Politik ve sosyal olayların toplumda merkezi bir yere sahip olduğu Restorasyon’dan 1848’deki İkinci Cumhuriyet’e kadarki dönemde yazarlar dünyadan ve başkalarından tecrit olmanın tam aksine içinde bulundukları ortamdan besleniyorlardı.
"Gelecek perşembe evime gelmenizi teklif ediyorum, bu beyefendilere okumam gereken dizelerle başınızı ağrıtacağım. Sanırım Delaroche ve Mérimée de orada olacak, bense fikrinizi öğrenmekten kıvanç duyacağım.” Alfred de Musset’nin Eugène Delacroix’ya yazdığı 1829 tarihli mektuptan alınan bu satırlar o günlerde popülerliğinin doruğunda olan Paris salonlarının sanata ve fikirlere nasıl ev sahipliği yaptığını gösteriyor. Yazarlar, şairler, ressamlar, heykeltıraşlar, desinatörler... çöpçatan rolünü oynayan şöhretli sanatseverlerin evlerinde bir araya geliyorlardı.
Musée de la Vie Romantique’teki (Romantik Yaşam Müzesi) 22 Mayıs-15 Eylül 2019 tarihlerindeki sergiyle gündeme gelen edebiyat salonları 19. yüzyılın ilk yarısında sanatsal yaratım için asli bir rol oynadı. Sergide dönemin büyük yazarlarını en içten halleriyle keşfediyoruz: Victor Hugo, Alfred de Musset, Théophile Gautier, Honoré de Balzac, George Sand, Charles Baudelaire, Charles-Augustin Sainte-Beuve... Sergi bu büyük yazarların 1815-1848 yılları arasında salonlarda buluşarak diğer büyük isimlerle kurdukları ilişkilerin izini sürüyor. Bu isimler bazen yazarı ailesi, kardeşleri veya çocuklarıyla beraber somut bir temsilde ölümsüzleştiren ressamlar da olabiliyor. Buluşma mekânları aynı zamanda bir eseri yayımlanmadan önce kapalı bir çevre içinde test etme ya da tanıtma görevi de görüyor. Cénacle dedikleri bu odalardan birinde Hugo’nun Hernani okuması meşhur örnekler arasında. İsa’nın havarileriyle toplandığı salona gönderme yapan cénacle kelimesi kökeninde kutsal bir içerik taşısa da, özellikle elyazmaları ve açıklamalı mektuplar aracılığıyla bu romantik cénacle’ların işleyişi üzerine öğrendiklerimiz bize daha çok yazarlar arasındaki fikir alışverişlerinin yaratıcı boyutunu gösteriyor.
Sergi aynı zamanda entelektüel rekabetin kalbindeki sanat âşıklarını da öne çıkarıyor: Artois Kontu’nun kütüphanecisi, Arsenal binasında suareler düzenleyen Charles Nodier, birçok davetliye ilham veren kızı Marie, sonra Abbaye-aux-Bois Manastırı’ndan Juliette Récamier, Saint-Georges Caddesi’nde konuklarını ağırlayan Delphine de Girardin, Baudelaire’in Yapay Cennetler’de anlattığı, Saint-Louis Adası’ndaki Haşhaşiler Kulübü’nü kuran Jacques-Joseph Moreau de Tours... Bu salonların atmosferi kitaplık, piyano, sohbetlerin ya da okunan mektupların sesli kayıtları gibi değişik nesneler yardımıyla yeniden yaratılıyor. Dönemin gazetelerindeki resepsiyon haberleri, makaleler, desenler yalnız ve acılar içindeki romantik yazar imajının ne kadar basite kaçtığını göstermeye yardımcı oluyor. Jean-Jacques Grandville’in naif karikatürlerinde yazar daha yumuşak ve eğlenceli bir atmosferde ele alınıyor. Karikatürlere eşlik eden metinlerse ironi ile hedefi vuruyor, örneğin kan ter içinde kalemine sarılan yazar ile yanında baygın şekilde duran eşi arasındaki diyalog şöyle: “– Bırak vodvilimi bitireyim, kış gelmek üzere ve kahverengi bir palto almak için bundan gelecek paraya ihtiyacım var... – Bana da yeşil bir şal alsan... – Aslında şal beni de ısıtır, ne de olsa sırtımdan inmiyorsun.” David d’Angers’nin büstlerine gelince, sarayın gözüne girmiş olmanın işareti sayılan bu heykeller yazarlar tarafından hayranlıkla karşılanıyor.
Bu sergiyle görüyoruz ki, romantik dalganın yükselişi kolektif bir olay, sanatçı olmayan önemli şahsiyetlerse sanatın ve fikirlerin dolaşımında köprü ve aracı rolü oynuyorlar. Politik ve sosyal olayların toplumda merkezi bir yere sahip olduğu Restorasyon’dan 1848’deki İkinci Cumhuriyet’e kadarki dönemde yazarlar dünyadan ve başkalarından tecrit olmanın tam aksine içinde bulundukları ortamdan besleniyorlardı. Dönemin ruhuna daha derinlemesine girebilmek için Petit Palais’deki Romantik Paris Sergisi o yıllarda bir günün nasıl yaşandığını tüm görselliğiyle yeniden yaratarak Paris’teki hayatı daha geniş bir perspektiften görmemizi sağlıyor.
Fransızcadan çeviren: Atilla Erol
Eugénie Bourlet, Le Nouveau Magazine Littéraire
21 Haziran 2019
Başlıktaki resim: François Andrieux, Comédie Française’in fuayesinde okuma yaparken, 1847 – Resim François-Joseph Heim






