Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

14 Eylül 2021

Kitap

Oggito'nun Eylül Ayı İçin Önerdiği 10 Kitap

Oggito

Paylaş

0

1


Semenderlerle Savaş, Karel Çapek

Bizden sonra semenderler gelecek! Gelecek semenderlerindir. Semenderler kültür devrimidir. Velev ki kendi sanatları yok; en azından aptalca idealler, pörsümüş gelenekler ve şiir, müzik, mimari, felsefe ve genel olarak kültür adı altında üretilen tüm o muğlak, sıkıcı, demode paçavraların altında belleri bükülmedi. Midemize kramp geçirten o bunakça laflar! Neyse ki insanın o demode sanatını geviş getirmeye başlamadılar henüz; onlar için yeni bir sanat üretmeliyiz! Biz gençler, geleceğin semenderizmine giden yolları döşüyoruz: Bizler ilk semenderler olmak istiyoruz, bizler yarınların semenderleriyiz!

Dünyanın sürüklendiği cehennemi 2. Dünya Savaşı'ndan çok önce fark eden yazarlardan Karel Çapek'in Semenderlerle Savaş'ı, kapitalizme ve ona koşut yükselen faşizme karşı bir uyarı niteliğinde…

1936'da yayımlanan bu başyapıt sadece içeriğiyle değil, biçimsel açıdan da öncü bir eser. Farklı anlatım teknikleri, epik-absürt öğeleri ve kara mizahıyla distopik roman türünün 20. yüzyıldaki en önemli örneklerinden biri olarak kabul edilen Semenderlerle Savaş, Ekin Uşşaklı'nın çevirisiyle…

Jaguar Kitap, Ağustos 2021

 

Geleceğin Tarihleri, Lizzie O'Shea

Aynı zamanda çok iyi bir yazar olan hukukçu Lizzie O’Shea’ye göre, teknolojiyi anlamanın anahtarı gelecekte değil geçmişte. Geleceğin Tarihleri bunu savunuyor ve bizi dijital çağın pratik ve devrimci olanaklarını keşfetmeye davet ediyor: İnternet bugün teknoloji devleri tarafından hangi amaçlarla kullanılıyor? Sanal âlemin bizi gözetlemesi, hakkımızda veri toplaması ve bu verilerle yalnızca pazarlamacılığın değil, devletlerin denetim tekniklerinin de geliştirilmesi karşısında ne yapabiliriz? Daha da önemlisi, sürekli gelişen dijital teknolojiyi kamu yararına kullanmak mümkün mü, nasıl?

O’Shea yeniliğin kaynağında kapitalist hayal tacirlerinin aksine, yalnızca bireysel çıkarları görmüyor; kâr hırsından uzak kolektif çabaların dijital alanın ortaya çıkışında oynadığı rolü de hatırlatıyor. Günümüzün teknoloji CEO’larının ufuksuzluğa ve bayat bir ütopyacılığa saplanmış toplum tasavvurları yerine Paris Komünü’nün bize internet etiği hakkında neler söyleyebileceğini soruyor. Dijital alanı demokratikleştirmek için Karl Marx’ın yanı sıra Thomas Paine ile Frantz Fanon’un devrimci çalışmalarında ilham kaynakları buluyor. Teknoloji sermayedarlarının “kendi suretlerinde yaratmak” istedikleri internet dünyasının karşısına potansiyel özgürlük olanaklarını çıkarıyor.

Kısacası Geleceğin Tarihleri, olduğu gibi kabul etmeye meyilli olduğumuz bu dünya karşısında, bizi düşünmeye ve başka bir gelecek kurmaya çağırıyor.

Metis Yayıncılık, 2021

 

O Yazın Tanrısı, Ralf Rothman

1945 kışı. On iki yaşındaki Luisa ailesiyle birlikte bir Nazi subayı olan eniştesinin çiftliğinde, görece korunmalı koşullarda sona yaklaşan savaşın bitmesini beklemekte, günlerini kitap okuyarak, hayvanlarla ilgilenerek, çevresini gözlemleyerek ve sorgulayarak geçirmektedir. Bu özgürlük ortamında çiftlikte çalışanlardan birine âşık bile olur. Gelgelelim, bombalanan şehirlerin, yollara düşmüş bitkin göçmenlerin, yaklaşan müttefik ordularının ve apar topar cepheye çağrılan gençlerin iyice görünür kıldığı ve artık hiç kimsenin kaçınamadığı dehşet, çaresizlik ve belirsizlikten o da payını alacak, hızla “büyümek” zorunda kalacaktır.
Rothmann daha önce yayımladığımız Baharda Ölmek adlı romanıyla diyalog halindeki bu romanında, bir ulusu yönetenlerin körlük ve inkârının, savaşın akıldışılığının sıradan insanların ilişkilerine ve hayatlarına verdiği hasarı bir kez daha sarsıcı bir anlatımla, ustaca ve incelikle ele alıyor.

Çeviren: İlknur Özdemir, YKY, Ağustos 2021

Paralı Asker, Georges Perec

İlk hatam bu oldu. Sahteci olmak, her şeyi başkalarından almak ve kendinden hiçbir şey vermemek demektir.

Hikâye bir polisiye gibi başlar: Sahte tablo ustası Gaspard Winckler, Paris’in eteklerinde bir stüdyodadır. Ellerinde finansörü Anatole Madera’nın kanı vardır. Cinayetin sebebiyse, Antonello da Messina’nın 1475 tarihli, kitaba adını veren Paralı Asker tablosudur. Gaspard Winckler, bu tablonun bir sahtesini yaparken Louvre’daki aslına taş çıkartacak bir ustalık sergilemiştir. Peki Winckler neden bu mesleği seçmiş, bu portreye kattığı ustalıkta ne fark etmiştir? Madera’yı öldürmeyi neden bir bağımsızlık eylemi olarak görmüştür?

Paralı Asker, Georges Perec’in 1960 yılında tamamladığı ilk kitabıydı. Yayıncılar tarafından reddedildikten sonra yıllarca çekmecede kalan bu kitap, Perec’in ölümünden otuz yıl sonra belgeleri arasında keşfedildi. Paralı Asker, Perec’in oyuncu kalemine yakışır bir şekilde yazarın ilk ve son romanı.

Çeviren: Esra Özdoğan, Can Yayınları, Ağustos 2021

İlkel Sanat, Franz Boas

İnsanlık mağara duvarlarına ellerinin siluetlerini ve av sahnelerini resmettiği ilk andan itibaren çevresini ve sahip oldukları şeyleri güzelleştirmek için çaba harcamıştır. Dolayısıyla elimizdeki bulgulara dayanarak, bizim uygar toplumumuzda olduğu gibi ilkel insanların da güzele yönelik bir beğeni duyduklarını söylememiz mümkündür.

Bir antropoloğun tam olarak ne yaptığını düşünecek olursak vereceğimiz cevap, bu soruyla karşılaştığımız döneme göre farklılık gösterecektir. Hem göçmen hem de Yahudi olarak, Amerika’nın 19. yüzyılın sonlarındaki beyaz ırkı daha üstün gören evrimci antropoloji çevresinde çalışmalarını yürüten Franz Boas’a göre antropologlar ilkel insanların yaşantılarının ve isteklerinin ne olduğuna dair genel bir resim ortaya koyarlar. Ancak yeni kültürlere erişilen bu dönemde antropoloji için ilkel topluluklar yalnızca basit bir çalışma konusudur. İlk olarak Franz Boas’ın çalışmalarında gördüğümüz emik yaklaşım da böyle bir ortamın sonucu olarak ortaya çıkar. Çünkü Boas’a göre, ilkel insanlarla beraber yaşayan birisi ilkel toplum içindeki her bir kişinin, bizim olduğumuz kadar birey olduğunu görecektir. Dolayısıyla başka bir kültürü tanıyabilmek için onlara kendi kategorilerimizi dayatmamamız gerekir. Aksi halde birbirlerine ait olmayan biçimler bir araya getirilmiş olunur. Çünkü toplumlar evrimci yaklaşımın öne sürdüğü gibi benzer süreçlerden geçerek ilerlememektedir; Franz Boas’ın ortaya koyduğu yaklaşımlardan birisi de bu şekilde açıklayabileceğimiz kültürel göreliliktir.

Boas uygar ve ilkel topluluklar arasındaki farkıysa en çarpıcı şekilde düşünüş biçimleri üzerinden anlatmaktadır. Ona göre ilkel insanların zihinleri söylenegeldiği gibi sihirsel bir şekilde çalışmamaktadır. Ancak bu farklılığı anlamamız mümkün değildir. Çünkü geleneksel düşünceler bizim medeniyetimiz üzerinde, ilkel toplumlarda olmadığı kadar sınırlayıcı olmuştur.

Çeviren: Semih Gözen Esmer, Ayrıntı, Ağustos 2021

 

Lunapark Kapandı, Mario Levi

Hayalleri, masalları ve yenilgileri olmayan insan, yaşadığını söyleyebilir mi?

Ya o tutku ilişkileri?

Bizi bir yerlere götüreceğine hep inanmak istediğimiz, o aşklar, o sevgililer?

İlişkilerimizde duvarlar ören ve bunu bize hissettiren kimdir aslında?

Kendini kazanmanın bedeli, birilerini kaybetmeyi göze almak mı?

O hayalleri yolun neresinde yitiriyoruz?

Lunapark Kapandı, bu sorulara yanıtlar arayanların, diğer yandan da gidenlerin, gitmeyi bilenlerin ve hep aynı yerde kalanların, kendilerini bir odaya tutsak edenlerin hikâyesi... Geriye, bir düzen kurduklarına inananların, oyunlarına sığınanların hayatın neresinde
olduklarını sormak kalıyor...

Ve roman bir gerçeği gösteriyor; bu yalanlarımızla o kadar kalabalığız ki aslında...

Everest, Ağustos 2021

 

Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu

Herkesin kaderi güzel olmuyor. 

Marifet, kader yolları kapatsa bile o kapıya yeni bir anahtar uydurabilmekte.

Kimsenin hayatı dıştan göründüğü gibi değil. İmrendiğimiz, özendiğimiz hayatlar hiç de sandığımız gibi acısız değilken çok mütevazı bir hayatın içinde mutluluğun en parlağı olabiliyor. Kitabın başkahramanı Ala’nın hayatını okurken bu zavallı çirkin kızın yaşadıklarına inanamayacak, bazen de o sayfaların bir yerlerinde kendinizle karşılaşacaksınız. Bu karşılaşma hüzünlendirse de kendinize biraz daha yaklaşmak ruhunuza iyi gelecek. 

Seanslar boyunca bu suskun kızı konuşturabilmek için ona tarihten alınma pek çok hikâye anlatıldı: 

Genç firavun Tutankamon’un esrarı; aynı dönemde yaşayan birbirine çok zıt iki kişi, Hitler ve Freud’un ilginç hayat görüşleri; 18. yüzyılda adına “fısıltı sanatı” dedikleri, evli kadınların şövalyelerle yaşadığı aşklar; Çariçe Katerina’nın çamaşırcılık ve hayat kadınlığından çariçeliğe yükselen yazgısı; Eva Peron ve Prenses Süreyya’nın hüzünlü hayatları… ve daha niceleri…

Psikanalizin sihirli değneğinin dokunduğu yerde yükselen bir başarı öyküsü…

Doğan Kitap, Ağustos 2021

 

Yalan-Roman, Emile Ajar

Bir yazar için prestijli bir edebiyat ödülü almak, onun için bir dönüm noktası niteliği taşır. Romain Gary de Cennetin Kökleri eseriyle Goncourt Ödülü kazanarak dünya edebiyatında rüştünü ispat etmiş bir yazar olsa dahi bununla yetinmeyecektir. Ödülün ardından Fransız eleştirmenlerin, kendini tekrar ettiği iddiası üzerine yeni bir persona oluşturur ve Émile Ajar mahlasıyla yazmaya başlar. 

Mevzuatının katılığıyla nam salmış bu ödülü mahlasla ikinci kez kazanarak edebiyat camiasını, eleştirmenleri ve okuru tarihe "Ajar Olayı" olarak geçecek bir aldatmacayla alt eden Gary'nin, bu oyunda kendini yok ederek var edişine anbean tanıklık etmemizi sağlayan, yer yer otobiyografik bir "-mış gibi yapma" öyküsü ise Yalan-Roman'da anlatılır.

Taklitler üzerine kurulu bir normalliğe uyum sağlamaya zorlayan düzenin ortasında sıkışıp kalmış nevrotik bir karakterin burjuva toplumdan öç alma mücadelesi, kaçılan gerçekliğin söylenen tüm yalanlardan daha çarpıcı olduğunu gözler önüne seriyor. 

