Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

9 Mart 2021

Kitap

Obeziteyi Yeniden Düşünmek: Zor mu Kolay mı Yoksa Mutluluk mu Huzur mu?

Beste Nâsır

Paylaş

0

0


Merhaba yeni gelen gün

Gökyüzünde belirsiz aydınlık

Denizde çivit mavisi

Merhaba yaşama gücüm

 

Hadi bakalım başla işine

İlk vapuru, ilk treni

İlk uçağı kaldır

Dünyamızın çarkı dönsün.

 

Şu çarpan yüreğimizin

Umudunun sende olduğunu bil

Bil de ona göre davran

Getireceğin mutluluğu getir.

(Sabahattin Kudret Aksal, Yeni Gelen Güne Türkü)

Obeziteyle felsefe yan yana gelebilir mi? Olur da gelebilirse, sizce bize (okura) nasıl faydaları olabilir? Bu sorulara cevap verebilme çabasından doğan Kilosophia'nın açtığı yepyeni kapıdan girmek ister misiniz?

Kilosophia, sıklıkla başvurulan diyet listeleri ya da katı bir tarzla sunulan beslenme önerileri gibi zayıflama yöntemlerini bir kenara atarak obeziteyle mücadelede, duygusal ve düşünsel arka planı öne çıkarıyor ve aslında bu iki alanla da ilgili olan obeziteye yönelik çözüm önerilerini gözlerimizin önüne seriyor. İşte çok kabaca ifade ettiğimizde bize böyle bir çerçeve çizen bir kitap hiç okudunuz mu daha önce?

Hemen söyleyeyim: Bana kalırsa, daha okumanın başlarında “yeni”yi içinde barındıran bir kitap Kilosophia. Yeni bir düşünme tarzını, özellikle adıyla yeni bir söylem biçimini ya da en tanıdık ifadeyle yeni bir bakış açısını... Ama bunun yanında, okumayı tamamlayıp kitabı kapatınca şunu da sordurtuyor tabii: Böyle bir çerçeveyi herkes kullanabilir mi ya da bu yol haritasında yürüyebilmek herkes için kolay olabilir mi? Örneğin, “kendi kendinin kahramanı olabilmek” ya da bu kitap kapsamında bir beslenme planı hazırlarken gerçekte(n) ne istediğimizi belirleyebilmek ve bunu uzun süreli olarak hayata geçirebilmek... Ne dersiniz?

Kendi hayatının başrolü ol!

Aslında altında duygusal ve düşünsel bir zemin bulunduran her sorunda olduğu gibi obezitede de, sorunun merkezinde sorunu yaşayan “kişi”nin büyük payı var. Kilosophia da, obeziteye daha çok felsefeyle bakabilmemizin yolunu açarak, her satırda bunu hatırlatıyor. Bizi her defasında kendi kendimizin farkında olmaya çağırıyor ve -yeri geldiğinde- hayatımızın (yaptıklarımızın ve yaşadıklarımızın) kontrolünün kendi elimizde olduğunu hiç unutmamamız gerektiğinin de altını çiziyor.

Peki ama nasıl?

Aşırı yeme söz konusu olduğunda kendi kendimizin farkında olmak ve dolayısıyla da kontrolün kendi elimizde olması neye karşılık gelir? Şu sorular ve cevapları bize yardımcı olabilir sanırım: Gerçekte(n) ne istiyoruz? Yiyip içtiklerimizi aslında yiyip içmek istiyor muyuz? O anda istediğimiz gerçekten her ne yiyip içiyorsak o mu? Vücudumuza aldıklarımız ya da almadıklarımız kimin yararına ve aynı zamanda kimin zararına? Yiyip içtiklerimizi neden, nasıl ve ne kadar yiyip içiyoruz? Kendimize zaman ayırabilmeyi öğrenerek keyifle yiyip içmek mümkün olabilir mi?

Tam da bu ve bunun gibi sorular ve cevapları, bizim sadece obezite söz konusu olduğunda değil günlük yaşam içinde beslenme tarzımızı ya da düzenimizi belirlerken de sıklıkla kendi kendimize sormamız gereken sorular. Nihayetinde, hepimizin bildiği gibi, ama pek aklında tutmadığı gibi bir vücudun içinde yaşıyoruz ve o vücudun içinde yaşarken ona iyi bakmamız demek, vücudumuzun içinde kendimizi huzurlu ve rahat hissetmemiz demek. Bunun için olabildiği kadar doğal besinlerle beslenebilmek, sağlığımıza katkısı olan gıdaları yeterince tüketebilmek, beslenme öğünlerimizi çok çeşitli hazırlayabilmek ve mevsime uygun beslenebilmek hem çok önemli hem de çok keyifli elbette.

Dahası, güzel bir ömür sürdürebilmeyi kim istemez ki? Hepimiz en iç nedenini sorguladığımızda bütün yaptıklarımızı mutlu olmak için yaparız. Yemekle ilişkimizin sağlıklı ve ölçülü beslenme üzerinden yürümesi de mutluluğumuzda etkili olan parçalardan zaten. İşte bunun için, huzurlu, mutlu ve sağlıklı bir ömür sürdürebilmenin bedenimizin sesini dinleyebilmekten geçtiği çok açık. Kendimize ne kadar iyi bakarsak, bedenimizi ne kadar doğal gıdalarla beslersek o kadar mutlu oluruz ve tabii böylece iç dengemizi de koruruz.

Kusuru değil güzelliği gör!

Bütün bunların yanında, sadece aşırı yeme olarak karşımıza çıkan obezitede değil,  yaşamda karşılaşabileceğimiz bu türden -düşünsel ve duygusal bir zemine sahip olan- birçok sorun için bir kılavuz sunuyor Kilosophia. Böyle bir kılavuz da bizi en başa, en temele yani fabrika ayarlarımıza geri dönmeye çağırıyor; kitabın yazarı Mehmet Altuğ Ersoy'un ifadesiyle “hani sadece acıkınca yiyip susayınca su içtiğimiz, doyunca yemeği bıraktığımız, aklımızda sürekli yemek düşüncesinin olmadığı, umut ve güven içinde geleceğe baktığımız günlerdeki” fabrika ayarlarımıza. Sizce nasıl olur?

Hani bazen hepimize söylenir ya: “İçindeki ağacı hep yeşil tut!” ya da “Olanlar oldu; şimdi, beyaz bir sayfa açsak olmaz mı?” diye. Yemekle ilişkimizde de kusurlar olabilir ya da bir ağaç olarak düşünebileceğimiz vücudumuz beslenme alışkanlıklarımızdan dolayı belki yaprak döküyor olabilir. Yiyip içtiklerimizle sahip olduğumuz, bize içinde hayat veren bedenimize biraz uzaktan bakabilirsek dönüşümün yolunu açamaz mıyız? Uyandığımız her yeni günde bedenimiz güzel bir şeyi hak etmez mi? Bence hem de nasıl hak eder. O halde harekete geçmek için neyi bekliyoruz? Yoksa başlangıçta sizinle paylaştığım ve çok sevdiğim şiir de mi yetersiz?

 

 

 

 

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Ruhun Kuytusunda: Bir DeğiniErhan Sunar
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Elisabeth Braw

31 Ağustos 2025

Rusya Svalbard'a Dönüyor

Svalbard’ı yirmi beş yıl önce terk eden Ruslar, Sovyet Döneminin ihtişamını geri getirebilmek için Norveç takımadalarına döndüler.  Neil Armstrong Ay’a ayak bastığında yaptığı ilk şey Amerikan bayrağını dikmekti. Ülkeler bir arazinin kendilerine ait olduğunu belirtmek için o ..

Devamı..

Yaz Sıcağıyla Baş Edebilmek İçin Orta ..

James Clark

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024