Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

21 Temmuz 2023

Söyleşi

Mehmet Emin Şeker: "Bilim ve felsefenin beraberce yol alması gerektiğini düşünmekteyim."

Tufan Erbarıştıran

Paylaş

0

0


Bir Akademisyenin Çalışmaları

Hepimiz tarafından sıkça tüketilen birçok yiyeceğin ve gıdasal ürünün uzun süreli tüketiminin kanserojen veya kanserojen olmayan toksik riskler oluşturduğunu öğreniyoruz.

Batı dünyasında üniversite denildiğinde ilk olarak akademik çalışmalar akla gelir. Akademisyenlerin kendi alanlarına yönelik (fizik, kimya, tıp, astronomi, mühendislik, mimarlık, sanat…) araştırmaları son derece önemlidir. Bu araştırmalar sayesinde toplumların bilim ve sanat alanlarında ufku açılmış ve vizyon sahibi olmuşlardır.  

Bu tür bilimsel araştırmalar sayesinde ilaç sektörü, genetik bilim, sporcu sağlığı, diyetisyenlik, boya sektörü gibi alanlarda sürekli gelişmeler yaşanmaktadır. Bu ülkeler araştırmalara büyük bir önem vermekte ve önemli bütçeler ayırmaktadır. Bizim ülkemizde ise üniversitelerdeki akademisyenlerin araştırma yapmaları için yeterli ödenek çok fazla bulunmamaktadır. Her şeye rağmen, bilim aşkıyla kendi alanında önemli araştırmalara imza atan akademisyenler de vardır. Bunlardan biri de Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Emin Şeker’dir. Bu söyleşide hem kendisi tanıyacağız hem de yaptığı araştırmaların ne kadar önemli olduğuna tanık olacağız. Kendisi halen Giresun Üniversitesi’nde akademisyen olarak görev yapmaktadır.  

Tufan Erbarıştıran: Sayın Mehmet Emin Şeker önce şu soruyla söyleşimize başlamak istiyorum. Kimya bilimini seçme gerekçeniz neydi?

Mehmet Emin Şeker: Saygıdeğer Tufan Erbarıştıran, fizik, kimya ve biyolojinin üçüne de ilgi duymakla birlikte aslında üniversite sınavına girerken hayalimde fizik bölümü okumak ve akademisyen olmak vardı. Ancak daha sonra kimyanın bir bilim olarak hem fizik hem de biyolojiyle yakın ilişki içerisinde olması, ilaçtan gıdaya, tekstilden psikolojiye ve tıbba kadar her alanla ilişkili olması ve onları anlayabilmeyi kolaylaştırması fikrimi değiştiren en önemli etken oldu.

TE: Sayın Mehmet Emin Şeker, sizin çalışmalarınızı biliyor ve ilgiyle takip ediyorum. Bunların her biri bu konulara ilgi duyanlar için son derece önemlidir. Mesleğinizle ilgili son dönemde yaptıklarınızdan söz eder misiniz?

MEŞ: Saygıdeğer Tufan Erbarıştıran; son dönemde doçentlik çalışmalarıma ağırlık verdim ve başvuru şartlarını tamamladım. Gerek tek başıma gerek çalışma arkadaşlarımızla yaptığımız araştırmalar içerisinde; farklı konularda bilimsel araştırma projeleri, bazı endemik bitki özütlerinin kimyasal içerikleri, antioksidan, antimikrobiyal etkileri ve bazı besin değeri yüksek gıdasal ürünlerin hem kimyasal analizleri hem de sağlık risk değerlendirmeleriyle ilgili akademik makaleler yer almaktadır. Bu bitki içeriklerinin bazıları dünyada ilk defa bizim araştırmalarımız sonucunda literatüre girmiştir. Ayrıca, Ege Üniversitesi Tekstil Bölümü’yle ortak yaptığımız ve başarıyla tamamlanan projede, 3 farklı bitki özütünden doğal kumaş boyası elde edilmiştir ve sonuçlar makale yazım aşamasındadır. Bu çalışmanın da çok iyi bir dergide yayımlanacağına inanmaktayım. Bunun gibi yeni tamamlanmış birkaç projelerimiz daha makale yazım aşamasındadır.

TE: Bildiğim kadarıyla akademik makaleleriniz kendi alanında saygın hakemli dergilerle yayımlanıyor. Üstelik dünyanın birçok ülkesinin akademisyenleri tarafından alıntılar yapılıyor ve başkalarına da öneriliyor. 

MEŞ: Evet, gerçekten son makalelerimiz kendi alanında önemli dergilerde yayımlandı ve atıf almaya başladı. Bu çalışmalar henüz çok yeni olduğu için (2022-23) tarihli ilerleyen zamanlarda daha çok atıf alacağını ümit etmekteyim. Bazı araştırmalar literatürde ilk olduğu için birçok ülkeden (Amerika, Brezilya, İngiltere, Hindistan, Çin…) araştırmacı tarafından tavsiye edildi ve çeşitli olumlu geri dönüşler aldık. Ama elbette ki en olumlu dönüş çalışmalarınızın başka çalışmalara yol göstermesi ve atıf almasıdır. Yine de bazen öncü çalışmalar daha az atıf alabilmektedir. Bunun en önemli nedeni o konuyu çalışan kişilerin olmaması ve o konuda çok az çalışma olmasıdır. Makale sayım yeni artmaya başlasa da burada önemli olan faktör, çok kısıtlı imkânlarla çalışmamıza rağmen bazılarının alanında saygın dergilerde yayımlanmış olmasıdır.

TE: Bundan sonra yapmayı düşündüğünüz akademik çalışmalardan da söz eder misiniz?

MEŞ: Çalışmalarım kimyasal içerik analizi ve yöntem geliştirmenin yanında, çeşitli gıdaların uzun süreli tüketimi sonucunda ortaya çıkabilecek çeşitli risklere ve bu risklerin insan sağlığı açısından değerlendirilmesine doğru evrilmeye başladı. Hepimiz tarafından sıkça tüketilen birçok yiyeceğin ve gıdasal ürünün uzun süreli tüketiminin kanserojen veya kanserojen olmayan toksik riskler oluşturduğunu öğreniyoruz. Çeşitli gıdaların kimyasal analizlerini yaparak olumlu ve olumsuz yönlerini belirlemek, toksik elementlerin topraktan ne kadarının bitkisel ürünlere geçtiğini tespit edebilmek, bunların insan sağlığı açısından oluşturabilecekleri riskleri değerlendirmek ve literatüre kazandırmak bundan sonraki hedeflerimiz arasında yer almaktadır. Bunların yanı sıra, felsefe alanında da bilimsel felsefeyle ilgili birkaç çalışma yapmayı planlamaktayım. Bu alanda Türkiye’de büyük bir eksiklik olduğu görülmektedir ve bu nedenle literatüre katacak çok şey olduğu kanısındayım. Bilimin felsefeyle kesiştiği alanlarda dünya literatüründe çok zengin kaynaklar mevcutken Türkiye’de bu konuda akademik makale yok denecek kadar azdır. Amacım bu alana da katkı sağlamaktır. Bilim ve felsefenin beraberce yol alması gerektiğini düşünmekteyim.

Çalışma konumuz kuantum fiziği felsefesi ve nedensellik üzerine.

TE: Sizin iki dalda akademik çalışmalarınız var. Kimya dışında felsefede de doktora teziniz bitmek üzere. Doktora tezinizle ilgili neler söylemek istersiniz?

MEŞ: İki alana da zaman ayırmaya çalışıyorum. Bazen birisi bazen diğeri ön plana çıkıyor. Hedefim 2024 yılı içerisinde kimya alanında doçentlik unvanını felsefe alanında da doktora unvanını alabilmek. Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde, değerli hocam Prof. Dr. Hasan Aydın ile çalışmaktayım. Çalışma konumuz kuantum fiziği felsefesi ve nedensellik üzerine. Çok keyif alarak çalıştığım bir konu hem bilim felsefesiyle hem de felsefenin temel sorunlarıyla ilgili. Kuantum fiziği felsefesi ile ilgili Türkiye’deki akademik felsefe dergilerinde iki farklı hocamızla iki ayrı makale yayınladık. Bilim-felsefe ilişkisi ve bilimsel felsefe üzerine Türkiye’de çalışan çok az akademisyen var ve bunların hemen hepsi de sosyal bilimci. Fen bilimlerinden bir akademisyen olarak bu alana katkı sağlamak başlıca amaçlarım arasında yer almaktadır.

TE: Hemen araya girip sormak isterim. Kimyadan sonra felsefe eğitimi almak nereden aklınıza geldi?

MEŞ: Yaklaşık 25-26 yıldır felsefeyle ilgileniyorum. Felsefe benim için bilimin ayrılmaz bir parçası, yol göstericisidir. Bilimsel mantığı ve evreni anlamanın olmazsa olmazıdır. Felsefe bilimin teleskobudur. O olmadan bilim ileriyi göremez. Felsefe iki bin, üç bin yıl sonrasını görür ve zamanı gelince bilim, felsefenin işaret ettiği konuları ele alır. Bu nedenle büyük bilim adamlarının neredeyse hepsi felsefeyle ilgilenmiştir. 2011 yılına kadar zaten birçok önemli felsefi eseri okumuş ve çoğu filozofu incelemiştim. O sene, kimyada doktora tezime devam ederken, neden felsefeden de lisans okumayayım diye kendimi sorgulamam, 2015 yılında Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Felsefe Bölümü’nü tamamlamamla sonuçlandı. Aynı sene Giresun Üniversitesi’ne yardımcı doçent olarak atandım. Şehir değişikliği, evlilik, çocuk vb. derken 2019 yılında Samsun’da Ondokuz Mayıs Üniversitesi Felsefe Bölümü Doktora programına başvurdum ve kabul edildim. Samsun uzak olduğu için her hafta derslere gidip dönmek aşırı yorucu da olsa çok keyif aldığım ve kendimi geliştirdiğim üç ders dönemini başarıyla tamamladım. Ders döneminin sona ermesinden sonra doktora yeterlik sınavını geçerek teze başladım. Bu süreçte birisi Bilim ve Gelecek dergisinde diğer ikisi hakemli dergilerde olmak üzere üç makalem yayımlandı.

Bütçelerden yüksek para almalarına rağmen kaliteli makaleler üretemeyenlere de geçici olarak bazı kısıtlamalar getirilmelidir…

TE: Batı dünyasında akademik çalışmalara büyük bir önem veriliyor. Gerekli bütçe ayrılıyor ve projelerini bitirenler de takdir ediliyor. Bizim ülkemizde yeterince bütçe ve takdir olduğunu düşünmüyorum. Bu konuda YÖK, Kültür Bakanlığı neler yapmalıdır?

MEŞ: Ne yazık ki bütçe kısıtlamaları her alanı etkilediği gibi üniversiteleri de olumsuz yönde etkiliyor. Çoğu zaman masrafları cebimizden karşılayarak analiz yaptırıyor veya malzeme satın alıyoruz. Giresun Üniversitesi bu sene yeni bir teşvik uygulaması başlattı ve bilimsel araştırma projelerinden SCI yayın yapanlara hem teşekkür belgesi hem de ödül olarak ek bütçe sağlama kararı aldı. Benim yürütücüsü olduğum proje çalışması da Q1 (1. Sınıf akademik dergi diyebiliriz) sınıfı bir dergide yayımlandığı için bu sene kısmen daha iyi bir ödenek alabildik. Bundan sonraki hedeflerimiz arasında üniversite dışı projelere başvuru yapmak var ancak orada da bütçelerin önceki yıllara göre kısıtlandığını öğrenmek ülkemiz adına bizleri üzüyor. Ayrıca bu projelerin başvuru ve değerlendirilme süreçlerinin de uzun olması orijinal çalışmalar açısından risk oluşturabiliyor. Zira siz başvurudan sonuç alana kadar başkası benzer bir çalışmayı tamamlayıp makalesini yayınlayabiliyor. Bence çalışmaların önünü açmanın en hızlı yolu, üniversitelerin bilimsel araştırma projeleri bütçelerinin arttırılması ve bu projelere yapılacak başvuruları değerlendirecek kurullara liyakatli kişilerin atanmasıdır. Bazı üniversitelere fazla bütçe verilirken bazılarına çok düşük bütçeler verilmektedir. Bu denge daha iyi sağlanmalıdır. Bütçelerden yüksek para almalarına rağmen kaliteli makaleler üretemeyenlere de geçici olarak bazı kısıtlamalar getirilmelidir…

TE: Kimya ve felsefe üzerine yaptığınız araştırmalardan artan zamanlarınızda edebiyat ve sanat etkinliklerine de zaman ayırabiliyor musunuz?

MEŞ: İşin doğrusunu söylemek gerekirse, 2019 yılından bu yana bu iki alan dışında başka şeylere ilgilenme şansım çok azaldı. Felsefe doktorası öğrenciliği sırasında aldığım dersler, ödevler, kendi alanımda verdiğim dersler ve kimya projelerinden geriye zaman kalmıyor desem yeridir. Ders döneminin arkasından doktora yeterliliğe hazırlanmak için yoğun bir çalışma dönemi geçirdim, sonra da felsefe tezim ile ilgili okumalara ağırlık verdim. Felsefe ders dönemi kimya doçentliğimi iki sene geciktirdiği için son bir yıl sadece kimyaya yöneldim ve doçentlik başvurusu ile ilgili çalışmalarımı tamamladım. Kalan az zamanda, felsefe-psikoloji yanında sizin (sayın Tufan Erbarıştıran’ın) edebiyat ve sanatla ilgili neredeyse her yazdığını okumaya çalıştım. Psikolojiyi de çok sevdiğim için, edebiyat-sanat alanlarında sizin çözümlemeleriniz ve yorumlarınız benim için çok öğretici oldu ve hayal gücümü genişletmeme katkı sağladı. Bunların yanında tüm yoğunluğuma rağmen gün içerisinde yolda, yürüyüşte, her fırsat bulduğumda müzik dinlemeyi ihmal etmiyorum çünkü müzik beni motive eden en güçlü araçlardan birisidir.

TE: Bu güzel söyleşi için çok teşekkür ediyorum.  

MEŞ: Bana değer vererek böyle güzel bir söyleşiye layık gördüğünüz için asıl ben size teşekkür eder, sevgi ve saygılarımı sunarım.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Cemil Kavukçu: “Öyküleri uzaklarda ara..Faruk Duman
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Serhat Uyumaz

7 Mayıs 2025

Bu Kez Uzakta Değil

“Alo. Abi yeni uyandım. Gece ben mi seni aradım, sen mi aradın?”“Serhat dostum, ben aradım. Evde misin?”“Evet. Her zaman olduğu gibi.”“Sizin oralardayım müsaitsen çay içelim.”“Olur. Abi bana yirmi dakika ver.”“Tamam dostum.”Ağır nemli havada duş almak size artı bir şey katmaz. Kar..

Devamı..

Bir Karşı-Örgütlenme Biçimi Olarak 1 M..

Josef Kılçıksız

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024