“Büyümek, diyoruz sanki ağaçmışız da yükseklere ulaşmak kazanacağımız tek şeymiş gibi. Ama bir bütün olarak gelişme süreci, parçaları toplayıp desenleri bulmaktan geçiyor.”
Maya Angelou hiç sahip olmadığı kızına mektubunda şöyle diyordu: “İnsanların büyüdüğünü hiç sanmıyorum. Yüz ve vücutlarımızda yılların birikimini görebiliyoruz, ancak asıl kişiliğimiz, içimizdeki çocuklar, manolyalar gibi saf ve utangaç kalmaya devam ediyor.”
Toni Morrison da bu konuyla ilgili, “Gerçek olgunluk zor bir güzellik, kazanması son derece zor bir zaferdir,” der.
Kendimizi ağaç olarak düşünmek – köklerimizin sağlam bir şekilde yere gömülü, yukarı doğru uzanan canlılar olduğumuzu düşlemek – hoşumuza gidiyor. Mary Oliver’ın sözleriyle, “kolay yoldan gelişmeye, ışıkla dolup parlamaya” kendimizi kaptırıyoruz. Ne var ki ağaç değiliz, tek bir noktadan çıkıp gelişmiyoruz; irademiz, kalp atışlarımız, karşılaştığımız sevgi ve kayıplar nasıl geliştiğimizi etkiliyor. Parçalar bir araya geliyor ve parçalardan oluşsak da bölünmez bir bütün oluşturuyoruz. Büyümenin zorluğu bu mozaikleri bir araya getirmekten kaynaklanıyor.

Rebecca Solnic Recollections of My Nonexistence’da bu konuyu işliyor – özlemleri ve amaçlarını, karşı koydukları şeyler ve kişisel devrimlerini gözler önüne seriyor. Kitabın en çarpıcı bölümlerinden birinde şöyle yazıyor:
“Büyümek, diyoruz sanki ağaçmışız da yükseklere ulaşmak kazanacağımız tek şeymiş gibi. Ama bir bütün olarak gelişme süreci, parçaları toplayıp desenleri bulmaktan geçiyor. Bebekler henüz katılaşmamış dört plakadan oluşan kafatası ile doğar, böylece kafaları doğum kanalından sorun yaşanmadan geçebilir ve beyin büyüyebilir. Bu plakaların bağlantı noktaları son derece karmaşıktır, tıpkı birbirine geçen parmaklar ve kutup nehirlerinin kıvrımları gibi.
Kafatasının büyüklüğü ilk birkaç yıl içerisinde dört katına çıkar ve kemikler olması gerektiğinden önce birleşmeye başlarsa beyinin büyümesini kısıtlar. Eğer birleşmezlerse beyin gereken korumadan mahrum kalır. Büyümek için yeterince açık ancak bir arada tutunacak kadar kapalı olmalı, hayatın kendisi de öyle olmalı. Kendimizi kolajlardan var ediyoruz, görüşler ve insanlar tanıyarak yaşama nedenlerimizi yaratıyoruz ve yeterince şanslıysak hayatımızı arzularla dolduruyoruz.”
Çeviren: Aslı İdil Kaynar
(Brainpickings)


.jpg)



