Söz ve Yazı, Tarih Bağışlamaz, Özdemir İnce’nin “dünyasına” yeni girecekler için bir kılavuz niteliği taşırken, daha önceden girip “orada olanların” güncelliği konusu hakkında kafa patlatanlar için ise yazarın yaşama dair topyekun eleştirel bakışı üzerine tekrar tekrar düşünme imkanı yaratıyor.
“480 sayfalık kitabı bir kez daha, bir yabancının yazıları olarak okurken, Türkiye’de ‘zaman’ olmadığını, zamanın geçmediğini fark ettim. Türkiye’de her şey tekrar ediyor; olaylar tekrar ediyor, sorunlar tekrar ediyor, politikacılar tekrar ediyor. Her alanda: politikada, sanatta, edebiyatta. Zaman yatay değil Türkiye’de, düşey ya da dikey… Süreç olarak yayılmıyor, katman katman yayılıyor. Ve bütün bu katmanlar birbirinin tekrarı. Düşüncenin ve felsefenin, sanat ve edebiyat yapıtlarının en büyük düşmanının zaman olduğu söylenir ama zamanın (olmadığı için) düşman etkisi görülmüyor bu yazılarda. Bu nedenle, 1984 – 1995 yılları arasında yazdığım yazılar, aradan geçen onca yıldan sonra da fırından yeni çıkmış gibi taptaze.” Bu alıntı, Özdemir İnce’nin 22 Kasım 2022 tarihinde Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde yazdığı yazının girişi. Aynı zamanda da İnce’nin Eksik Parça Yayınları tarafından yeniden baskısı yapılan üç kitaplık Yazmasam Olmazdı kitabının ilki olan Söz ve Yazı, Tarih Bağışlamaz'ın önsözünden. “Sanki aradan on sekiz yıl geçmemiş gibi. Yıllar bizde uç uca eklenmiyor, katman katman üst üste yığılıyor,” diyor Özdemir İnce devamında. Haksız mı değil mi sorusu yersiz. Zira tarih bugün gibi önümüzde duruyor her zaman. Dileyen gözünü açar açmaz karşılaştıklarıyla buna karar verebilir.
Özdemir İnce’nin denemeleri her şeyden önce zamanın ruhunu içinde taşır. Ancak bu öncüllerini ve ardıllarını inkar ettiği anlamına gelmez. Her ikisini de bu ruha katar, her ikisi de bu ruhun içinde kendine yer bulur. Tüm insani durumları, sanatsal, kültürel, yaşamsal düzlemde, bugünün ve bu ülkenin gerçeğinden kopmadan aydınlanmaya bağlı kalarak ele alır, sorgular, sorgulatır. Bu açıdan bakıldığında, yazacağını yazıp köşesine çekilenlerden ayrılır. Çağımız diliyle söyleyecek olursak; “interaktif” bir düşünce ve bu düşüncelerin cümlelere dökülme hâlidir onun “sistemi”. Okur da, yazıyı okuyup geçmez. Geçemez. İlla bir soru işareti kalır aklında. Ya da yoruma açık bir kapı… Bu nedenle de hem yazar hem okur arasındaki ilişki süreklidir.
Söz ve Yazı, Tarih Bağışlamaz kitabı, Özdemir İnce’nin edebiyat ve siyaset üzerine yazdığı yazılardan oluşuyor. "Söz ve Yazı”, “Tarih Bağışlamaz”, “Antitheses (Karşısavlar)”, “Ötekiler ve Ben”, “Konstaninos Kavafis” olmak üzere beş bölüme ayrılan kitaptaki yazılar, İnce’nin söz, yazın ve siyasete hem bir arada hem ayrı ayrı değindiği konuları içeriyor. Sanatçının aydın olup olmadığından sanat yapıtının nesnesine, dilin kirlenmesinden bir sanat yapıtının değerlendirilmesine, sözel ve kültürel tehdidin biçiminden Sivas’a kadar birçok farklı konuya değinen “Söz ve Yazı, Tarih Bağışlamaz”, Özdemir İnce’nin “dünyasına” yeni girecekler için bir kılavuz niteliği taşırken, daha önceden girip “orada olanların” güncelliği konusu hakkında kafa patlatanlar için ise yazarın yaşama dair topyekun eleştirel bakışı üzerine tekrar tekrar düşünme imkanı yaratıyor.






