Yazar adaylarına önerebileceğim tek şey: Önce okuyup biriktirip sonra yazmaları.
Hatice Akalın: Nilgün Hanım merhabalar. Geçtiğimiz Ekim ayında Hotman’ın Öyküleri adlı öykü kitabınız Alakarga Yayınları etiketiyle piyasaya çıktı. Öncelikle bu güzel hikâyeler için size teşekkür etmek istiyorum. Oggito okurları için kitabınızla ilgili size birkaç soru yöneltmek istiyorum.
Hotman’ın Öyküleri çokça yerellikten beslendiğiniz, ailenizden ve çocukluğunuzdan damıtılmış karakterlerden oluşan bir kitap. Kahramanların / olayların gerçekle olan bu yakın ilişkisi yazarken sizi nasıl etkiledi? Bunun kısıtlayıcı mı yoksa besleyici mi olduğunu düşünüyorsunuz?
Nilgün Çelik: Öncelikle her ikisi de… Hem kısıtlayıcı hem de besleyiciydi diye sorunuzu özetleyeyim. Evet, Hotman’ın Öyküleri çocukluğumdan bu yana tanıdığım birçok kahramanı ve huzur bulduğum mekânı -köyümü- yazarken yeniden o atmosferi yaşadığım için beni çok heyecanlandıran bir çalışma oldu. Bu anlamda çok mutluyum. Tabii kahramanların hepsi gerçek olmakla birlikte olaylar kısmen kurgu kısmen gerçek. Gerçek olayların kahramanı ile çalışmamdaki kahraman birebir değil. Yani Hotman’ın kitapta başından geçen olayların tamamı ona ait değil. Bazı gerçek olayları onun üzerinden kurguladım. Orada kurguyu gerçeğe yakın bir atmosferle vermeye çalıştım. Yazarken biraz gerildiğim oldu elbette. Nihayetinde kahramanım bugün hayatta olmasa bile onun çocukları, yakınları hayatta. Bir eleştiriye hazırdım. Fakat kitabım çıkalı epey oldu olumsuz bir eleştiri almadım. Hatta oraları o kahramanları tanıyan birkaç akrabam “Ne güzel anlatmışsın, oralarda gezdik,” diye beni yüreklendirdi. Şimdi sorunuzun cevabını kendi adıma hem besleyici hem kısıtlayıcı olarak vermiş olsam da kendi akrabalarınızın içinde olduğu bir öykü ya da roman çalışmanızı yazarken neyi nasıl anlattığınız ve eleştiriye açık olup olmayacağınız önemli. Ve cesaret gerektiren bir eylem. Ben gerçeklerden beslendim. Kısıtlandığımı hissettiğim anda mizahı devreye soktum. Ve bunu çok zevkle yaptım.
HA: Hotman’ın Öyküleri’ne baktığımızda, tabiatın da başlı başına kitabın bir karakteri olduğunu görüyoruz. Doğaya ait unsurların öykülerinize katkısı hakkında ne söylemek istersiniz?
NÇ: Ben çocukluğumda da bugün de her yaz gittiğim köyümü, o coğrafyayı, o coğrafyada yaşayan insanları seyretmeyi gerçekten çok seviyorum. Bu sevgimin yazıya dökülmesinde tabii Faruk Hocamın katısı var. Hocamın uzun zamandır atölyelerine katılmaktayım. Faruk Duman doğayı konuşturan bir yazar. Dolayısıyla benim içimdeki doğa sevgisini de yazmam konusunda beni teşvik etti. Tabi bu “haydi bir doğa öyküsü yazalım” gibi bir başlangıç değil. Öyküde mekân ararken sevgiyle baktığım, bildiğim bir coğrafyayı görmemi sağladı. Bu anlamda sonsuz teşekkür ediyorum kendisine. Kitabımdaki doğa unsurunun öykülerime katkısına gelirsek, aslında o bilinen ama tanınmamış coğrafyaya öykülerimle ben katkıda bulunup, tanınmasını sağlamak istedim. Mekân elimde hazırdı. Kitaptaki tüm mekân isimleri gerçek. Bana sadece kurguyu yapmak düştü.
HA: Kitabınızdaki karakterlerinizin çoğunda bir bilgelik söz konusu. Taşranın bu bilgelikte bir rolü olduğunu düşünüyor musunuz?
NÇ: Bunu hissettirebildiysem ne mutlu. Evet bu memleketime gittiğimde dikkatimi çeken bir durum. Oradaki halk siyasetten de ekonomiden de haberi olan, her konuda fikirleri ve hayat tecrübesi olan, pratik zekâlı insanlar. Kendi fikirlerinin arkasında da Karadeniz inadını hatırlatacak kadar duruyorlar. Hatta hatırlıyorum, köylere televizyon daha gelmemişken tüm bakanların adını ezbere bilen, ne iş yaptıklarını takip eden bilge köy insanları vardı. Bu tabii elektik geldikten ve her eve televizyon girdikten sonra daha da ilerledi. Bilgelik tanımına taşranın etkisi mi demeliyiz bilemiyorum ama “olayın içinde ama olaya uzak mesafeden bakarak analiz edebilmek” diye tarif ediyorum bu durumu. Taşra sanıldığı kadar sessiz değil.
Bu konuda eklemem gereken bir şey daha var: Bu bahsettiklerim özellikle Hotman'ın Öyküleri’nin geçtiği 1985-1995 dönemlerine ait fikirlerim. Sonraki yıllar köydeki bilgeler de her şey gibi değişti.

HA: Kitabınızda çeşitli halk inanışlarına, ritüellere yer veriyorsunuz. Mistisizmin edebiyatınızdaki yeri hakkında neler söyleyebilirsiniz?
NÇ: Evet bazı öykülerde bir gizem var. Ben unutulmuş ya da hala devam eden halk inanışlarına oldukça meraklıyım. Bununla ilgili okumayı da çok zevkli buluyorum. O ritüellerin mutlak bir zemini var. O zemin üzerinde de bir mantık var. İşte o mantığı bulmak çok zevkli. Edebiyatımız bu konuda oldukça zengin. Başlangıç noktamız. Dede Korkut bizim yegâne kaynağımız değil midir? Ben de elbette son dönemde yoğun olarak öykülerime bu anlatıdan unsurlar kattığım için olmazsa olmazım diyorum. Edebiyatın başlangıç noktası efsaneler ve masallar değil midir zaten?
HA: Söyleşilerinizden birinde bir novella çalışması içerisinde olduğunuzu belirtmişsiniz. Çalışmalarınız nasıl gidiyor, bu eserinizin ana ekseni de yine taşra mı olacak, açıklar mısınız?
NÇ: Novellam hazır fakat şu an bekliyor. O çalışmamda daha çok mistisizm var. Daha heyecanlı. Yine taşrada geçiyor, yine halk inanışları ve ritüeller var. Hatta oldukça fazla diyebilirim. Mekân, Hotman’ın Öyküleri’ndeki sevdiğim coğrafya. Adı geçen tüm mekânlar yine gerçek. Diğer kahramanlar ve olaylar kurgu. Küçük romanımı yazarken halk inanışlarından, köyümüzdeki geleneklerden epey faydalandım. Yine çok heyecanlandığımı söylemek isterim. Umarım okurla buluşturabilirim.
HA: Son olarak içinizdeki hangi duygu sizi yazmaya itiyor, yazar adayları için önerileriniz var mı, açıklar mısınız?
NÇ: Yazmak istediğim konu kafamda kendiliğinden belirdiği de oluyor ya da bir kitabın üzerine yıllar önce atılmış bir imzadan da kaynaklanabiliyor. Okuduğum bir kitabın atmosferinden etkilenerek de yazmak istediğim oluyor. Bu dönem dönem değişiyor. Sabit bir duygu yok yazmam için. Yazma dürtüsü aslında okudukça ve eleştirel gözle, belki içinizdeki enerjiyle, yaşadığınız atmosferle şekilleniyor. Tam bir tarifi yok benim için.
Yazar adaylarına önerebileceğim tek şey: Önce okuyup biriktirip sonra yazmaları.
HA: Söyleşimize katılıp sorularımızı yanıtladığınız için sonsuz teşekkürler.





