Gristanbul: Kasap Vitrinindeki Karkas Kent
13 Haziran 2019 Kültür Sanat

Gristanbul: Kasap Vitrinindeki Karkas Kent


Twitter'da Paylaş
0

Birden, oturduğum koltuğun arasına sıkıştırılmış bir gazete eki çekti dikkatimi.

Fünikülerden indiğimde, Kadıköy seferinin başlamasına beş dakikadan az kaldığını görüp adımlarımı hızlandırdım. Hemen karşıya geçmek, evime varmak niyetindeydim. 

Vapura adımımı attığımda, son metreleri koşmuş olmanın etkisiyle ciğerlerim acı bir yanma hissiyle doldu. Sabahtan beri içtiğim sigaraların sayısına hayıflandım vücudumun isyanını dinlerken. Dayım ‘avanak otu’ derdi bu illet için. Ancak avanak insanların dertlerine çare, sevinçlerine ortak, aylaklıklarına meşgale olacağını düşünebildiği bir şeydi ona göre. Ben de gün boyu epey avanaklık yapmıştım. Biraz ara vermenin iyi olacağına karar verip bir bardak çay almak üzere vapurun üst katına çıktım.

Büfeye uğradıktan sonra kalabalık salona yöneldim, gözüme çarpan ilk yere oturdum. Vapur hareket etmiş, pruvasıyla boğazın serin sularını yarmaya başlamıştı. Birden, oturduğum koltuğun arasına sıkıştırılmış bir gazete eki çekti dikkatimi. Elime alıp sayfalarına gelişigüzel göz atmaya başladım. Henüz birkaç sayfa değiştirmiştim ki, bir yazıya takıldı gözüm. Renk uzmanı olduğu söylenen bir kadın tarafından kaleme alınmıştı. Renklerle pek aram yoktur esasında. Hayatımı üç dört tanesiyle rahatça idame ettirebilirim. Siyah ve beyaz kâfidir mesela. Bir de, olursa, mavi ve kahverengi. Kalanı lükstür benim için, en azından kendi üstümde. Yine de merakla okumaya başladım yazıyı.

Kırmızı renk sıcağı, kanı, şehveti ve gücü temsil ediyordu uzmana göre. Çabuk karar almaya, beklentileri arttırmaya sebep oluyordu. Kırmızıdan sonra en sıcak renk olan turuncu ise gösterişin ve şatafatın rengiydi. İnsana canlılık ve cesaret veriyordu.

Yeşil, doğanın rengiydi. Yaşamı, ümitleri, yeniliği simgeliyordu. Sakinleştirici bir etkisi vardı. Gri ise durağanlığın ve duygusuzluğun. Güçlü bir renk olduğundan hayatın gösterişini ve şatafatını dizginliyor, insan ruhunun kısıtlanmasına neden oluyordu. Ruhsal açıdan yorucu ve heves kırıcıydı.

Okuduklarımın içinde en çok gri hakkında yazılanlar ilgimi çekti. Bu rengin monotonluk etkisini; insan vücudunun fiziksel anlamda tükenmesine, güven eksikliğine ve cesaretsizliğe sebebiyet verdiğini okudukça kentin ve insanının ahvâlini daha iyi anladım. Gristanbul’un kaldırımları, meydanları perdahlı beton, yolları gri asfalt. Gri binaların üzerinde yılın altı yedi ayı gerili duran kurşuni bir gökyüzü. Hepsi birleşince içinde yaşayanların boğazına çöken gri bir kâbusa dönüşüyor işte. Aralara serpiştirilen yeşilliklerse ümitleri canlandırmaya, ruhları sakinleştirmeye yetmiyor; etkisi kasap vitrinindeki karkas kuzunun makatına sokuşturulan maydanozdan öteye gidemiyor.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR