Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

18 Nisan 2020

Edebiyat

Soneler Ruhu Yatıştırır

Gamze Haklı Geray

Paylaş

7

0


“Shakespeare her şeyi biliyordu.”

Akşam güneşinin yumuşak turuncu ışıkları camlara dokunuyor. Penceremden bir başka günün bitişine tanıklık ediyorum. Elimde çoğu kez kısa metinler. Öykü, şiir, mitoloji ya da deneme okuyorum. Bu dönem uzun metinlere yoğunlaşamıyorum. Andrea Bocelli’nin tüm dünyanın naklen izlediği ve Duomo di Milano’daki Umut İçin Müzik konserini boş kentlerin hüzünlü gölgelerini seyrederek dinledim. Sonra Shakespeare’in sonelerine uzandı ellerim. Soneler de müzik gibi içimizde kopan kasırgalara, ruhlarımızın yorgunluğuna ve kaygılarımıza derinden dokunuyorlar. Sone sözcüğü İtalyanca küçük bir şarkı ya da lirik anlamına gelen sonetto’dan türetilmiş. Shakespeare kendisini oyun yazarından ziyade bir şair olarak tanımlarmış. Sonelerdeki kişisel yoğun anlatım, ritim ve akış, ruhta hipnoz etkisi yaratıyor. Bilinçsizce düşlere dalıp, satırların içinde kaybolmaya her zamankinden daha çok ihtiyaç duyuyoruz.

Seksenli yılların sonlarında Güzel ve Çirkin isimli bir dizi yayındaydı. Dizide, insanlardan kaçıp yeraltındaki tünellerde gizlenen yarı insan, yarı yaratık arketipsel kahraman Vincent karakteri, kendisinden çok farklı bir dünyada yaşayan Catherine ile görüşmek için gizlice hep balkonuna tırmanırdı. Bir seferinde balkondaki masaya Shakespeare’in sonelerini bırakmıştı. Kitabın kapağında Vincent’ın el yazısı ile şu cümle yer alır:

“Shakespeare her şeyi biliyordu.”

Vincent karakterini canlandıran aktör Ron Perlman’ın kendi sesinden 29’uncu soneyi, fonda dizinin jenerik müziği ile dinleyip (videosu kaynak bölümünde), ardından aynı soneyi Talât Halman’ın eşsiz Türkçe çevirisinden tekrar okudum. “Bahtına lanet okuyan, şunda sanata, bunda dehâya içi giden o şair, sonenin sonunda, sultanlarla bile yer değişmeyeceğini”  bize mırıldanır.

Shakespeare’in onaltıncı yüzyılın başlarında kaleme aldığı düşünülen 154 adet sonesinin ana konusu sevgidir.

İlk soneden 126’ya kadar isimsiz genç bir erkeğe yazılmış olan dizeler, 127’den 152’ye kadar ise, esmer bir kadına hitap eden metinlerden oluşmakta. 153 ve 154 numaralılar dizinin bütünlüğünün dışındalar. Tüm soneleri, sırayla, ağır ağır ve yüksek sesle okumak bize rahatlatıcı ve ruhu yükseltici bir duygusal deneyim sunar. Anlatımlarda göze çarpan dört karakter, anlatıcı, genç ve güzel bir adam, esmer bir kadın ve rakip şair olarak öne çıkar.

shakespeare

Sonelerin arasında en ünlüsü, sadeliği ve dizelerinin güzelliği ile 18’inci sone olarak bilinir. Şair, sevgisini bir yaz günüyle karşılaştırır. Shakespeare'in mecazi dil kullanımı zihnimizde canlı resimler oluşturur.

Halman’ın anlatımına göre bazı eleştirmenlerin tahmini, sonelerin Shakespeare’in kendi hayatını yansıtmadığı yönündedir. Dile gelen şair, Shakespeare’in kendisini değil, sanat sesini temsil eder. Sevgi şiiri diye adlandırılan form, doğrudan kişiler arası sevgiyi ifade etmekten öte, insanlık sevgisi olarak değerlendirilebilir. Soneleri okurken belli bir yapıda olduklarını farkederiz:

İlk dört satır, sonenin konusunu ortaya çıkarır.

Son iki satır konuyu sonuçlandırmaya ve merkezdeki kilit soruya yoğunlaşır. Toplam sadece 14 dizede şair temayı güçlü ve kalıcı bir biçimde iletmek zorundadır. Bir sone, belirli bir düzende tekerleme yapar. Shakespeare'in kafiye düzeni “abab cdcd efef gg” olarak incelenebilir. Son beyit, önceki 12 satırı özetlemek veya sürpriz bir final sunmak için kullanılır.

Shakespeare sonelerinin büyüsü doğru dengenin arayışında gizlidir. Denge değil mi hep aradığımız? Bazen stres ve kaygının kuytularında uykularımızı kaçıran, odaklarımıza çöreklenen, gözümüzü, kalbimizi karartan, ardımızda bizi kovalayan ve bir türlü kurtulmayı beceremediğimiz, hep bizi takip ettiğine inandığımız deli sarmallarda kayboluruz. Ne zaman duracağını bilmediğimiz o vahşi rüzgârın azabından kurtarmayı ümit ettiğimiz kişisel alanlarımızı korumaya çalışırız. Sıkıştığımız köşelerde belirsizliklerle yalnız kalırız. İçselleştirdiğimiz mısralar, satırlar ve kelimelerden medet umarız. Usulca kendimize döneriz.

Şiirsel anlatım, kayıp, yas, kaygı, üzüntü ve depresyonumuzu dile getirmemize yardım eder. En derindeki düşünce ve duygularımızla bizi yüzleşmeye zorlar. Bunları başkalarıyla paylaşmak için rahat bir ortam sağlar. Şiir okumak zihnimizi kendi dünyamızdan bir başkasınınkine taşıyabilir. Tekrarlar ve kafiyeler rahatlatır. Şiir yazma eylemi tam olarak anlamadığımız düşüncelerin veya duyguların kalbine ulaşmamıza yardımcı olabilir. Şairler okurlarıyla derin bir bağlantı kurmak için kendi dünyalarının kapılarını onlara açarlar. İçeri girip girmemeyi, anlayıp anlamamayı, ya da neyi algıladığımızı seçmek bizim elimizdedir.

Sonede yer alan temayı belirlemek ve satır aralarını doğru okumak önem taşır. Sevgi ana kapsayıcı tema olmasına rağmen, başka konular da göze çarpar: Yaşamın kısalığı, güzelliğin geçiciliği, arzunun tuzakları, sorumluluk, kıskançlık, ihanet gibi kavramlar dile gelirler.

Şiir okumak yaptığımız işe yoğunlaşmamıza olanak sağlar. Her birimizi daha sakin, bütüncül ve empatik düşünebilen bireylere dönüştürebilir.

Şiir bu dönemde yalnız sokak ve caddelere eşlik ederek, ruh sessizliğini ve huzurun iç müziğini harekete geçirebilir. Bizi zor anlarda avutabilir.

En bilinen sonelerden başka bir tanesi de 116’ıncı sonedir. Yapısı ve şekli ile Shakespeare sonesinin tipik bir örneği sayılır.

Aktör Patrick Stewart’ı 116’ıncı soneyi okurken (videosu kaynak bölümünde) dinginlik içinde dinliyorum. Bir taraftan da çevirisini kendi kendime mırıldanıyorum:

“Zamanın soytarısı değildir sevgi asla,

Gül yüzlüler göçse de orağına düşerek

O değişmez kısacık günlerle haftalarla,

Direnir ve katlanır mahşerin ucuna dek”.

(Talât Halman çevirisi. Sone 116. s:273)

Ritmiyle bizi nefes nefese bırakan dizeler, sesli okunduğunda kalp atışlarımıza uyum sağlarken, ruhlarımıza adeta ince ayar vermekteler. Dalgalı günlerde kaçışlara sığındığımızda soneleri okumak ruhu yatıştırıyor.

Belki de Shakespeare gerçekten biliyordu.

Kaynak

William Shakespeare Tüm Soneler. Çevirmen: Talât Sait Halman. Cem Yayınevi (2000)

Videolar

https://www.youtube.com/watch?v=e2jJ5bzeZ3E       Ron Perlman’ın sesinden    Sone 29

https://www.youtube.com/watch?v=ytwkXCVXj80        Patrick Stewart’ın sesinden Sone 116

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Jorge Luis Borges’in Kütüphaneniz İçin..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Semih Gümüş

24 Kasım 2025

İmralı Tartışması, Dem Parti, CHP ve M..

Süreçte iktidar tarafından bugüne dek somut bir adım atılmamış oluşunu hatırlatanlara karşı, “Onun da zamanı gelecek” demek süreci toplumsallaştırma ve açıklık çizgisinin dışına çıkmaktır. Adeta ortalığa bir ateştopu yuvarlandı ve onun gidip CHP’..

Devamı..

Frankenstein’dan Drakula’ya Ölümün ve ..

M. R. Granatino

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024