Çeviren: Roza Hakmen, Sel, Temmuz 2021

 

 

 

Akıl ve Tutku, Jane Austen

Jane Austen’ın ilk romanı Akıl ve Tutku, 1811’de yazarın ismini taşımayan bir kapakla, “bir hanımefendi tarafından” imzasıyla yayımlanmıştı. Austen ilk taslağında bir dizi mektup olarak kaleme alıp daha sonra nihai biçimine karar vererek tekrar yazdığı, en bilinen eserlerinden olan bu romanında 1700’lü yılların değer yargılarının gölgesindeki evliliğin, sosyal statünün, gerçek aşkın tabiatına dair, belki de asla eskimeyecek bir hikâye anlatıyor.
 
Marianne Dashwood duygularını saklamayan biridir, kız kardeşi Elinor ise toplumsal kurallara karşı daha dikkatlidir. Dashwood’lar, eşini kaybeden anneleriyle beraber, büyüdükleri yerden taşınıp daha mütevazı bir yere, uzak akrabaları John Middleton’ın sahibi olduğu bir mülke taşınırlar. Marianne, kız kardeşinin uyarılarına rağmen Middleton’a âşık olur. Elinor’un sevdiği erkek ise bir başkasıyla evlenecektir. Kız kardeşlerden birinin uçarılığı, diğerinin ise metanetli mizacı ikisinin de mutlu bir hayata ulaşmasına yetmeyecektir. İki kadının da kalpleri ve mantıklarının ötesinde bir başka yol bulması gerekmektedir.

Çeviren: Başak Bekişli, İthaki Yayınları, 2021


Ortaçağ’da İslam Mutfağı, Lila Zaouali

İslam’ın ilk günlerinde Araplar neler yiyorlardı? Arap mutfağı Perslerden, Bizans’tan, Romalılardan, Çin’den, Hindistan’dan, Türklerden, irili ufaklı onlarca medeniyetten, toplumdan nasıl ve hangi boyutlarda etkilendi?

Zengin Abbasi mutfak geleneğinden değişip dönüşerek de olsa günümüze kadar uzanan, Avrupa mutfağını da etkileyen özellikler neler olabilir? Elimize yazılı olarak ulasan binlerce Ortaçağ̆ tarifinin akıbeti nedir?...

Lilia Zaouali bunlar gibi soruların peşine düşerek sadece yemek tariflerinden oluşan bir kitap sunmakla kalmıyor, kapsayıcı bir tarih anlatısıyla dönemin yemek kültürü̈ üzerine esaslı bir bilgi kaynağı da oluşturuyor.

Çeviren: Barış Baysal, İletişim, Ağustos 2021

 

 

 

YORUMLAR

LEYLA ŞAHİN

HANDAN KUTLUAY BEN BİR ROMAN OKUMUŞTUM ÜÇ YIL ÖNCE YAZAR LEYLA ŞAHİN' İN ZİRVEDE ÜŞÜYENLER ROMANI. MELANKOLİK İNSANLARIN HAYATTATAKİ BAŞARI İÇİN ÇIRPINIŞLARININ EN MASUM HALİYDİ BANA GEÇEN VE HALA ETKİSİNDEYİM. HAYAT BİZE SUNULAN ANCAK YOL ALMA KLAVUZU OLMAYAN MÜTHİŞ BİR YOLCULUK. ONU ANLATIYORDU PAYLAŞMAK VE BU LİSTEYE EKLEMEK İSTEDİM.

27 Aralık 2021

Öne Çıkanlar

Ünlü yazarların roman taslaklarıOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Ümit Topcu

27 Mayıs 2025

Otostop

İnsan hayatı sürprizlerle dolu bir muamma. Başımıza ne zaman, neyin geleceğini önceden kestiremeyiz. Bazen beklenmedik bu gelişmeler bizleri çok mutlu eder. Bazen de yaşantımızı kökünden değiştirip bizi korkular sarmalının içine çeker. Fakat iyi ya da kötü bütün olanlar bir gün mutlaka geçip ..

Devamı..

Bando Takımı, Atlıkarınca ve Sünnet Dü..

Bengi Kaya

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024