Oyunsuz
8 Nisan 2019 Öykü

Oyunsuz


Twitter'da Paylaş
0

Kumarhane olarak işletilen bir teknenin içindeyim. Bu eyalettekilerin oyunları açabilmeleri için karadan epey uzaklaşmaları gerekiyor. Yasaklı sularda yakalanmamak için, dönüşte de aynı özeni gösteriyorlar. On dakika önce masalar kapandı. Tüm oyunların kapanışını aynı ana denk getirmeyi başardılar. Bu yüzden pokerin son elinden kalan çipleri, rulette yirmi üç numaraya çiçek yapamadım, hoş oynayamadığım için otele taksi parası cebimde kalmış oldu. Şimdi bir saat yolumuz var limana. Oyunsuz. Nereden bindim bu tekneye diye hayıflanmak ve kendimi avutmak için, bir saat. Gemide yazabileceğim bir yer arıyorum. Üç saat aynı masada oynadığım emekli çifte rastlıyorum. Zararımı çıkarmış mıyım acaba. Kâr zarar önemli değil, diyorum. Önemli olan oynayabilmektir. "Ben," diyorum, "mesela bir daha hiç oynamayacağım." Gülüyorlar. Başka ülkelerin emeklisi de başka. Kumar bile oynayabiliyorlar. Şansımı kaçıran belki onlardı. Sigara içme bahanesiyle yanlarından ayrılıyorum. Filikaların altında kuytu bir köşe buluyorum. Demirlerin arasından görünen ışıltılı denize bakarak yazmaya çalışıyorum. Birden, sigorta acentası kadın geliyor yanıma. Teklifsiz, bağdaş kurup oturuyor. Ne yazdığımı soruyor. Şiirimsi diyorum. Gülümseyerek denize bakıyor. "İyi ki bitti her şey, şimdi o bir yaz denizi gibidir,"* diyor. Kimin olduğunu bilmiyormuş. Google'a soralım diyorum. Telefonu çıkarınca görüyorum "bitti" diyen mesajı. Yirmi üç dakika önce atılmış.

*Süreyya Berfe


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR