Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

14 Mart 2022

Tiyatro

Taner Barlas ile Türk Tiyatrosu ve Öteki (Diktat) Adlı Oyun Üzerine Bir Söyleşi

Miray Aydın

Paylaş

0

0


“Biz, Perdeci Oyuncuları olarak toplumsal sorunlara duyarlı bir tiyatroyuz. Oyun seçimlerimiz hiçbir zaman rastlantısal değildir. Sahnelediğimiz oyunlara bakarsanız bunu net olarak görebilirsiniz: Adalet Sizsiniz, 1984 Büyük Gözaltı, Güneyli Bayan, Memleketimden İnsan Manzaraları ve Öteki bütün bu oyunlarımız toplumsal bir sorunu gündeme getirmekte.”

Miray Aydın: Taner Hocam, sizinle konuşma şansı bulmuşken Türk Tiyatrosu hakkında söyleceklerinizi merak ediyor olmam kaçınılmaz. Geçmiş ile bugünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce yol katedebildik mi?

Taner Barlas: Türk Tiyatrosu’nun geçmişi ve bugünü sorusunun yanıtı birkaç cilt kitabın konusu olabilir ancak. Özet olarak şunu söyleyebilirim: Tanık olduğum 70’li, 80’li yıllar tiyatromuzun en görkemli, verimli dönemleriydi. Yalnız İstanbul’da 30’a yakın profesyonel tiyatro her gece seyircisiyle buluşuyordu. Profesyonel tiyatroların yanı sıra amatör tiyatrolar aydınların desteğiyle filizleniyor, gelişiyor ve profesyonel tiyatrolara kaynak oluşturuyordu. 80 askeri darbesi her kurumu yok ettiği, yozlaştırdığı gibi, sanatımıza da büyük hasar verdi. Tiyatrolarımızın toparlanması epey zaman aldı. Günümüz tiyatrosu farklı bir kulvarda gelişiyor. Konservatuarlardan mezun olan genç tiyatroseverlerden bazıları dizilerin cazibesine, maddi olanaklarına kapılıp o kulvarda koşmayı yeğliyorlar. Bazıları da bir araya gelip bulabildikleri küçük sahnelerde (50 – 100 kişilik) alternatif, çağdaş oyunlar üretmeye çalışıyor. Genç oyuncuların bu çabaları kuşkusuz övgüye değer. Bizim gibi tiyatrolar, devletin yapması gerekli destekten yoksun, seyircilerin desteğiyle varlıklarını sürdürüyorlar. Bu arada şunu da belirtmek isterim: Perdeci Oyuncularını var eden Aysa Organizasyon’dur. Bugün Aysa Organizasyon’un varlığı Türk Tiyatrosu için büyük bir şanstır. Tiyatro sevdalısı Alaattin Eraslan’ın kurucusu olduğu Aysa Organızasyon birçok profesyonel tiyatronun yönlendiricisi, geliştiricisi olmuş ve tiyatroların yaygınlaşmasına katkıda bulunmuştur.

MA: Özellikle yaşadığımız sürecin -pandemi- etkisiyle beraber Türk Tiyatrosu’nun nitelikli bir şekilde yönetildiğini düşünüyor musunuz? Kültür politikasının varlığından söz edebilir miyiz?

TB: Nitelikli değil, yönetildiğini bile düşünmüyorum. Sanatçılar kendi kaderlerine terk edildiler. Çoğu işsiz kaldı. Hatta bazı sanatçılar umutsuzluk ve yılgınlık içinde ya mesleklerinden ya da kendilerinden vazgeçtiler. Pandeminin yıkımını ve dehşetini en çok biz sanatçılar yaşadık.

Büyük Atatürk’ten bu yana hiçbir zaman devletin tutarlı, sistemli bir kültür politikası olmamıştır. Çelişkiye bakın ki, tiyatrolara devlet desteği darbeci Kenan Evren zamanında yaşama geçmiştir. Ne yazık ki bugün bu desteğin nasıl kullanıldığını, kimlere aktarıldığını hepimiz biliyoruz.

MA: Aynı zamanda hukukçusunuz ve bir söyleşinizde: “Her insanın bilmesi gereken bir bilim dalıdır. Yaşamın her alanında var. Tiyatronun yanında hukuk eğitimi almaktan son derece mutluyum,” sözlerini dile getirdiniz. Bu iki meslek Taner Barlas’ın varoluşunu nasıl etkiledi? Tiyatro aracılığıyla aktardığı temel meselesini, derdini nasıl şekillendirdi?

TB: Evet, yaşamımızın her alanında var olan hukuku her insanın bilmesinin yararlı olacağına inanıyorum. Hukuk, adalet duygusunu geliştirir. Adil bir insan vicdanlı bir insandır. Hukuk bilgisi insanlarda, olaylara ve insanlara bakışında hakkaniyetli, eşitlikçi bir düşünce sistemi oluşturur, yorumlama yeteneği geliştirir. Bu bağlamda benim tiyatroya yaklaşımımda ve tiyatro metinlerini yorumlamamda, neden-sonuç ilişkilerini çözümlememde yararlı olduğunu düşünüyorum.

MA: Peki pandomim sanatıyla ilgili çalışmalarınızı görebilecek miyiz?

TB: Ne yazık ki böyle bir çabam yok, olamıyor. Kökleri Köy Seyirlik Oyunları’nda olan (Samıt Lal, Dilsiz Oyunu gibi) bu sanat dalı destekten ve ilgiden yoksun.

MA: Öteki (Diktat) oyununa geçelim... Sapasağlam bir hikâyeye yaslanıyor: Öteki (Diktat). Daha önce de kimi ekip ve kurumlar tarafından sahnelenmiş. Bu metni tercih etme sürecinizden söz etmenizi isterim. Oyun tercihiniz rastlantısal mı ve toplumun hangi dinamiklerine dokunacağını düşünüyorsunuz?

TB: Biz, Perdeci Oyuncuları olarak toplumsal sorunlara duyarlı bir tiyatroyuz. Oyun seçimlerimiz hiçbir zaman rastlantısal değildir. Sahnelediğimiz oyunlara bakarsanız bunu net olarak görebilirsiniz: Adalet Sizsiniz, 1984 Büyük Gözaltı, Güneyli Bayan, Memleketimden İnsan Manzaraları ve Öteki bütün bu oyunlarımız toplumsal bir sorunu gündeme getirmekte. Öteki otoriter rejimlerin var olma taktiklerinden biri olan ayrımcılığa odaklanıyor.

MA: Oyunu tastamam psikolojik bir metin olarak adlandıramayız. Fakat seyircinin zihninde zaten var olan yıkıma kolaylıkla ulaşabilen bir yapıt diyebilir miyiz?

TB: Oyunumuzda travmalar yaşamış iki kardeşi tanıyoruz. Özellikle Ekin Aksu’nun oynadığı kızkardeş büyük bir travma yaşamış, 25 yıl boyunca intikam duygusunu içinde taşımış. Ağabey ise kariyerinde yükselmiş ama geçmişin çaresizliğini ve suçluluğunu üzerinden atamamış. İşte bu bunalım içindeki iki kardeş seyirciyi bir yıkıma tanık ediyor.

MA: Oyun, bittikten sonra izleyicinin zihninde devam ediyor. Kendini tamamlamaya, dönüştürmeye çalışıyor... Ve soruların doğmasına sebep oluyor. İnsanlık kavramı, aile, iktidarda olmak; kim bu iktidar, insanlık dışı bir vahşet... başlıkları tek tek sıralanıyor. Sizden oyuna dair bir soru yöneltmenizi istesem ne söylersiniz?

TB: Tek cümle: “Ben neden ötekiyim?”

MA: Ekin Aksu’ya da değinmek isterim. Hareketten çok sözün baskın olduğu bu oyunda, akışa rahatlıkla dâhil olabilmemizi sahnedeki uyumunuza da bağlıyorum. Bu konuda neler düşünüyorsunuz?

TB: Rol arkadaşım Ekin Aksu’yla 1984 Büyük Gözaltı oyununda birlikte çalıştık. O oyundaki uyumumuzu ve işbirliğimizi Öteki’ne de taşıdığımıza inanıyorum. Bu uyum bize güven, üretkenlik ve birlikte oynama sevinci getiriyor.

MA: Aktardıklarınız için teşekkür ederim. Eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?

TB: Bu oyuna emeği geçen, yüreğini koyan arkadaşlarıma, başta Ekin Aksu’ya; müzikte Cahit Berkay’a, Yardımcı Yönetmen Andaç Sayın’a; afiş tasarımında Kenan Özcan’a, ışık ve seste Burak Belet’e; asistanlarım Emre Boyuneğmez ve Enes Sarı’ya çok teşekkür ediyorum.

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Her Nesne Bir Sanat Eserine Dönüşebili..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

A. Dilek Şimşek

16 Şubat 2025

Hayattan Notlar

HaikularSardunyalarınÜstü çiğ kaplı                         Yavru kuşlar uçuyor Bir çocuk içindekiTomurcuklarlaKaplanmış mezar Pire ne yiyorsun yeZıplayıp durmaUykum kaçıyor Pardon, birine benzettimDireksiyonu kavramıyor, kollarını ona teslim etmiş. Başı, omuzları, gövdesi arzın merke..

Devamı..

Sağlıklı Yaşam Endüstrisinin Tatsız Ta..

Andrzej Tokarski

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024