Halat
Sağ ayağına bağlı halatı uçurumdan ırmağa yuvarlayacağı kayaya kördüğümledi. Kaya aşağı göçecek, uzayıp giden çatlaklara, yampirik ilişkilere, kofluğuna, kendisinin seçmediği ama oynadığı tüm zırvalara toptan çekiç vurulacaktı. Gergindi. İkide bir bir şeylere kızıyor, kaşları çatılıyordu. Üzerinde dağılmış ve tozlanmış, makine emeğiyle dikilmiş, düğmeleri açık, gri bir gömlek vardı. Onun altında köy yeşili bir tişört, tişörtün üzerinde
hayat ağacı ve dallarının birinde canıyla oturan bir kuş apliklenmişti.
Uçurumun kıyısına tünedi. Yüksekliğini kestirebilmek için çömelip aşağıyı dikizledi. Bağlı olduğu kayaya, üstünü başını toparlayarak geri döndü. Artık gitme vaktiydi. Kayaya ilişti, onu kıçından kaldırmak, oynatmak istedi. Başaramadı. Homurdandı. Dibinde yeşermiş yabani bir incir fidanı gördü. Dalıp kaldı bir an. Aylalaştı... Silkindi, dağıttı bu görüntüyü yaşadıkları ve yaşayamadıklarıyla.
Girişimi yarım kalamazdı. Bu kurgunun bir geçmişi vardı. Yeniden yeltendi. O kadar büyüktü ki kaya yerinden oynamıyordu. Sinirlendi. Avucu tükürüklü elleriyle göstererek, Şu dağda yaşamaktan bahtiyarsın değil mi (benim de koynunda uyuyacağım bir dağım olsaydı belki her şey...) Demek gelmiyorsun! Sen gelmiyorsan, elbet yalnız gitmeyi de bilirim, dedi. Kayayı kenara iter gibi yapıp uçuruma iyice sokuldu. Ayakuçları uçurumun ağzıyla neredeyse öpüşecekti. Derin, soğuk bir soluk aldı. Rüzgârdan suratına son bir üfürüş bekledi. Rüzgar üfürdü. Adam gevşedi, kendini boşluğa bırakıverdi.
Tasarısı yazılmıştı. Ancak unuttuğu bir arkadaş vardı, kayanın saçları gibi ayak bileğinde:
buğday doğurduğuna şaşırmış nar ağacı renginde bir halat.
***
Bıçak Sırtında Oturucular
Dedektif, Çatal, Ünisex
Çuvallarla Kıyafetler Biç Kendine
Kayıplar Yaşayan Hep Olasılıklardır
Dünya’da bir yerde:
– Karını niye öldürdün?
– Elinde çatal vardı.
– “Öldürmek” ile “çatal”ın temasını nasıl kurdun?
– Dün iki gözünün altındaki morluğa, “Tüm kadınlar gebersin!” deyip vurdum. Kendine geldiğinde çatalı boğazıma saplamak için fırsat kolladığını hissettim.
– Demek hissettin?
– …
– Eşinin, derisinin altında tef gibi atan bir kalp taşıdığını neden hissetmedin?
– …
Bu olayın zıt bir renkle döşendiği aynı anlarda başka bir evren:
– Kocanı niye öldürdün?
– Bana ekmek gibi bakıyordu. Onu doyurduğumun dakika ertesinde, “Bütün kadınlar gebersin!” deyip vuruyordu.
– Seni dövdüğü için ilk aklına gelen niçin öldürmekti?
– Son aklıma gelendi öldürmek.
– Cinayeti bıçak ya da zehir ile daha rahat var edebilecekken niçin çatal?
– Çünkü son aklıma gelendi öldürmek.