Satıcı yine ölecek mi?
3 Şubat 2017 Kültür Sanat Sinema

Satıcı yine ölecek mi?


Twitter'da Paylaş
0

Bir Ayrılık ve Geçmiş gibi filmleriyle dikkat çeken İranlı yönetmen Asghar Farhadi, son çalışması Satıcı’da başlarına gelen bir olayla dengesi bozulan genç bir çiftin ahlaki ve vicdani hesaplaşmalarını anlatıyor.
Uğur Vardan
Vakti zamanında da yazmıştım; Batı sinema entelijansiyası biraz oryantalist refleksler, biraz ‘öteki’ni de tanıma çabası ama çokça da kendi kaynaklarını tüketmenin ardından aradığı yeni sesler ya da yeni ruhları önce Uzakdoğu, sonra da İran sinemasında bulmuştu. Özellikle Çinli yönetmenlerin göz kamaştırdığı ve hikâyenin yanı sıra, görselliğin de ön planda olduğu Uzakdoğu cephesinin aksine, ‘Komşu’nun sinemasına sakin ve minimalist bir üslup hâkimdi. Abbas Kiarostami, Cafer Panahi, Behram Beyzai, Majid Majidi, Mohsen Makhmalbaf gibi yönetmenlerin sürüklediği ve genel olarak İran Yeni Dalgası olarak adlandırılan hareket, bir anlamda ivmesini kaybetmişken heyecan katan yeni bir isme tanıklık ettik. Asghar Farhadi, Elly Hakkında (Darbareye Elly) adlı filmiyle dikkat çekmişti ama asıl çıkışını Bir Ayrılık’la (Jodaeiye Nader az Simin) yaptı. Berlin’den Altın Ayı’yla dönen bu filmin ardından bu kez öyküsü Fransa’da geçen Geçmiş’i (‘Le passé’) izledik İranlı yönetmenden. Genel olarak akıcı bir üslupla kişisel tercihler üzerinden ahlak ve vicdan meselelerine odaklanan ve son derece iyi yazılmış senaryolardan çekilen filmlerdi bunlar. Farhadi’nin, geçen çarşamba açıklanan Oscar listesinde Yabancı Dilde En İyi Film dalındaki beş adaydan biri olan son çalışması Satıcı (Forushande), bu hafta salonlarımıza uğruyor. Film, genç bir çiftin başlarına gelen bir olay sonucu dengelerini kaybetmeleri üzerine gelişen bir öyküye sahip. Önce kısaca özet: Tiyatroyla amatörce ilgilenen Rana ve Emad çifti, oturdukları apartman yandaki inşaattan dolayı büyük bir hasar görünce yeni bir yer aramaya başlar. Çok geçmeden, sahneledikleri oyunda rol alan arkadaşlarının tavsiye ettiği bir evi tutarlar. Lakin evin önceki kiracısı olan kadının ilişkileri çok geçmeden kendilerine sorun olarak döner. Emad’ın evde olmadığı bir zamanda, kapıyı yanlışlıkla açan Rana’nın başına gelenler, çift için gerilimli bir sürecin başlangıcı olacaktır. Adını, Rana ve Emad’ın sahneye koydukları, Arthur Miller’ın ünlü klasiği Satıcının Ölümü’nden alan bu son filminde Farhadi, yine hayatın kendilerine çizdiği yeni pozisyonlarda vicdani ve ahlaki ikilemlere giren ve bu aşamalarda iç dengeleri bozulan bireylerin portrelerine soyunuyor. Belki akış anlamında şu türden bir farkı var Satıcı’nın: Hikâye başlarda sakin ilerlerken Rana –yaşadığı olay sonucu doğaldır– fiziksel olduğu kadar psikolojik olarak da örseleniyor. Ama asıl problemler Emad’ın cephesinde yaşanıyor. Karısının olayı polise götürmemesi, ardından içini kemiren şüphe, aslında bir öğretmen olan genç kocanın hem öğrencileriyle olan ilişkilerini sekteye uğratıyor hem de bir noktadan sonra öykü dedektifvari bir hal alıyor. Emad, eldeki tek ipucu olan bir kamyonet üzerinden zorlu bir sürek avına soyunuyor.

Bu kez erkekler suçlu!

Bence ‘Satıcı’nın bir başka farklı noktası da var. Farhadi sinemasını çok seven ve önemseyen biri olmama rağmen, önceki iki filmine bakıldığında, anlatılan öykülerin bilinçaltında sanki yaşanan problemlerin arkasında kadınların olduğuna dair refleks olduğunu düşünürüm hep. Açmak gerekirse Bir Ayrılık’ta kocasının, alzheimer’lı babasına olan düşkünlüğüne ve şefkatine bir anlamda karşı çıkan ve geleceklerini yurtdışında arayan Simin’le Geçmiş’te gurbet eldeki iki İranlıyı birbirine düşüren Marie karakterleri, bu bakışın soyuttaki tezahürleridir. Satıcı’da ise sanki bir noktaya kadar bu refleks korunuyor gibi gözüküyor ama nihayetinde Farhadi, bence ilk kez her türlü suçun ve günahın vebalini erkeğe, onun şehvet düşkünlüğüne, yalancılığına yüklerken “iyi aile babası” portresinin ardındaki sırları kazıyor. Bir anlamda “orta sınıf ahlakı”nı sorguluyor. Performanslardan kısaca bahsedersek: Elly Hakkında’da Farhadi’yle çalışan Taraneh Alidoosti’nin Rana’da, Shahab Hosseini’nin de Emad’da parladığı filmde çiftin oyuncu dostları Babak’ta da Babak Karimi’yi (ki o da Bir Ayrılık’ta da oynamıştı) izliyoruz. Satıcı, Farhadi’nin önceki iki filmi gibi sarih ve akıcı değil, nispeten daha sert köşelere sahip; finali de yıpratıcı ama yine de insan doğasına ilişkin dertleri ve bu dertleri aktaran iyi bir metne sahip senaryosuyla dikkate değer bir çaba. Kuşkusuz Miller’ın oyununa ve kahramanları Willy ve eşi Linda Loman’ın öyküsüne hâkim izleyici, Emad ve Rana üzerinden yapacağı kıyaslamalarla filmden daha fazla zevk alacaktır. SATICI Yönetmen: Ashgar Farhadi Oyuncular: Shahab Hosseini, Taraneh Alidoosti, Babak Karimi, Mina Sadati, Farid Sajjadihosseini – İran yapımı

Uğur Vardan'ın yazısı

 

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR