Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

22 Şubat 2017

Öykü

Özdemir Bayrak • Son Şarkı

Özdemir Bayrak

Paylaş

40

0


Yeniden görüşeceğiz. Neden istedim bunu bilmiyorum. Nisan ayı. İstanbul ılık. Ankara soğuktu. Gecikiyor. Önümde akan kalabalığı izliyorum. Koyu gri bulutların üstünü örttüğü şehrin, telaşlı insanları. İleride görüyorum onu, ağır adımları değişmemiş. Sarılıyor. Yanaklarımı öpüyor. Özür dilerim. Geciktim. Vapurdan sonra çabucak geleyim diye taksiye bindim ama trafik vardı, diyor. Önemli değil, sıkılmadım seni beklerken. Trafik ve kalabalık affedilebilir. Bu şehrin tek sakini sensin galiba, diyorum. Gülüyor. Özlemişim seni. Sıradan giriş sözleri bunlar. Ne hissettiğini anlayamıyorum. Yürümeye başlıyoruz. Nereye gidiyoruz, diye soruyor. İyi bir bar varmış, Aslı ve Metin söylemişti. İstersen oraya gidelim, diyorum. Onlarla birlikte geldim İstanbul'a. Araba aldılar. Umursamıyor söylediklerimi. Tamam o zaman, diyor. Caddenin ortasında yan yana yürüyoruz. Ankara'da neler yaptığımı soruyor. Çalıştığı işyerini anlatıyor. Sıkıldığını ama alıştığını, artık büyüdüğünü, bir bir hızlıca anlatıyor. Ben de sıkılıyorum. Caddeye açılan sokaklardan birine giriyoruz. Parmağımla gösteriyorum, şu eski bina. Müziği iyiymiş. İçeri giriyoruz. Duvar kenarı bir masaya oturuyoruz. Yağmurluğunu sandalyenin arkasına asıyor. Hatırlıyor musun. Bir bara girmiştik. Dışarıdan duyduğumuz şarkı iyi gelmişti. İçerisi karanlıktı. Bizden başka kimse yoktu. Sanki biz girelim diye çalınmıştı o şarkı. Müzik değişmişti sonra. Birer bira içip çıkmıştık, diyor. Gülüyor. Bira istiyoruz. Sessizlik oluyor aramızda. Gözlerine bakıyorum, bakışlarını benden kaçırıyor. Biralar geliyor. Büyük yudumlarla yarısına kadar içiyoruz. Bana doğru eğilerek soruyor, nerede kalacaksın. Merak etme kalacak yerim var. Duymamış gibi, soruyu sormamış gibi, cevaplamamışım gibi bakıyor. Elbisemi beğendin mi. Güzel, diyorum. Böyle giyinmezdi. Saçını kestirmişsin. Rengi değişmiş. Evet, değişikliğe ihtiyacım vardı. Birasını bitiriyor. Eliyle garsona işaret ediyor, iki tane. Bardaklar boşalıyor. Konuşmuyoruz. Bu sefer ben, garsona iki diyorum. Bir şey hatırlamaya çalışır gibi gözlerini kısıyor, dinle bak, Temptation çalıyor. İçerisi gürültülü, zor duyuyorum. Müzik kutusuna para atardık bu şarkı için. Acaba bizim şarkımız mıydı. Artık pek müzik dinlemiyorum, diyor. Müzik dinlememek tuhaf geliyor. Anlayamıyorum. Olabiliyormuş demek ki. Yeniden sessizlik sarıyor masamızı. Yeni biralar geliyor. İçiyoruz. Konuşmak için bekliyoruz. Birbirimize bakıyoruz. Ellerimize masada uygun yerler arıyoruz. Onları özenle bir yere yerleştirmeye çalışıyoruz. İstanbul'da yaşamayı düşünüyor musun. Biraz sarhoş gibi. Hayır, diyorum. Birasını çabucak bitiriyor. Yavru köpeğim var benim, diyor. Kahkaha atıyor. Bakışlarını masaya, boş bardağa kaydırıyor. Birden, özür dilerim, diyor. Gereksiz yere çok zorladım seni. Gerek yok bunu konuşmaya. Unuttum, diyorum. Gerçekten, sana haksızlık ettim, diyor. İstediğim bu muydu. Benden özür dilemesi mi. Unuttum mu. Uzun zaman önce düşünmeyi bırakmıştım. Evet artık eminim. Rahatlama ve hafiflik hissediyorum. Mutluluk gibi bir his. Biramı hızla bitiriyorum. Gözleri üzerimde. Şaşırmış sanki, öyle görünüyor. Hadi sen de bitir, diyorum. Birer tane daha istiyorum. Beni mutlu görmek onu rahatsız ediyor. Bir tür rekabet aramızdaki, kimin önde olacağını doğru zamanda yapılan hamleler belirliyor. Her zaman böyleydi. İstersen gece benimle kalabilirsin, diyor. Gerek yok, Mustafa'ya söz verdim. Beni bekler. O zaman neden buluştuk, diyor. Gözlerinin içine bakıyorum. Bittiğine kendimi ikna etmem gerekliydi, diyorum. Yeter artık, diyor. Kalkalım. Şu çalan bitsin kalkarız, diyorum. Son şarkıyı dinledikten sonra kırdığım kaset aklıma geliyor. Duvara fırlatmıştım. Kendimi cezalandırmak istemiştim galiba. Çünkü onunla ya da bizimle hiç ilgisi yoktu. Dışarı çıkıyoruz. Yağmur yağmış. Yerler ıslak. Yürürken sendeliyorum. Nasıl gideceksin evine, diyorum. Aylin'e giderim artık. Sarhoş oldum. Aylin kim sormuyorum. Caddeyi beraber yürüyoruz. Aylin'in küçük bir kahve dükkanı var, diyor. Beni oraya bırakır mısın. Kahveciye giriyoruz. Sarılıyorlar. Tanıştırılıyorum. Kahve içiyoruz. Yarın beni ara. Aramayacağımı bilerek söylüyor bunu. Ayağa kalkıyorum. Benimle birlikte kapının önüne çıkıyor. Sarılıyoruz. Dudaklarını uzatıyor, karşı koymuyorum. Öpüşüyoruz. Ellerimi tutuyor. Hoşça kal, diyorum. Görüşürüz. Ellerimi bırakıyor. İçeri giriyor. Kapıyı kapatıyor.
YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Bu Ay Okunacak 10 KitapOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Nihat Kopuz

3 Ağustos 2025

Kaos ve Yaşam

Evrenin bir belirsizlik olduğuna ve bunun da dünyaları besleyip duracağına inanıyorum.Evren ve yaşam hakkında her edebiyatçı gibi ben de düşünmeyi severim. Gerek 19. yüzyılın büyük Rus edebiyatı gerekse 20. yüzyılın varoluşçu yazarları (Başta Albert Camus olmak üzere) bu konuda beni der..

Devamı..

Akşam Oturması

Nurgök Özkale

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024