Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

9 Ağustos 2024

Kitap

"Sınırlı Ruhlar"a Karşı Elma Çekirdeklerinin Ruhları

Evrim Sayın

Paylaş

0

0


Güvende hissedebildiğimiz yer, her zaman kendi ailemiz midir?

Hiç hissedemeyeceğim duyguların var olduğunu bazı kitaplara dokununca anlıyorum. O duyguları hissedemeyecek olsam da tadına bakıyorum. Bazen hüzünlü, bazen neşeli... Ama sonra her şey akıp giderken kendi hayatıma dönüp "Gerçekten hiç hissedemeyeceğim duyguların var olduğu doğru mu ki?" diyorum çünkü bazen kitaptaki hayatlarla hayatımın yerini değiştirdiğimde duygular da tepetaklak oluyor. Hangi hayat bir diğerinden daha acıklı ya da neşeli, bilemiyor insan.

Eğer bir yazıya böyle giriliyorsa o yazı kesin "aile"den bahsedecektir, işitebiliyor musunuz ayak seslerini? Elma Çekirdeği, Chiara Lorenzoni'nin kaleminden Genç Timaş etiketiyle okura sunuldu. Meseleleri bence çok kıymetli. Özellikle genç okur için. Büyürken kendi hayatlarımızda pek de aşina olmadığımız duygularla bir kitap vesilesiyle karşılaşmak bence her zaman çarpan etkisi yaratıyor okurun kalbinde ve bu, tam da böyle bir kitap.

elma çekirdeği timaşElma Çekirdeği, Tea'nın çocuk bakımevinde geçirdiği çocukluğuyla başlıyor. Tea'nın bakımevindeki zor günleri derinlemesine anlatılmıyor. Bakımevindeki her çocuğun, hem ailesi olmadan geçirdiği bakımevi günlerinden ötürü hem de büyüme sancılarından ötürü zorlayıcı deneyimler biriktirdiğini biliyoruz. Bir gençlik kitabında bu zorlukların ajite edilmemiş olmasına çok sevindim. Sayfalar ilerledikçe Tea'nın aslında ne yaşadığına değil, ne hissettiğine odaklanıldığını fark ettim ki işte bu yaklaşım gönlümü çaldı çünkü bir süre boyunca, hatta kitabı okuma süremin tamamında, ailesi yanında olmayan bir çocuktan bahsedildiğini unuttum. Kalbim ne kadar acıyacak, diye başladığım kitap beni bambaşka yerlere götürdü. Bir kitap bana böyle hissettirdiğinde "Bu kitap birçok şeyi başardı ama başardığı şeyleri listeleyemem çünkü aslında bunları detaylıca anlatamıyor olmam da bu kitabın başarısı." diyerek bulunduğum ortamdan gururlu bir şekilde uzaklaşmak istiyorum. Yazar yerine bir okur olarak duyduğum muzır gururla övünmem şimdi bitti, kitaba dönüyorum.

Hiçbir şeyi alışagelmiş bir şekilde yapmayan teyze Tessa, Tea'nın bakımını üstlendiğinde tabii ki olağan şeyler olmasını bekliyoruz. Tea'nın bakımevinden çıktıktan sonra zorlanmasını, kendini nereye ait hissedeceğini bilememesini falan öğreneceğimizi düşünüyoruz ama hiç de öyle olmuyor. Yani bu değişimin yarattığı duygular baki olsa da olaylar hiç de olağan bir şekilde ilerlemiyor. İşte tam o noktada fantastik bir evrenin içindeymişim gibi hissediyorum ben. Bu fantastikliğin içinde bir çocukla yürümek nasıl iyi geldi, anlatamam! Bence Tea da tam böyle düşünüyor. Yani bakımevinden çıkıyor, onca endişe ve korkuyla daha önce hiç görmediği teyzesi Tessa'nın evinde yaşamaya başlıyor, topyekün yeni bir hayatla nasıl baş edeceğini düşünürken işler hiç de planladığı gibi gitmiyor. Korkunun, endişenin yerini olağanüstülükler, hayret etmeler, eğlenceler ve daha bir sürü güzel şey alıyor. Hepsi teyzesi Tessa sayesinde mi peki?

"Şimdiyse hayatı rengarenk, fazlasıyla hareketli ve kimi zaman dolanan bir ip gibiydi ama çok daha güzeldi."

Tessa Teyze, Villa Virginia'da alternatif bir dünya yaratmışa benziyor. Bu evin çalışanlarıyla birlikte teyze Tessa tam bir takım. Daha doğrusu çalışanlar ve teyzenin bir takım olma yolculuğuna en büyük katkıyı koyanın Tea olduğunu söyleyebiliriz. Tea'dan öncesini bilmiyoruz ama Tea da bu evdeki değişik, hiç de sıkıcı olmayan yaşama ayak uydurmayı seçiyor. Bu yaşama bir şans veriyor. Bu evde daha önce hiç duymadığımız yemekler pişiyor: pislik böceği dili kızartması, tahta kurdu omleti... Tea bu yemek isimlerini duyunca az önce tam da sizin yüzünüzü buruşturduğunuz gibi yüzünü buruşturuyor tabii. Ama sorgulamıyor, kendini teyzesinin gizemli yaratıcılığına bırakıyor. Bir hayret kaynağı olan Tessa teyze; neşe terapisi seansları ve çay tortularını okuma dersleri veriyor. Tea bunların içeriğini bilmemekle birlikte Tessa teyzeyi tanıdıkça hepsi ona olağan gelmeye bile başlıyor. Gizemli, alışılmışın dışındaki olan bir mutluluk saçıyor sanki Villa Virginia. Ben bu çılgın teyzenin konuşmalarını, deli fikirlerini Tante Rosa'ya benzettim. Onun gibi çılgın, pervasız, kimin ne dediğini önemsemeyen, kendi doğrularıyla hareket etmeyi çok önemseyen, doğrularını sevgiye göre belirleyen ve aşırı eğlenceli bir teyze Tessa. Bu vesileyle Tante Rosa'yı andığım için de ayrıca sevdim Tessa'yı.    

Tessa'nın arkadaş edinme, ait hissetme, sevilme ve sevmeyi öğrenme süreçlerine şahit olurken kitabın bence fark edilmesini istediği önemli meselelerinden biri de hayvanlarla olan ilişkimiz. Tessa teyzenin evinde Tea'yı karşılayan Timoteo adlı köpeğin çok büyük olmasına rağmen cesur olmaması yolumuzu Timoteo'ya verilmeye çalışılan cesaret derslerine çıkarıyor. "Cesaret dersleri" kavramını ilk okuduğumda o, herkesin aklına ilk gelen soruyu sordum: "Bir köpek bu kadar korkak olur mu?" Ama sonra Timoteo ile arkadaş olan Tea bana bunun yanıtını verdi: Timoteo, aslında korkak değildi; bazı insanlardan çekinip korkuyordu. Bu, onun cesur olmadığı anlamına gelmiyordu. Timoteo, Tea'yla olan arkadaşlığıyla gittikçe daha endişesiz bir tavrı benimsiyordu. Tea'nın bu konuda sakin, kararlı ve anlayışlı olmasının bir sebebi vardı. Timoteo'yu kendinden çok da farklı görmemişti. Kendi yaşadıkları ve hissettikleriyle Timoteo'nun endişesini, çekincesini çok benzetmişti. Bir hayvanla duygudaşlık yaşaması sanılanın aksine olağanüstü bir durum değildi. Kitabın üslubu o kadar tatlı, geçişler o kadar yumuşak ki hayvanlarla ilgili olan bölümlerde de bir şey öğretmek amaç değil asla; mühim olan genç okura bazı kazanımlar verilirken çerçevenin nasıl doldurulduğu. Maceranın hızı hiç kesilmiyor, sebepsiz mutluluklara açılan kapılar asla kapanmıyor. Köpek Timoteo'nun da içinde yer alacağı bir kurtarma operasyonuyla sebepsiz bir mutluluğa açılan kapının sonunda bir fil nasıl bekliyordur sizce? Bu kurtarma operasyonuyla ilgili bilgiler çok gizli, tabii ki burada bahsetmeyeceğim.

Kitaptaki her karakterin duygularının çok önemsenmesi, duyguları daha somut hale getirmek için yaratıcı benzetmeler kurulması, Tea'nın Filli ile birlikte arkadaşlığın en şefkatli halini tatması, zorbalığın zorba rolündeki çocuklara odaklanarak da kaynağına iniliyor olması nezaketli fantastik bir dünya hayali kurduruyor. Güvende hissedebildiğimiz yer, her zaman kendi ailemiz midir? Kendi ailemizde değil de bize aile olan insanlarla birlikte olmak bazen daha güvenli değil midir? Daha eğlenceli, daha çılgın, daha neşeli ve hiç ama hiç sıkıcı olmadan, daima sevgiyle...

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Mayıs Ayının 8 Kitabı | Bunları Okudun..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

A. Dilek Şimşek

22 Ocak 2025

Hayattan Notlar

PetibörFilm boyunca en çok aşkı ve lezzeti sorguladım. Ferzan Özpetek işi biliyor. Cahil Periler‘i belki onuncu izleyişim. Sadece Michele’nin o muhteşem gülüşü için değil. Aldatılmış kadın karakterin doktor olmasından, herkesin her şeyi en rahat yemek masasında dile getirmesinden, içi..

Devamı..

Antik Yunan ve Roma Filozoflarının Vej..

Matthew Duncombe

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024