Shylock’ın Nefreti
9 Ağustos 2018 Edebiyat

Shylock’ın Nefreti


Twitter'da Paylaş
0

Nefret en acımazsız duygulardan biridir maalesef, düşmanının ya da düşman gözüyle gördüğünün acı çekmesinden haz duyar kişi.

Shakespeare’in üstüne her ne yazarsak yazalım tekrara girme riskini göz önünde bulundurmadan yapamayız. Dört yüz yıldan fazladır sahnelenen oyunları ve yazdıkları insanları etkilemiştir ve sonuç olarak eserleri didik didik aranıp bulunabilecek her kırıntının üstüne yazılar yazılmıştır. Şimdi tam da şu anda Shakespeare’in kitapları elimin altında duruyorken, onun karakterlerinin ağzından çıkan sözlerin büyüsüne kapılıp sürüklenirken, “Anlatacak bir şey bize bırakmadı” cümlesi cuk diye zihnimin orta yerine yerleşiyor. Neyse ki anlatma biçimi imdadıma ve imdadımıza yetişiyor: Kendi bulanık merceğimiz ve cılız sözcüklerimiz. 

Venedik Taciri’nde1 Shakespeare nefret ve intikam duygusunu ırk üzerinden, daha doğrusu hor görme ve aşağılanma duyguları nezdinde en fazla değerlendirdiği ya da hissettirdiği eserinden biri, hatta en tepedeki. Tefeci Shylock’ın nefreti sadece işini yapmasının engellenmesinden doğan bir duygu ya da tepki değil, ona ve ırkına hissettirilen aşağılanma, hor görme; etkisini akla hayale gelmeyen bir intikam alma şeklinde de gün yüzüne çıkarır. Shylock eserin tamamında kötü, yobaz, varyemez ve intikamcı olarak geçer, ama yine de çoğu okur ondan nefret etmez, hatta bazen sempati bile duyar. Aksine dürüst, erdemli, dost canlısı, cömert olarak bilinen Antonio bize son derece sevimsiz görünür, en azından bana. Dürüstlüğü ve erdemleri savunurken bile gaddarca davranmış olması bizi biraz üzer. Haklı olmanın acımasızlığı ya da despotluğu Antonio’nun yumuşak sen tonunda bile kendini hissettirir ve elimizde olmadan canımızı acıtır bu. Eserin sonuna doğru aynı acımasızlığı Shylock’un bünyesinde de görürüz, hem de misliyle.

Hıristiyan Antonio dostunun borcu karşılığında Yahudi tefeci Shylock’a borçlanmıştır. Ve birçok sinema filminde de kullanılan şu muhteşem bölüm: “Yahudinin elleri, organları, bedeni, duyguları, sevgileri, tutkuları yok mu? Aynı yiyeceklerle beslenmiyor m? Silahla yaralanınca aynı acıyı duymuyor mu? Aynı hastalıklara yakalanmıyor mu? Aynı ilaçlarla iyileşmiyor mu? Kışın soğuğunu, yazın sıcağını bir Hristiyan gibi duymaz mıyız? Etimizi kesseniz bizim de kanımız akmaz mı? Gıdıklarsanız, gülmez miyiz? Bizi zehirlerseniz ölmez miyiz? Bize haksızlık yaparsanız öcümüzü almayacak mıyız? Her şeyde benzediğimize göre, bunda da benzeyeceğiz elbette.” Shylock’ın ağzından bu sözcükler ve dahası çıktıktan sonra ister istemez ırkından dolayı aşağılanmışların ve dışlanmışların kaderi üstünde bir kez daha düşünmeye başlarız. Ama bizi ilgilendiren kısım orası değil: Nefret. “Elbette intikam! Bunu sizlerden öğrendim, sizlere uygulayacağım.” Sözcükler Shylock’un ağzından döküldükçe yavaş yavaş tüylerimiz dikleşmeye ve kanımız donmaya başlar. Ve dahası: “Zarar verici bir şey, ama öğrettiklerinizden daha iyisini yapacağım.” Senedin, haklı olmanın kanıtını elinde bulunduranın despotluğu… Nefretin Shylock’ta kendine yer etmiş hali asla unutamayacakları benzersiz, dehşet verici bir intikam şekli.

Shylock borcu karşılığında Antonio’un vücudundan istediği yerden bir kilo et alma senedini noterde imzalattırmıştır ve gözünü kurbanının kalbine dikmiştir. Antonio’nun para getirecek gemileri battıkça ve borcunu ödeyemeyecek duruma düştükçe Shylock’un içini büyük bir sevinç ve mutluluk kaplar.

Yahudi Shylock’un kalbindeki nefret, Hıristiyan Antonio’nun kalbindeki nefreti zamanla kat be kat geçmiştir.

Nefret en acımazsız duygulardan biridir maalesef, düşmanının ya da düşman gözüyle gördüğünün acı çekmesinden haz duyar kişi.

Venedik Taciri’ni okurken, kendi nefretimiz üstünde de bir kez daha düşünmeye başlarız ve tıpkı Shylock’ta gördüğümüz gibi nefret arzusunun asla tükenmeyeceğini de acıyla fark ederiz. Yaşadığımız coğrafya ve günümüz dünyası, bir şekilde dil kavgalarımız, din-inanç kavgalarımız ve kültür kavgalarımızın belki de en yoğun olduğu dönemlerden birine tanıklık ediyor. Venedik Taciri’inden çıkardığımız sonuç: Aşağılama ve hor görme karşınızdakinde sizinkinden kat be kat daha fazla nefret doğurur. Görünen o ki Shylock’unkine benzer nefret duygularımızdan arınmanın tek yolu, sevgiye ulaşmanın tek yolu, aşağılama ve hor görme yanımızdan kurtulmakla ancak mümkün olabilir.  

William Shakespeare, Venedik Taciri, Çeviren: Özdemir Nutku, İş-Kültür


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR