Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

24 Nisan 2022

Bilim Teknoloji

Meta: Geleceğin İnterneti

Simran Kadim

Paylaş

1

0


“Gerçeğe bir son veren şey gerçekten daha da gerçek gibi görünendir.” Jean Baudrillard, Simülakrlar ve Simülasyon

Big Data, yapay zekâ, sosyal medya, 3 boyutlu avatarlar, VR gözlükler, NFT, blokzinciri, kripto para...

Günbegün gerçek hayattan sanal âleme daha çok geçit yapıyoruz, alternatif, paralel bir dünya, yeni, farklı bir teknoloji ekosistem oluşturuluyor. Insanlık başka ülkeye, kente göç ediyormuş gibi sanal mekânda yerleşmeye hazırlanıyor sanki. Aslında otuz sene önce internetin icadıyla bu süreç başlamıştı. Öncesinde fonksiyonelliği çok az olsa da bugün internette her şey var: çevrimiçi alışveriş, dijital medya, kitap, film, oyun, video, sosyal medya, mesajlaşma uygulamaları... Bir de baktık ki hayat şeklini değişmiş, tamamen ayrı, tanınmaz bir kılığa bürünmüş.

Artık günün epeyce bir kısmı büyük küçük ekranlara – bilgisayarlara, tabletlere, akıllı telefonlara bakmakla geçiyor. Her şey çevrimiçi diyebiliriz, çevrimdışı olmak kapalı, dar bir alanda oksijensiz kalmaya benziyor. İşimiz de internete bağlı, eğlencemiz, dinlenmemiz de, arkadaşlarla etkileşimimiz, dünyayla iletişimimiz de.

Metaverse veya Türkçe anlamıyla “Evren Ötesi”, aslında o kadar da anlaşılamaz, idrak edilmesi güç bir kavram değil. Henüz tüm detaylarıyla ortaya nasıl bir şey konulacağı belli olmasa da hayal etmek için belirli bilgiler var.

Facebook’a veya herhangi bir somut şirkete ait olmayan metaverse, internet gibi genel kavram. Uzmanlara göre akıllı telefonlar yalnızca aramaya yararlı eski kuşak cep telefonlarının devamı olduğu gibi metaverse de, internetin geleceğine dönüşecek. Böylece Web 2.0’dan Web 3.0’a geçeceğiz. Öte yandan Facebook, Google, Microsoft, Nvidia, İntel, Unity, Roblox, Epic Games, Decentraland gibi teknoloji devlerinin bu projeye milyarlarca dolar yatırımda bulunması konunun önemini yansıtıyor.

Metaverse nedir?

Konuyu aydınlatmaktan ötürü önce oyun dünyasını mercek altına alalım: Fortnite, Minecraft, GTA, World of Warcraft, Pokemon Go, Second Life... Benzeri video oyunları oynayan, onlarla ilgili az çok görüşe sahip herkes avatarların, sanal ortamın, orada maceradan maceraya atılmanın ne demek olduğunu biliyor. Oyun âleminde ne isterseniz var: her türlü kimliğe, varlığa dönüşebilen rengârenk karakterler, yeryüzünün, evrenin herhangi noktasına, herhangi bir kurgusal mekâna seyahat, Disney, Marvel gibi masalsı dünyalar, balık olup yüzmek, kuşa dönüp uçmak...

Metaverse’ün ise daha büyük, iddialı amaçları var. Hedef oyun sektöründeki bu teknolojini biraz daha geliştirmekle alanı genişletmek, onun kullanımını yalnızca oyun oynamaktan çıkarmak. Fiziksel ve dijital dünyanın birleştiği, sosyal medya ve video oyunların iç içe geçtiği kurgusal, sanal bir ortam yaratmak! Sonuçta günlük faaliyetlerimizin hemen hemen hepsini siber alanda gerçekleştirecek, tabiri caizse metaverse’ün  sakinine – “dijital vatandaşa” dönüşeceğiz.

Programcılar, tasarımcılar, mimarlar hem gerçeğe benzer hem de hayali, fantastik dünyalar inşa etmekteler. Gelecekte insanlar sanal toplumsal mekânlarda toplanacak, simülatif ortamlarda dolaşacaklar: kütüphaneler, müzeler, sinema salonları, alışveriş merkezleri, restoranlar, kafeler... Sokaklar, binalar, şehirler, ülkeler...

Eğitim, iş, gezi, seyahat. Tüm bunlar metaverse’de de olacak. Evde oturup sanal bir odada şirketimizin önemli bir toplantısına katıldığımızı varsayalım. Üstümüzde pijamayla kanepedeyiz ama merak etmeyin, avatarımız takım elbisede. Evden çıkmadan yine avatarımızla sanal mağazaya gidiyor, alışveriş yapıyoruz. Birazdan aldıklarımız gerçek hayatta kapımıza geliyor. Müzede, galeride, konserde bulunuyor, istediğimiz ülkeye seyahate çıkabiliyoruz.

Yalnızca hayati önem taşıyan temel ihtiyaçları ödeyerek, başkalarıyla gerçek etkileşime girmeden küçük bir odada ömür sürmek, gerçekliği unutarak son derece çeşitli duyguları, heyecanları yaşamak mümkün olabilir. Bir ömüre yüzlerce, belki de binlerce ömürü sığdırmak...

Geçmişte hayalimizde oluşturduğumuz şeyler, örneğin çizgi film kahramanları resimlerden, animasyonlardan çıkıp farklı farklı oyuncaklar gibi maddileşerek hayatımıza giriyordu ama şimdi biz kendimizi sanallaştırarak onların dünyasına gitmeye hazırlanıyoruz.

Metaverse gerçeklik hissini oluşturabilir mi?

Bu meseleye kuşku duymazdan önce bir daha düşünmekte yarar var. Eğer insan, gerçekliği görme, işitme, koku ve tat alma, dokunma gibi duyu organlarından beyine aktarılan sinyallerle algılıyorsa neden zihin çeşitli sensörler aracılığıyla metaverse’de yaşananları gerçek gibi kabul etmesin ki?

Bugün oyunseverlerin iyi bildiği sanal gerçeklik (VR) gözlükleri, kulaklıklar, eldivenler var. Gelecekte bu cihazlar daha da gelişecek, üstelik beyine implant edilmesi planlanan çipler, Neuralink gibi projeler gündemde. Peki bu çiplerle zihine, beyinin gerçeği algılama yetisine etki yapmak, sanallığı gerçeklik kadar hakiki, inandırıcı kılmak mümkün olmayacak mı?

Dijital ekonomi, NFT, kripto para

Metaverse’ün ekonomide de belirli etkilerinin olacağı belirtiliyor. Gerçek hayatta kendi imajını, statüsünü oluşturmak için özel eşyalarına, aksesuarlarına, kıyafetine, otomobiline özen gösteren insanlar, sanal dünyada da farkedilmeğe, diğerlerinden üstün görünmeye çalışacaklar. Böylece NFT’lerin yani bize ait olan dijital nesnelerin alışverişi toplumsal hal alacak. Birçok ünlü markalar şimdiden değeri onbinlerce dolara çıkan elbiselerini, aksesuarlarını avatarlarımız için piyasaya sürdü. 69 milyon dolarlık NFT sanat eseri, yani sadece piksellerden oluşan “JPG” formatlı fotoğraf ise alıcısını çoktan buldu.

Oyun sektöründe milyarlarca doların döndüğünü, metaverse’ün yaratılmasıyla bunun daha da artacağını göz önüne aldığımızda gelecekte kripto paralarla çalışan benzeri platformların global ekonomini nasıl oluşturacağını düşünmeli. İnsanların hayat tarzı, dolayısıyla para harcama alışkanlıkları değişecek. Örneğin evden dışarı daha az az çıkarsak, derse, işe, konsere, seyahate gerçek değil sanal olarak gidersek ulaşım sisteminin kaderi nasıl olacak?

Hayal etme, gör!

Metaverse’ü daha iyi anlamak için geleceği yıllar önceden tasvir etmeye çalışan, birçok felsefi, ideoloji sorulara kapı açan filmler izlenebilir. Mesela: Ready Player One, The Matrix, Surrogates, Avatar, Free Guy, The Thirteenth Floor, Tron, Wreck-It Ralph...

Gerçekten mi biz hepimiz metaverse’e akın edeceğiz? Bunun yan etkileri olacak mı?

Bugün milyonlarca, hatta milyarlarca insan videolardan, fotoğraflardan, yazılardan ibaret sosyal medya platformlarında toplanmış durumda. Yarın şimdikinden daha zengin, video oyunlardaki gibi her türlü simülatif imkânlara sahip, gerçeklik kadar canlı, aralıksız, sınırsız bir OASİS, vaha oluşturulursa neden topluca orada bulunmayalım ki? Eğer çoğunluk bir yere – pekâla sanal olsa bile – toplanıyorsa insan, grup psikolojisinin baskısıyla “ben de orada olmalıyım!” diyor.

Akıllı telefonlardan, video oyunlardan, sosyal medyadan ayrılmakta zorlandığımız gibi metaverse’den de ayrılmak belli bir irade, disiplin gerektirecek. Günün çoğu kısmını sanal olarak geçirmek psikolojik sorunlara, gerçeklik algısının bozulmasına yol açabilir. Gerçekliğe dönerken keskin farkla yüzleşmemiz basit problemleri bile son derece ağır bir yük gibi görmemize neden olacak. Sonuç olarak çok sıkıcı, anlamsız gelen hayata karşı yabancılaşacak, depresyona gireceğiz. Kendimizi rüyalar âlemine bırakıp ilüzyonda yaşamak arzumuz metaverse’deki bazı kısıtlamalarla, kurallarla düzenlenecektir tabi.

Silikon Vadisi krallarının, teknoloji devlerinin dünya hükmranlığını yavaş yavaş ele geçirdiği zamanımızda fiziksel ve dijital gerçeklikler arasındaki sınırlar biraz daha yok oluyor. Yeni bir çağa ayak basan dünyamız, zamanla yeniden şekillenecek, kılığını değişip farklı, tanınmaz bir görünüm alacak. Ama değişiklikler bitmeyecek elbette, çünkü bugünün yeniliği yarının geriliğidir.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

10 Soruda Edebiyat ManifestolarıOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

S. E. Breitegger

24 Mayıs 2025

Goethe Evi’nin Üçüncü Katında

Goethe’yi ilk okuyuşum değil, tanışıklığımız eskiye dayanıyor. Hatta bence, ünlü şair tarihteki en güzel kitap adını bulmuştur.İnsan yalnız mıdır? Yalnızlık ne anlama gelir, yanımızda olmayan biri de yalnızlığımıza çare olabilir mi? Cevaplaması güç sorular. Benim ilgimi ..

Devamı..

Hayattan Notlar

A. Dilek Şimşek

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024