Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

1 Mayıs 2020

Öykü

Patatesler

İpek Şen

Paylaş

8

1


Mutfakta pencerenin kenarına dayalı küçük dikdörtgen masada, birer taburenin üstünde yan yana oturuyorlardı. Masa iki kişi için çok küçüktü. Dirsekleri birbirine değiyordu. Masada biraz krem peynir, çeyrek baget,  tereyağı ve pancar turşusu vardı. Kadın bir yandan eve gelirken aldığı dergiyi okuyor, bir yandan da ekmeğine tereyağı sürmeye ve masadaki turşuyu devirmemeye çalışıyordu. Adam bıçağını krem peynirin beceriksizce açılmış folyosunun arasından daldırmaya uğraşıyordu. Sonra artık bu çabanın boşuna olduğuna kanaat getirmiş gibi bıçağını isteksizce masaya bıraktı ve kadına döndü.

“Beni aldattığını biliyorum.”

Kadın kafasını dergiden kaldırmadan cevap verdi.

“Kimle?”

“Bilmiyorum. Ama artık yedekte olduğumun farkındayım. Çaptan düştüm değil mi? Artık senin için yeterince iyi değilim.”

“Bunu eve gelirken istediğin peyniri almadığım için mi söylüyorsun?”

Adam kadının omzunun üzerinden okuduğu yazıya doğru baktı.

“Belki de. Ya da belki de bana artık bir hafta yetecek kadar yemek yapmadığın içindir.”

Kadın dergiyi dizlerinin üzerine bırakıp masanın izin verdiği kadar adama doğru döndü.

“Çünkü onları yemiyorsun.”

“Evet ama onların dolapta olmasını seviyorum. Hem artık işe motorla da gitmiyorsun. Ne diye otobüse biniyorsun ki.”

“Seni otobüste tanıştığım biriyle mi aldatıyorum yani?”

“Otobüste mi tanıştınız?”

Kadın gülümsedi.

“Hangi duraktan biniyor?”

“Ne yapacaksın? Yarın peyniri alırım gelirken.”

“Elma da al. Sarı olanlardan.” Adam bunu söyledikten sonra aklına bir şey gelmiş gibi bir anda kalkıp kapının yanına gitti. Kadının her zaman kapının girişine gelişigüzel bıraktığı çantayı yerden aldı, içine şöyle bir baktı. Aradığını bulamayınca yüzünü astı. Durduğu yerden yeniden dergisine dalmış olan kadına doğru seslendi. “Çantanda kitap yok.”

Kadın tekrar başını kaldırdı, kısa bir süre koridorda elinde çantayla duran adama doğru baktı ve sonra masadaki ekmekle peyniri işaret ederek sordu. “Bunları yiyecek misin? Yemeyeceksen kaldıracağım.”

Adam çantayı yere bıraktı, mutfağa dönüp taburesine oturdu. Bir süre öylece durduktan sonra masadaki ekmek kırıklarıyla oynamaya başladı.

“Demek otobüste kitap okumuyorsun.”

“Kuzenim bizi hafta sonu yemeğe çağırıyor.”

“Sana verdiğim taslağı okudun mu?”

Kadın dergiyi masaya bıraktı, taburesini itip masadan kalktı. Masadakileri kucağına doğru toplamaya başladı.

“Yemeyeceksen masayı topluyorum.”

“O taslağı editöre gösterme. Henüz hazır değil. Sevgiline de gösterme. Anlayacağını sanmıyorum.”

“Otobüse binen birisi olduğu için mi?”

“Otobüsleri sevmiyorum. Çok gürültü yapıyorlar. Ona sırlarını söyledin mi?”

“Hangilerini?”

“Sadece benim bildiklerimi. Onları sadece benim bildiğimi unutma.”

Kadın masayı toplamayı bitirdikten sonra dergisini de alıp salona gitti, pencerenin kenarındaki koltuğa oturdu. Adam da onun peşi sıra salona gelip karşısındaki kanepenin köşesine tünedi ve kanepedeki yastığı kucağına aldı. Huzursuzca yastığın kenarıyla oynamaya başladı.

Kadın pek oralı olmadan konuşmaya devam etti.

“Biliyor musun, otobüsünün güzergâhını değiştirmişler. Artık bizim köşedeki duraktan geçmiyor. İşe tek vasıta gidebilmek için aşağı caddenin köşesine kadar yürümem gerekiyor. Böylesi kent için daha iyi olacakmış, burada trafik çok sıkışıyormuş, küresel ısınma için iyi değilmiş.”

“O duraktan mı biniyor?”

“Kim?”

“Neden kahve içmiyorsun artık?”

“Midemi yakıyor.”

“Kahve içmeyen onun yerine nane çayı içen şu tiplerden değil mi? Sen kahve içmeden duramazsın. Bu ilişki yürümez. Beni onun için terk etme.”

“Seni kahve içen biri için terk edebilir miyim?”

“Olabilir ve lütfen rokfor da seviyor olsun.”

“Leyla’ya ne diyeyim? Yemeğe gidecek miyiz?”

“Oh, elbette. O da tanıyor değil mi? O mu tanıştırdı sizi?”

“İspanyol omleti yapacakmış. Senin kaçırmak istemeyeceğini söyledi.”

“Artık patates yemiyorum.”

“Ne zamandan beri?”

“Sen bana yemek yapmayı bıraktığından beri.”

Kadın tekrar başını kaldırdı, bir süre adama baktı ve dergiyi bırakıp sehpanın üzerinde duran, alışveriş listesini yazmak için kullandıkları defteri ve kalemi eline aldı.

“Elma ve peynirden başka bir şey istiyor musun?”

“Kahve de al.”

“Evde kahve var.”

“Şu pahalı olanlardan al.”

“Taslağı editöre göstermemi istemiyorsan neden verdin?”

“Çünkü çok boş bir adam o. Okuduklarını anladığından bile şüpheliyim onun. Onunla neden çalıştığını bilmiyorum.”

“Üçüncü bölüm nasıl gidiyor? Biliyorsun her şeyi masa başında yazamazsın. Evden çıkman lazım.”

“Neden? Burayı mı görmek istiyor? Bir yazarın evi nasıl olurmuş onu mu merak ediyor? Neden beni istemiyorsun artık?”

“Elma, rokfor ve kahve sevdiğin için.”

“Artık sevmeyeceğim öyleyse.”

“Patates sevmediğin gibi mi?”

“Sen yaparsan seveceğim yine. Gitmezsen yani. Gitmez ve bana patates yaparsan.”

Kadın listeyi sehpanın üzerine bıraktı, kollarını kavuşturdu, adama baktı. Sonra derin bir nefes aldı.

“Sana artık patates yapamam.”

Şimdi adam yastığa daha sıkı sarılmıştı.

“Peki, bana doğruyu söyle. Onu seviyor musun?”

“Hayır, onu sevmiyorum,” dedi kadın.

YORUMLAR

Gökhan Koro

Bazen eve elma diye getirdiklerimiz patates çıkabiliyor. Nişastayı hafife almayalım, gereken değeri verelim.

2 Mayıs 2020

Öne Çıkanlar

Bir ‘Tasavvuf’ Yolculuğu...Uğur Vardan
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

1 Mart 2026

Başkentten Akdeniz’in Mavisine: Ankara..

Ankara, gri bir palto gibi insanı sarmalayıp korusa da her zaman biraz mesafeli bir şehir olmuştur. Memuriyetin ciddiyeti, Kızılay’ın kalabalığı ve bozkırın o bitmek bilmeyen vakur duruşu şehrin çehresini büyük oranda açıklıyor. A..

Devamı..

Bodrum'da Tatil Yaparken Bilmen Gereke..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024