Poe Üstüne | Paul Valéry

Poe Üstüne | Paul Valéry


Twitter'da Paylaş
0

Poe’dan önce edebiyat meselesi hiçbir zaman temellerinden itibaren incelenmemiştir; ondan önce edebiyat psikolojik bir meseleye indirgenmiş, kasıtlı olarak mantık ve etki mekaniğini kullanan çözümleme yöntemleriyle irdelenmiştir. İlk kez onunla birlikte eser ile okur arasındaki ilişki açık ve şeffaf bir hale gelmiş ve bu, sanatın esas temeli olarak öne sürülmüştür. Onun çözümlemesi –ki bu durum bize onun değerini kanıtlar– her tür yazınsal üretim için geçerlidir ve her tür yazınsal üretimde açıkça doğrulanabilir. Aynı gözlemler, aynı ayrımlar, aynı mülahazalar, aynı yol gösterici fikirler sezgisel duyarlılığa güçlü ve haşin biçimde etki etmeyi hedefleyen, güçlü hisleri ya da tuhaf maceraları seven bir okur kitlesini kazanmayı amaçlayan eserlere aynı ölçüde başarılı bir şekilde uyarlanabildiği gibi, en saf edebiyat türlerine ve şairin zihninden çıkan ürünlerin incelikli bir biçimde tertip edilmesine de uyarlanabilir. Bu çözümlemenin hem öyküler hem de şiirler için geçerli olduğunu, dış dünyadaki gerçekliğin yeniden inşasında ve edebiyattaki temsilinde uygulanabilir olduğu kadar hayali ve fantastik olanın da inşasında uygulanabilir olduğunu söylemek, bu çözümlemenin muazzam ölçülerde geniş bir kapsamı olduğuna işaret eder. Gerçekten genel geçer olan bir kanunu diğerlerinden ayıran onun doğurganlığıdır. Bir faaliyet alanına hâkim olmamızı sağlayan noktaya ulaşmak zorunlu olarak belli sayıda olasılığı sezebilmekten geçer – keşfedilmemiş alanlar, izi sürülecek yollar, işlenecek topraklar, inşa edilecek şehirler, kurulacak ilişkiler, uzatılacak süreçler. Dolayısıyla böylesine etkili ve kesin bir yönteme sahip Poe’nun farklı farklı edebi türlerin mucidi olması; bilimsel öykünün, modern kozmogoni şiirlerinin, suç öykülerinin, psikolojik durumları resmeden edebiyatın ilk ve en çarpıcı örneklerini vermiş olması; bütün külliyatının, her sayfasında, başka bir yazarda görülmemiş türden bir zekânın kaçınılmaz faaliyetinin tezahürü olması hiç de şaşırtıcı değil. Baudelaire onu Avrupa edebiyatına tanıtma görevini üstlenmemiş olsaydı, bu büyük insan bugün büsbütün unutulmuş olurdu. Şunu belirtmeden geçmeyelim, Poe’nun evrensel şöhreti yalnızca kendi ülkesinde ve İngiltere’de şaibelidir. Bu Anglosakson şair kendi ülkesinin insanlarınca tuhaf bir şekilde görmezden gelinmiştir. Daha da ileri gidip şöyle bir mütalaada bulunabiliriz: Baudelaire ve Edgar Allan Poe karşılıklı bir değer alışverişinde bulunmuştur. Biri diğerine sahip olduğu şeyi vermiş ve karşılığında diğerinden sahip olmadığı şeyi almıştır. Biri diğerine yepyeni ve derin bütün bir düşünce sistemini aktarmıştır. Poe, Baudelaire’i aydınlatmış, zenginleştirmiş, pek çok konuda fikirlerini etkilemiştir; sözgelimi, yazı sanatının felsefesi, yapaylık teorisi, modern olanı anlama ve yerme, istisnai ve tuhaf olanın önemi, aristokratik tavır, mistik coşku, zarafet ve kesinlik zevki, hatta siyaset... Baudelaire her bakımdan Poe’dan gebe kalmış, esinlenmiş, derinlik kazanmıştır. Fakat aldığı şeylerin karşılığında Baudelaire, Poe’nun düşüncesine sınırsız bir enginlik bahşetmiştir. Baudelaire bu enginliği gelecek kuşaklara arz etmiştir. Mallarmé’nin o müthiş dizesindeki gibi, şairi kendi olduğu şeye dönüştüren o aşkınlık... işte Baudelaire’in gayretinin, çevirilerinin, önsözlerinin Edgar Allan Poe’nun perişan haldeki suretinde değiştirdiği şey buydu. Edebiyatın, bu harika mucidin nüfuzuna borçlu olduğu her şeye değinemeyeceğim. İster Jules Verne ve takipçilerini ya da Gaboriau ve benzerlerini ele alalım, ister daha sofistike düzeyde Villiers de l’Isle-Adam’ın veya Dostoyevski’nin ürettiklerini hatırlayalım, Poe’nun “Arthur Gordon Pym’in Öyküsü”, “Morgue Sokağı Cinayeti”, “Ligeia”, “Geveze Yürek” gibi eserlerinin bol bol taklit edilmiş, baştan sona çalışılmış ama hiçbir zaman gölgede bırakılamamış olduğunu kolayca görürüz. Burada Baudelaire’in şiirinin ve genel olarak Fransız şiirinin Poe’nun eserlerine olan borcunu kendime sormakla yetineceğim. Kötülük Çiçekleri’ndeki bazı şiirler duygu ve içeriğini Poe’nun şiirlerinden alır. Bazıları birebir Poe’dan aktarım olan dizeler içerir, fakat önem bakımından ancak sınırlı bir etkiye sahip bu istisnai ödünçlemeleri görmezden geleceğim. Bunun yerine temel anlamda önemli olana odaklanacağım, yani Poe’nun şiire dair oluşturduğu düşünceye. Poe’nun farklı makalelerde ortaya koyduğu şiir anlayışı, Baudelaire’in fikirlerinin ve sanatının dönüşümündeki başlıca etkendi. Bu yazı kuramının Baudelaire’in zihnindeki dallanıp budaklanmaları, buradan çıkardığı dersler, düşünsel anlamda bu damardan gelen gelişimi –ki her şeyin ötesinde bu kuramın kendi içindeki değeri– burada durup onu incelemeye vakit ayırmamızı gerektiriyor. Poe’nun düşünce ve gözlemlerinin kendisi için sıfırdan yarattığı bir metafizik sistem üzerine kurulu olduğunu inkâr etmeyeceğim. Fakat bu sistemin söz konusu kuramlara yön verdiği, nüfuz ve işaret ettiği doğru olsa da, bu kuramları baştan sona hâkimiyeti altına aldığı asla söylenemez. Bu sistem bu kuramların vücut bulmasını sağlar ve nasıl ortaya çıktıklarını açıklar; onları baştan aşağı yapılandırmaz. Poe şiir üstüne düşüncelerini birkaç denemesinde açıkça ifade etmiştir; bunlardan en önemlisi (ki bu aynı zamanda İngiliz şiir tekniğini en az ilgilendirenidir) “The Poetic Principle”dır (“Şiirin İlkesi”). Baudelaire bu denemeden öyle derinden etkilenmiştir ki, ondan öyle yoğun izlenimler çıkarmıştır ki, içeriğini –gerçi yalnızca içeriği değil, biçimi de– kendi mülkü addetmiştir. İnsanlar kendileri için yaratılmış gibi görünen şeyleri sahiplenmeden edemez, kendilerine rağmen o şeyleri kendileri yaratmış gibi görürler... Karşı konulmaz biçimde kendi kişiliklerine birebir oturan şeyi benimserler; hatta iyi sözcüğünde bile dil, birisine yakışmış ve onu büsbütün tatmin etmiş şeyle kişinin mülkiyetindeki şeyi birbirine karıştırır. Her ne kadar Baudelaire “The Poetic Principle”daki kuramdan aydınlanmış ve bu kurama kafayı takmış olsa da –yahut tam da bu kuramdan aydınlanmış ve bu kurama kafayı takmış olduğu için– bu denemenin çevirisini Poe külliyatına dahil etmedi, bunun yerine çok az değişiklikle yalnızca cümle dizimini değiştirerek Histoire extraordinaires çevirisine yazdığı önsözde en ilginç bölümünden söz etti. Eğer yazarı, ileride göreceğimiz üzere, buna dikkat çekmeseydi tartışmaya açık bir intihal olabilirdi bu. Théophile Gautier üstüne yazdığı makalede söz konusu paragrafı bütünüyle tekrarlamış ve başına şu sarih ve şaşırtıcı satırları yazmış: “Kendini tekrar etmekten kaçınmak adına zaman zaman kişinin kendi yazdıklarından alıntı yapması sanırım hoş görülebilir. Bu yüzden tekrar ediyorum...” Sonrasında da ödünçleme yaptığı paragrafla devam eder. Peki Poe’nun şiir üstüne ne gibi görüşleri vardı? Düşüncelerini kısaca özetleyeceğim. Poe bir şiirdeki psikolojik şartları çözümler. Bunlar arasında, manzum eserin ebatları ile ilgili şartları ilk sıraya koyar. Eserin uzunluğuna istisnai bir önem atfeder. Yazı terkibinin içeriğini de incelemeyi ihmal etmez. Düzyazının yeterli bir araç olduğu mefhumları ele alan ama manzum biçiminde yazılmış çok sayıda şiir olduğunu rahatça gözler önüne serer. Ne tarih ne bilim ne de ahlak ruhun diliyle ifade edilmekten bir şey kazanır. Didaktik, tarihsel veya etik şiir, her ne kadar büyük şairler tarafından örneklerle kanıtlanmış ve kutsanmış olsa da, esrarengiz bir sezgi ve duygulanım gücünden doğan yaratıları, şiirin doğasına yabancı olan ispatçı veya empirik bilgiyle birbirine karıştırır. Poe modern şiirin, insan faaliyetlerinin gittikçe keskinleşen ayrımlarla uzmanlık alanlarına ve türlerine ayrıldığı bir çağın eğilimlerine ayak uydurmak zorunda olduğunu görmüştü; artık gerçek gayesini gerçekleştirebilecek ve deyim yerindeyse kendi kendini saf bir halde üretecek iddiaya eriştiğini anlamıştı. Böylelikle Poe, şiirsel hazzın şartlarını çözümleyip saf şiiri, ayıklama yoluyla tanımlayarak yeni bir yol açıyor, bir tür matematiğin bir tür mistisizmle bir araya geldiği çok katı ama bir o kadar da büyüleyici bir düsturu öğretiyordu.

Fransızcadan çeviren Kerem Ağca

* Paul Valéry’nin “La Situation de Baudelaire” (1924) yazısından.

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR