Abone sayısı, kapsama alanı ve yerli mühendislerce hayata geçirilip dünyaya da satılan dijital hizmetleriyle Türkiye ve dünyanın en büyük ‘teknoloji şirketlerinden’ Turkcell’in Genel Müdürü Murat Erkan, Oggito’nun Yeni tip Koronavirüs (Covid-19) ile değişen dünyayı anlamak için başlattığı röportaj dizisinin ilkine katıldı.
Teknolojik Devrim Yaşandı
Dünya Sağlık Örgütü’nün resmi açıklamasına göre Aralık 2019’da fakat ABD ile İngiliz üniversitelerinin araştırmalarına göre ise Ağustos 2019’da Çin’de başlayan ve Mart 2020’den itibaren dünyayı saran bir pandemiye dönüşen Covid-19 tüm sosyal ve ekonomik alışkanlıkları, iş yapış şekillerini kökünden değiştirdi. Hastalığın bulaşmasının engellenmesi ve sağlık çalışanları üzerindeki yükün azaltılması için dünya çapında ‘Evde Kal’ dönemi başlarken, bugüne kadar sosyal ilişkilere darbe vurmak ve hayatı kolaylaştırdığı kadar zorlaştırmakla da suçlanan teknoloji sayesinde insanlar yaşama tutundu: Evde Kal döneminde ülkelerin fiber alt yapıları sayesinde dünyadaki öğrenciler evlerinde otururken, öğretmenlerinin anlattığı dersleri canlı olarak internetten izledi. Ofis çalışanları yine evlerinde toplantı, alım-satım, muhasebe, raporlama, sunum, pazarlama gibi pek çok işi teknolojinin sağladığı ‘görüntülü konuşma’ ve ‘konferans’ özelliklerini kullanarak yerine getirdi. Telefonu sadece sesli konuşma için kullanan 65 yaş ve üzeri görüntülü konuşma ile çocuklarını ve torunlarını görebildi; aynı zamanda internet üzerinden market alışverişi yaparak yine parasını online ödeme sistemleri ile verdi. Öte yandan pek çok alandaki uzman doktorlar, evlerinden çıkamayan hastalarını yine cep telefonu operatörlerinin sunduğu görüntülü ve sesli konuşma imkanları ile muayene edebildi.

Sayısız Hayat Kurtuldu
Covid-19 dönemi cep telefonu ve internet teknolojisinin önemini bir kez daha ortaya koyarken, Turkcell Genel Müdürü Murat Erkan da, dünyanın Covid-19 pandemisini teknolojinin ulaştığı nokta ile daha kolay şekilde aştığını ifade etti. Özellikle Türkiye’de kurulan kapsama alanı ağı ve teknolojik alt yapının bu dönemde sayısız hayat kurtardığının altını çizen Erkan, Oggito’nun sorularını şöyle yanıtladı:
Erdinç Akkoyunlu: Murat Bey, siz Türkiye'nin en sevilen şirket yöneticilerinin başında geliyorsunuz. Bunu yıllarca yaptığım gazetecilik döneminde Turkcell'de bizzat gözlemleme imkanı buldum. Türkiye'de yerleşik bir CEO, Genel Müdür görüntüsü var: Biraz üstten yaklaşan, daima kâr odaklı, insanı daha geri planda bırakan. Bu kadar sevilmeniz ve aynı şekilde Turkcell'e kazandırdığınız başarıları da dikkate alınca, Türkiye'deki üst yöneticilik duruşu konusunda neler söylemek istersiniz?
Murat Erkan: Bana göre başarılı bir yöneticilik, ekibinizin mutluluğuyla doğrudan bağlantılı. Mutlu insanlar daha çok üretiyor, daha verimli çalışıyor. Bunu da insan odaklı bir yönetim anlayışıyla gerçekleştirmek mümkün, insanı geri bırakarak ve üstten bakarak değil. Çalışma arkadaşlarımın kişisel olarak da yanlarında bulunmaya daima özen gösteren bir yönetici oldum. Onların sağlıklarını, ailelerinin durumunu, duygularını bilmek benim için önemli. Biz başarıyı bu arkadaşlarla beraber yakalıyoruz. Onların bağlılığı, gayreti ve çalışkanlığı Turkcell’i liderliğe taşıyor ve orada tutuyor. Saygı gören ve güvenilir bir yönetici, çalışanların aklında oluşabilecek tereddütleri ortadan kaldırır. Bir de her dönem, yeni yeni atlatmaya başladığımız olağanüstü zamanlar dahil, üretmek çok önemli. Üretme hedefini koruyan bir lider ekibini de arkasından sürükler, çığır açar. Turkcell de sektöründe Türkiye’nin lider şirketlerinden birisi. İletişim alanında çığır açtığımıza inanıyorum. Ülkemizde pek çok yeniliği başlattık, ilklere imza attık. Bunların hepsi dev bir ekip çalışmasıyla oldu. Türkiye için çok önemli bir değeri ifade eden Turkcell’de, yetenekli ve özverili çalışanlarla birlikte birçok başarıya imza attığımız için kendimi çok şanslı hissediyorum.

Doğru Stratejiyle Çözüm Getirdik
EA: Covid-19 ile herkes eve kapandı: İşi olanlar, iş arayanlar. Turkcell bir teknoloji şirketi. Yerli mühendislik eseriyle de BİP gibi pek çok önemli buluşu sayesinde birçok sorunu da ortadan kaldıran çözümler getirdi. Hayatımız bundan sonra daha dijital ve daha küçük alanlarda seyredecek. Siz, Turkcell dahil olmak üzere teknoloji şirketlerinin covid19 döneminde verdiği sınavı, bundan sonra artarak sürecek misyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Teknolojinin hayatımızı bundan ilerisinde hangi noktalarda değiştireceğini düşünüyorsunuz?
ME: Covid-19 süreci sadece Türkiye’de değil dünyada da telekom sektörünün ne denli hayati bir sektör olduğunu bir kez daha gösterdi. Biz virüs öncesinde de bugünleri öngörerek iki şeyi hep öncelikli tuttuk. Bunlardan ilki güçlü altyapıyı kurmak. Bugünleri düşünerek dünyanın en güçlü mobil altyapılarından birisini ülkemize kazandırmıştık. Turkcell olarak bugün 1.4Gbps hızları destekleyen bir altyapımız var. Bu güçlü altyapı, öncelikle şirket içerisinde dijitalleşme süreçlerimizi çok öncesinde tamamlamamızı sağladı. Ardından kendimizi dünyanın ilk dijital operatörü olarak tanımlamaya başlamıştık. 2019’da açıkladığımız 3 yıllık stratejik planlarımız kapsamındaki üç odak alanımızı da bu güçlü altyapı sayesinde aynen sürdürüyoruz. Üç odak alanımız arasında yenilikçi uygulamalar içeren dijital servislerimiz, kurumların dijitalleşme yolculuklarına eşlik eden çözümler sunan Dijital İş Servisleri şirketimiz ve temassız ödeme altyapısı sunan tech-fin çözümlerimiz yer alıyor. Hedeflerimizi ne kadar doğru alanlarda belirlediğimizi, pandemi döneminde ve sonrasında ortaya çıkan yeni durum gösterdi. Bu üç alanda ürün ve hizmet geliştirmek için çalışmaya devam edeceğiz.
Yapay Zekâ Dünyası Geliyor
ME: İkinci öncelikli noktamız da Türkiye’nin dijitalleşmesinin önemi idi. Bu dönemde çalışanlar işlerini, öğrenciler eğitimlerini internet üzerinden devam ettirdi. Milyonlarca kişi alışverişini yaptı, fatura ödedi, film izledi, müzik dinledi. Ve hepsi bu dijitalleşme sayesinde büyük sorun yaşanmadan yapıldı. Aynı durum on binlerce işletme için de geçerliydi. Kurumsal şirketlere sunduğumuz teknoloji sayesinde çalışanları evden hizmet verebiliyorlar. Kesintisiz hizmet veren veri merkezlerimiz sayesinde ihtiyaç duydukları bulut, sunucu barındırma, uzaktan sunucu yedekleme gibi çözümlerimize diledikleri an ulaşıp işlerini şartlardan bağımsız olarak sürdürebiliyor. Güvenlikle ilgili ortaya çıkabilecek sorunlara karşı da siber güvenlik operasyon merkezimizle kendilerine kesintisiz hizmet veriyoruz. Eğer biz bu süreçte ayakta kalmasaydık tüm bunlar yapılamayacaktı. Birçok sektör bu sürece hazırlıksız yakalanmasına karşın biz hazırlıksız yakalanmadık. Yakalanma lüksümüz de olmadığı net bir şekilde görüldü. Kesintisiz iletişim için altyapı yatırımlarımıza aralıksız olarak devam ediyoruz. Tabii ki yeni dönemde iş yapış şekilleri de farklılaşacak. Mobil çalışma yaygınlaşacak, pek çok sektörde yapay zeka, robotik süreç otomasyonu, nesnelerin interneti gibi yeni teknolojilerin daha fazla yer alacağını göreceğiz. Üstelik değişimin hızı artacak, 5-10 yıl gibi görece uzun sürelerden daha çabuk gerçekleşecek.”

Teletip Yatırım Alanı Olacak
EA: Covid-19 döneminde bir girişimci olsaydınız, hangi noktaya yatırım yapardınız? Ne tür bir iş olanağını gençlere önerirsiniz?
ME: Bu dönemde öne çıkan birkaç alandan bahsedebiliriz. Uzaktan çalışma, uzaktan eğitim ve teletıp. İlk ikisini yüz milyonlarca kişi dünya çapında birebir tecrübe etti bu son dönemde. Yine pandemi sırasında, anlaşılabilir sebeplerle hastaneler fiziki olarak boştu, koridorlardaki insan sayısı çok düşüktü. Ama tüm vatandaşların sağlık hizmetleri aksamadan sürdü. Bu nasıl oldu? Pek çok doktor görüntülü görüşmelerle hastalarıyla konuştu, teşhis ve tedavi işlemlerini tamamladı. Bu bize gösteriyor ki hastaneye gitmeden de pek çok sağlık hizmeti sunulabiliyor. Biz de hastaneler dahil olmak üzere işletmelerin ve KOBİ’lerin dijital dönüşümünde yanlarında olmayı sürdüreceğiz. Veri merkezlerimiz ve sunduğumuz bulut çözümleri KOBİ’ler için çok kritik önemde. Onlara anahtar teslim, uçtan uca çözümler sunuyoruz.Siber güvenliği de bu eğilimlerin devamında önem kazanacak ve öne çıkacak bir iş alanı olarak görüyorum. Turkcell olarak yıllardır “Türkiye’nin verisi Türkiye’de kalmalı” prensibiyle çalışıyoruz. Bu ısrarımızda ne kadar haklı olduğumuz bu süreçte bir kez daha ortaya çıktı. Uzaktan çalışma ve uzaktan eğitimin en hassas noktalarından biri olarak siber güvenlik hep konuşuldu. Biz Türkiye’nin en büyük veri işletmecisiyiz ve bugüne kadar bu alana 2 milyar TL yatırım yaptık. Uzaktan çalışma döneminde yaklaşık 1.600 kurum, bulut, sunucu barındırma, uzaktan sunucu yedekleme gibi çözümlerimizden faydalanıyor. Ülkemizin verisini yerli ve milli tesislerde en yüksek güvenlik standartlarını sağlayarak koruyoruz. 100’den fazla siber güvenlik uzmanıyla kesintisiz hizmet sunuyoruz. Siber güvenlik operasyon merkezimiz müşterimiz olan şirketlerin altyapılarını 7/24 takip ediyor ve muhtemel saldırılar öncesi önlem alınmasını sağlıyor.
BİP Üzerinden Sosyalleşiyoruz
EA: Teknoloji bir yandan da olumlu ya da olumsuz bağımlılık da yaratıyor. Son dönemde tabi ki yoğun işleriniz daha da arttı ama roman okumaya fırsat bulabiliyor musunuz? Ya da teknoloji şirketi genel müdürü olarak teknoloji dışında hobiler ve ilgi alanları için neler söylersiniz?
ME: Tabii ki teknoloji ve iletişim artık hepimiz için vazgeçilmez ama bilinç çok önemli. Telefonu eline alıp kontrol etme sıklığında dünya ortalaması yedi dakika ve bu süre de istikrarlı biçimde kısalıyor. Sosyalleşirken, arkadaşlarımızda, ailemizde benzer davranışları gözlemliyoruz hepimiz. Araştırmalarda “kesilmesine en fazla tahammül edemediğiniz şey” sorusuna en sık verilen cevap internet oluyor. Elektrik bile ikinci sırada. İnternet hayatımızın bu kadar içinde olunca kullanım oranını doğru dengelemek gerekiyor. Ben tabii tamamen telefonumu kapatamasam da haftanın bir gününü işten tamamen ayrı geçirmeye gayret ediyorum. Haftada üç ya da dört gün bir saat süreyle spor yapıyorum, son dönemde bu online spor halini aldı elbette. Turkcell’den çalışma arkadaşlarım bazı akşamlar BiP’ten görüntülü görüşme ile yarışmalar yapıyor. Bazı akşamlar ben de katılıyorum. Hem eğleniyoruz hem sosyalleşiyoruz. Bununla birlikte bu süreçte aralarında romanın da olduğu çok sayıda kitabı okuma şansım oldu.






