeler de olacakmış.

Oğlumun heyecanını görmeliydiniz. Ne kadar mutlu oldu!

“Resim kursları da olur mu?”

“Ebru dersleri de verirler mi?”

“Sergilere gider miyiz?”

Onun bu heyecanına ortak olmak için her sorduğu soruya cevap vermeye çalıştım.

“Elbette gideriz oğlum. Açılan her sergiyi gezmeye mutlaka gideriz. Hatta bir kafeteryası da olur, yorulunca oturur, canımız ne istiyorsa içeriz.”

Onun heyecanını paylaştığım için mutlu oluyor, daha çok heyecanlanıyordu.

“Daha kalabalık tiyatro toplulukları da gelebilir, öyle değil mi?”

“Gelebilir tabi…”

Haftalar sonra temel atma törenine biz de katıldık. Törene katılan pek olmamıştı. Belediye başkanı temele ilk harcı attı, fotoğraflar çektirdi. Oğluma çok büyük görünen bir alana yapılıyordu kültür merkezi.

Çok katlı binaların arasında kalan boş bir alandı burası. Sessiz sakin bir yer olarak bilinen bu mahalle, kültür merkezinin tamamlanmasının ardından hareketlenecekti. En azından törende belediye başkanının söylediği buydu.

Sonraki aylarda fırsat buldukça, kültür merkezinin son durumunu görmek için oğlumla bu mahalleye sık sık gittik.  Temelinden çatısına kadar, kolonlarını ve kirişlerini inceledik.

“Kapısı bu tarafta, salon da üst katta herhalde…”

“Girişteki şu geniş alan kafeterya olur sanırım…”

“Merdivenler yukarı çıkmak için biraz dar değil mi, babacığım? İki yüz elli kişinin aynı anda inip çıkabilmesi için yeterli mi sence?”

“Mühendisler bu ayrıntılarını hesaplamışlardır oğlum.”

“Şu odalar da atölyeler olur sanırım…”

Ayda en az bir kere kültür merkezine gidip son durumu inceliyorduk. Henüz açılmadan müdavimi olmuştuk. Açıldıktan sonra kapısında yatıp kalkarız sanırım.

Oğlumun bu ilgisi beni çok mutlu ediyor. Onunla birlikte ben de heyecanlanıyorum. Şimdiden burada izleyeceğimiz oyunlar, gezeceğimiz sergileri merak ediyorum.

Yine kültür merkezinin durumunu görmek için geldiğimiz bir gün, sanırım aralık ayıydı, hava çok soğuktu. Kültür merkezinin etrafında kaç tur attık hatırlamıyorum. Üşümüştük. Civarda bir kafe veya bir pastane yoktu. İki sokak ötede bir kahvehane vardı, yolumuzun üstünde olduğu için her gelişimizde önünden geçiyorduk. Orada oturup birer çay içmek istedik.

Pencere kenarına oturduk. Çaylarımız geldi. Yudumlamaya başlamıştık ki, oğlum;

“Baba!” dedi. Ne isteyeceğini tahmin ettiğim için gülümsedim. Çaya bisküvi batırmayı çok sever. Çocukken ben de severdim.

“Tamam, git al” dedim. Heyecanla kalktı yerinden. Bakkalın yerini biliyordu.

Çocuk büyütmenin en güzel yanı bu olsa gerek. Çocukça heyecanlar duymak. Onu mutlu etmeye çalışırken, onun da beni mutlu etmesine izin vermek. Çok şükür!

Çayımdan bir yudum aldım. Kahvehanenin bir köşesinde yalnız kalmıştım. İçerideki sesleri duymaya başladım. O saniye büyükler dünyasına geçiş yapmıştım. Zamanda yolculuk yapmışım gibi hissettim ya da birden bire bambaşka bir yere ışınlanmışım gibi.

Yaşlı bir adam kültür merkezi hakkında konuşuyordu.

“Yapsınlar tabi, yapsınlar, ama…”

Bir cümle bitmesi gerektiği yerde ama ile virgülleniyorsa…

İster istemez kulak misafiri oldum.

“Mahallemiz çok büyüdü. Bu binaların hepsinde insan yaşıyor. Artık neredeyse her ailenin bir arabası var. Bu kadar çok arabanın park edeceği yer kalmadı. İnşaatın bodrum katına otopark yapsalar daha iyi olurdu, insanlar arabalarını park edecekleri güvenli bir yere kavuşmuş olurlardı. Sonra, biliyorsunuz mahallemizde Pazar yeri yok, taa öbür mahalleye gidiyoruz. Yaşlılar için eziyet. Herkes de genç değil ki! İnşaatın giriş katını da kapalı Pazar yeri yapsalar, olmaz mıydı sanki! Yağmuru var, çamuru var. Esnaf da rahat ederdi, vatandaş da. Düzayak bir Pazar yeri, çok büyük olmasına da gerek yok, vatandaş alacağını alır, ne var ne yok gezer, zaman geçirir, rahat eder. Üst katlarına kültür merkezi mi yapacaksın, ne yapacaksan yap gene!”

“Doğru söylüyorsun!” diye hak verdiler yaşlı adamı dinleyenler.

“Vatandaşı pek düşünen yok zaten” dedi biri.

Oğlum geldi.

Heyecanla masaya oturdu.

“Çayın soğudu, istersen eve gidelim, evde çay demler içeriz” dedim.

“Tamam” dedi.

Evimize dönerken oğlum, her gelişimizde sorduğu soruyu yine sordu:

“Kültür merkezi ne zaman biter babacığım?”

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Eşsiz Manzaraları Avuç İçine Sığdıran ..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Nilüfer Kuzu

11 Mart 2025

Elias Canetti’nin Okuma Serüveni

Canetti’nin ilginç bir okuma serüveni yorganın altında cep feneri ile gizli gizli yaptığı kitap okumalardır.Okula başlamasından birkaç ay sonra babasının getirdiği bir kitap Canetti’nin yaşamını değiştirir. Bu kitap Binbir Gece Masalları’nın çocuklar için hazırlanmış ..

Devamı..

Hayattan Notlar

A. Dilek Şimşek

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024