Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

22 Mart 2023

Öykü

Sadece Adını Biliyordum

A. Dilek Şimşek

Paylaş

4

2


“İnsansız hiçbir şeyin güzelliği yok.

Her şey onun sayesinde, onunla güzel.”

Sait Faik

Hava ağır. Odaya giren çıkanın ardı arkası kesilmiyor. Klima ya çok sıcak ya çok soğuk, arası yok. Perde, tüm lambalar açık ama içerisi aydınlanamıyor bir türlü. Bu beyaz ışıklı floresanlardan bıktım. On tane lamba takılı, üçü pırpır ediyor. İki hafta önce onarım talebinde bulunmuştum, ses çıkmadı. Masa çok büyük, sağlam. Çekmesi ve dolabı yok, eşyalar ortada. Üç sandalye var, birinin bacağındaki teker nerede kim bilir. Diğerinin kolları ve sırtlığı kırık. Benim oturduğum koltuk ise mümkün değil yükselmiyor. Kocaman masanın arkasında cüce kalıyorum. Burası acil nöbet odası ve ayda dört gün buradayım. Yeni başladım. Ve buraya gelmeyi çok seviyorum.

Sorumlu uzmanlarımızdan biri, buna sebep. Sadece adını biliyordum önceleri. Geceleri sekiz ile on arası acili kontrole geliyor. Nöbet listelerine uygun çalışılıp çalışılmadığı kontrol ediyor. Hasta şikâyetleriyle ilgileniyor. Otuzlarının sonunda, orta boylu, iyi giyimli. Twitter ya da facebook’ta araştırmak istedim, soyadını bilmediğim için olmadı. Birkaç ay böyle geçti, bilmemenin ayıp olacağı kadar uzun bir zaman. Kimseye de soramadım. Sonunda akıl edip hastane personel listesine baktım da öğrendim.

Saçı hafif uzun. Özenle taranmış. Görünümüne özen gösteriyor, her halinden belli. Odaya hep iki eli cebinde, başı hafif öne eğik girer. Kâhkülünün altından meraklı gözleriyle odayı tarar. Göz teması kurarken hafif gülümser, gözleri gece gibi. Bunu sadece bana mı yapıyor her nöbetçiye mi, bilemiyorum.  Konuşmaya başladığında bir elini cebinden çıkarır, genellikle sağ elini. Bu hareketle erişkin ve bilge bir havaya büründüğü söylenebilir. Böyle bir telaşı var, gizleyemediği. Mutlu görünüyor.

Bir keresinde otoparkta karşılaştık. İkimiz de birbirimizin arabasını süzdük. Bu doktorlar kadar araba meraklısını bulamazsınız. Bir şey de anlamayız ama hep bir araba muhabbeti olur. İkimiz de birbirimizin arabasından memnun kaldık. Kaçamak bakışlarımızda gördük bunu. Evli olmalı. Şu büyük ciplerden kullanıyor. Yaşına göre de büyük bir cip. Mezun olur olmaz evlenenlerden demek. En az iki çocuğu olmalı. İyi bir eş, anlayışlı bir baba olduğunu düşünüyorum.

O büyük araba bana sahip olmadığım büyük aileyi özletiyor. Doğurmadığım çocukları, kırk yıldır tanışmayı beklediğim eşi. Daha önceleri hiç umurumda olmazdı. Neyin emaresi bunlar, yaşlanmanın mı?

Hayatımın tek gürültüsü acilde bekleyen kalabalıktan çıkıyor. Büyük bir ailem olsaydı, sabahları ses olsaydı evde. Belki kahvaltı da yapar, simit çaya talim etmezdim. Güne daha fazla sorumluluk taşıyarak uyanmak belki bana gelecek için plan yaptırır, günleri sürdürmek için bir anlam katardı. Bugünlerde böyle bir heyecanım var aslında. Sevgili sorumlumuzu gözlüyorum.

Arabamdan indiğimde otoparkı kolaçan etmeye başladım. Arabasını görürsem seviniyorum. Görmezsem gelecektir nasıl olsa diye mutlu oluyorum. Görmediğim zaman ise molaya çıkma yolu arıyorum. Hem hava almış olurum hem de bir ihtimal…

Nöbet günlerinde en güzel giysilerimi giyiyorum. Hafif pembe bir ruj ve bronz ışıltılı bir allık. Daha genç görüneyim diye. Saçımı topuz yapıyorum, boynum uzun, bana yakışıyor. Güler yüzlü olmaya gayret ederek hasta bakıyorum. Her an içeri girebilir, öyle ya.

Ses tonumu ayarlamaya çalışıyorum. Ağzımdan çıkanın kulağımdaki etkisini kolluyorum, konuşmamı duyarsa ilgisini çeksin. Hastalar mutlu, ben heyecanlı. Ayda dört nöbet böyle geçiyor. Diğer günlerde aklıma bile gelmiyor. Anlaşılmaz değil aslında: Ortamla çok bağlantılı bir durum bu.

Denk geldiğimizde her ne kadar otoriter olmaya çalışsa da bir andan sonra gülmeye ve diğer elini cep hapsinden azat etmeye başlıyor. Canımın istediğini soracağımı, söyleyeceğimi biliyor artık. Üsluba son derece dikkat ederek, nezaketle. Yaş farkı da var.

Bugün mesela, “Tatiliniz nasıl geçti,” diye sordum birdenbire. Şaşırdı, bilinemez bir şeymiş, yanık teninden ve bir aylık yokluğundan anlaşılamazmış gibi. “Güzel geçti,” dedi, yine güldü kömür gözleriyle. “Tatil boyunca telefonu hiç açmadım, buradan uzak olmak iyi geldi.”

İlk defa bilerek ve hoş gönülle açık vermiş oldu ki iyiye işaret. Buradaki iş yoğunluğunu vurgulaması ise hakkındaki düşüncelerimi destekliyor. Başka şeyler de anlatmaya başlamıştı  ki beyaz dişlerinin parlaklığı, esmer gamzelerinin dudakları ile uyumlu dansını izlemeye dalıverdim. O ara iki eli de dışarıdaydı ve bir kuşune kanatları gibi süzülüyordu. İçeri dalan bir hastayla toparlandım. Ben de kendimi ele vermekten haz etmem. Konu kapandı. 

Bana bir şey sormadı. Beyaz gömleğimle, yanık tenimle, boynumdaki firuze kolyemle deniz gibiydim zaten. Belki bir yerlere gittiğim belli olduğundan belki de kendiyle meşguliyetinden. Sorsa da sormasa da umurumda değil zaten. Ben bu iki dakikalık heyecana kapılmaktan mutluyum.

Bu heyecan bana yeniden gençlik hissi verdi. Kendime gösterdiğim özen de canlılığımı artırdı. Kaçırdığımı düşündüğüm her şeyi bu birkaç dakikada yakalama yanılgısı ertesi gün için istek yaratıyor içimde. Hayatı yaşamaya değer buluyorum. Kendimden kaçarken kendime yakalandığım anlar bunlar.

Oda hep havasız, floresanlar hep beyaz olacak, bu belli. Hasta hiç bitmeyecek, acilin telaşı da. Hiçbir anlamı olmayan cümleleri kurarak bir yabancıya içimizi açmak, maskesiz ve çıplak kalmak ile hastalıktan, ölümden uzak bir an yakalayacağız. Bunun karşılıklı olması iyi olacak.

‘Biz’ diyeceğiz, ‘birbirimiz konuşmadıklarımıza tanır, söyleyemediklerimizle biliriz.’

YORUMLAR

Ebru Coşkuner

İnsanın kendine yolculuğunda bulunduğu ortamlar, küçük anların tatlı derinliği, aynı biz, aynı benler ama her yeni günle değişime açık insan... Kalbime ulaştı. Sevgiyle

23 Mart 2023

Ebru Coşkuner

İnsanın kendine yolculuğunda bulunduğu ortamlar, küçük anların tatlı derinliği, aynı biz, aynı benler ama her yeni günle değişime açık insan... Kalbime ulaştı. Sevgiyle

23 Mart 2023

Öne Çıkanlar

En güzel aşk romanları...Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Christine Estima

20 Eylül 2025

Kafka’nın İlk Çevirmeni: Milena Jesenská

“Henüz var olmayan bir şeyi, ancak ona tutkuyla inanırsak yaratabiliriz."1920’li yılların Viyana’sı günümüzün kozmopolit Viyana’sı gibi değildi. I. Dünya Savaşı sona ermiş, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu çökmüş,  bu acımasız savaşın yarım bıraktığı işi 191..

Devamı..

Sapanca’da Doğa Yürüyüşü Yapılabilecek..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024