Nice-Côte d’Azur: Mavinin Eşsiz Tonları ve Leziz Yemekler
18 Şubat 2020 Şehir Yeme-İçme Gezi

Nice-Côte d’Azur: Mavinin Eşsiz Tonları ve Leziz Yemekler


Twitter'da Paylaş
0

Nice öyle bir konuma sahip ki bir sabah otelinizden çıkıp St.Tropez, Cannes ve Antibes’e gidip diğer gün Eze, Monaco ve Monte Carlo’yu gezebilmeniz mümkün. Eğer daha çok zamanınız varsa hemen İtalya sınırındaki Menton’dan San Remo sahiline hatta üç saat araba sürerseniz Cenova üzerinden Portofino’ya kadar gidebileceğiniz inanılmaz bir lokasyonda yer alıyor.

Yolunuz Fransa'nın güneyinde yer alan dünya sosyetesinin göz bebeği Côte d'Azur 'a düşerse gerçekten çok keyifli bir yaz tatili geçireceksiniz demektir. Bu bölge St. Tropez ile Monaco arasında uzanan muhteşem sahiliyle ünlü tatil beldesi "Fransız Rivierası" diye adlandırılır. Bu bölgede yer alan şehirler içerisinde Nice, Côte d'Azure Havalimanı’na THY’nin de aktarmasız uçuşları olması sebebiyle önemli bir yer tutar. 

Côte d'Azur boyunca uzanan muhteşem kumsalları ve mavinin her tonunu barındıran tertemiz denizi sizi gördüğünüz anda büyülemeye yetiyor. Hemen arkasında görünen Alp Dağları ise ayrı bir güzellik katıyor. Havasının temizliğinden bahsetmeme gerek bile yok. İtalya sınırına çok yakın olduğu için hem mimarisi hem de mutfağı İtalyanlardan çok etkilenmiş olan, Fransız yemeklerine sıcak bakmayanlara da çok fazla yemek seçeneği sunan bir şehir Nice. Hem İtalyan hem de Fransız karışımı yemeklerden çok zevk alacaksınız. 

Burası sosyetik bir şehir algısı yaratsa da Nice ve civarında her bütçeye uygun otel ve restoran seçeneğini rahatça bulacaksınız. Kaldığınız otelin kahvaltısı olsa da bir sabah kahvaltı yapmak için kendinizi erkenden dışarı atın ve gözünüze çarpan ilk pastaneden kruvasan ve filtre kahve alıp Promenades des Angles yani “İngiliz Yürüyüş Yolu”na gidin. Bir banka oturup sabah koşusu yapan, bisiklete binen insanlar eşliğinde denizi seyrederek sabahın ilk ışıklarının tadını çıkarmak ayrı bir deneyim olacaktır. İnsanlardaki spor aşkına ve disipline ayrıca hayran kalacaksınız. 

Bu keyifli kahvaltı sonrası yanınızda getirdiğiniz plaj çantanızdaki havlunuzu ücretsiz halk plajlarından birine serip Nice'in masmavi ve serin sularına kendinizi bırakıp akşam saatlerine kadar harika vakit geçirebilirsiniz. Nice’e çok yakın olan Villefranche-sur-Mer denize girmek için farklı bir alternatif. Burası harika bir koy ve küçük bir marinaya sahip, aynı zamanda su derin olduğundan büyük tur gemileri de bu limanda demirliyor. Marinaya yakın bir kafede mutlaka akşamüzeri bir şeyler içerek gün batımını seyredin. Nice’e gittiğinizde harika mimarisiyle ünlü Otel Negresco’yu da görmeyi ihmal etmeyin derim.

Nice öyle bir konuma sahip ki bir sabah otelinizden çıkıp St.Tropez, Cannes ve Antibes’e gidip diğer gün Eze, Monaco ve Monte Carlo’yu gezebilmeniz mümkün. Eğer daha çok zamanınız varsa hemen İtalya sınırındaki Menton’dan San Remo sahiline hatta üç saat araba sürerseniz Cenova üzerinden Portofino’ya kadar gidebileceğiniz inanılmaz bir lokasyonda yer alıyor.

Nice şehrinin Türkler açısından farklı bir anlamı daha var: Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa 1543 yılında Fransız Donanması’na yardım ederek Nice’i İtalyanlardan alıp Kanuni Sultan Süleyman adına kabul ettiği şehrin anahtarını jest yaparak Fransızlara hediye eder. Bazen insan bu şehir keşke Türklerde kalsaydı demeden kendini alamıyor. Gerçi o zaman da hâlâ şu anki gibi güzel kalır mıydı bundan da emin değilim.

Nice çok turistik bir şehir olması sebebiyle yemek mekânları sürekli kalabalık oluyor. Kendi halkı da dışarıda yemek yemeği çok sevdiğinden restoranlar için mutlaka bir gün önceden rezervasyon yaptırmayı ihmal etmeyin. Nice denince akla elbette deniz ürünleri gelir ve bu konuda en popüler restoran ise Massena Meydanı’na yakın olan BOCCACCIO'dur. Bu mekân gerçekten şık porselen tabaklar, gümüş çatal bıçaklar ve kristal bardaklarla yiyecekleri sunan, smokinli garsonların hizmet ettiği aklınıza gelebilecek hemen her türlü deniz ürününü bulabileceğiniz çok şık bir restorandır. Eğlenceli kısmı ise kabuklu deniz ürünleri ile uğraşırken kıyafetleriniz lekelenmesin diye yemek sırasında size özel, tek kullanımlık önlükler bağlamaları ki bu da çok güzel bir hoşluk katıyor geceye. Yemekten önce masanıza gelen Nisuaz Zeytini yani Nice'e özel küçük zeytin ve zeytinyağı fırından yeni çıkmış ekmeklerle açlığınızı hoşça bastırıyorsunuz. 

Yemeklere gelince, özellikle midye ve istiridyelerin her türünü sıcak ve soğuk buzla servis edilmiş şekilde tadabilirsiniz. Öncelikle belirtmek isterim ki porsiyonlar çok büyük. Eğer makarna seviyorsanız içinde karides, kalamar ve birkaç midye türüyle yapılmış “Deniz Ürünlü Spagetti” doğru bir seçim olacaktır. Katlı bir aparatla buzların içinde servis edilen çiğ ve halen canlı olan istiridye ve midyelere jumbo karideslerin eşlik ettiği görsel şölen limon ve özel sosuyla midenize inerken sizi sizden alacak. Tabii bizim genelde sadece midye dolma olarak yediğimiz siyah midye bu mekânda şarap, domates ve sarımsaklı bir sosla yahni gibi pişirilip üzerine bir dilim sarımsaklı kızarmış ekmek konularak servis ediliyor ki tadını ne siz sorun ne de ben anlatayım. Bütün bu anlattıklarımdan çok yüksek bir hesap geldiğini düşünebilirsiniz ancak ülkemizdeki buna benzer mekânlarla kıyasladığınızda hesabın gayet makul olacağına emin olabilirsiniz. 

Keyif ve lezzetle kalınız...


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR