Nar Kentinde Hüzün
24 Nisan 2018 Ne Haber

Nar Kentinde Hüzün


Twitter'da Paylaş
0

Şeyhmus Diken
“Anam her kışın en karanlık noktasında, eve girerken bir nar atardı yere, bütün gücüyle; parçalanıp iyice dağılsın diye. evin beti bereketi niyetine…” Oysa hayat öyle olmadığını gösterdi... “Yaşamak, durmadan, ardında yıkıntılar bırakarak bir yerden bir yere gittiğimizi sanmak mıdır?" sahi... Yere hoyratça çakılmış ve darmadağın olmuş narın taneleri misali hayli uzun yıllar sonra, çekilen büyük acıların tuhaf zamanlarının yaşandığı bir çağ yangınında hadi şimdi gel de Bilge Karasu’nun adına gazel dizdiği Nar’dan ve İncir’den söz et... Zor iş. Hem sahi, nar sizce de yalnızca nar olarak bildiğimiz içi açıldıkça büyüklüğüne göre tane sayısı değişen meyve midir? Ve dahi nar meyveler içinde belki de kesilmeyen tek meyvedir. Hele bir kesmeye yeltenin bıçağın değdiği her bir tanesi böğründen hançerlenmiş insan misali kanar. Siz tanelemeye yeltenirken, nar taneleri kanayarak sanki sizden öç alır. Hem de ne öç! Suyunu kan misali akıtarak değdiği / dokunduğu yerde unutmayasınız diye iz bırakır... İşte bu sebeple nar kesilmez, nar kırılır. Kırıldıkça da tanelenir. Tanelendikçe dağılır. Dağıldıkça, olmadık bir anda, ummadık bir yerde çatırdayarak ince naif kırılgan bir ahh eder sanki. Ahım var cümle aleme... O an hüzündür artık. Her bir tanenin feryat ve figânıdır sanki hayatın yitirdiklerine dair. Nar, aynı zamanda ateştir. İnsan tekinin kor olup içine düşen yakıp kavuran köz ateş. Sonrası hoy narê, narê, cigerim sağ ê diyen şarkı sözü müdür? Ya da, Vardım yarin bahçesine Bir nar aldım yemeğe, Meramım nar yemek değil Gittim yâri görmeğe. Yare, bir çift sözüm vardır Utanırım demeğe Dağlar taşlar dayanamaz Ah û zarıma benim... Diyenin midir sözün kıymeti... *Soyları kıt’ale uğramışlara...

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR