Tinder Çağında Jane Austen’ı Neden Dinlemeliyiz?
15 Ağustos 2017 Bilim Teknoloji Edebiyat

Tinder Çağında Jane Austen’ı Neden Dinlemeliyiz?


Twitter'da Paylaş
0

Austen’ın romanlarını başka bir döneme aitler diye düşünerek göz ardı etmeyin. Karakterlerin âşık olduğu kişiyle evlenmek ve istediğini yaşamak için sistemle “oynamaları” ve yazarın bize verdiği öğütler günümüzde de oldukça işe yarayacak şeyler.

Jane Austen’ın evlilik meselesi üstüne bu kadar çok şey yazması için haklı sebepleri vardı. Bunları kısaca özetlemek gerekirse, on dokuzuncu yüzyılın başlarında evlilik çok önemli bir konuydu. Özellikle bugünle kıyasladığımızda, toplumda bir tabu konumundaydı. Boşanmak neredeyse imkânsızdı. Yani yanlış bir eş seçimi, on yıllar boyunca yaşanacak bir pişmanlığa sebep olabiliyordu.

Bir kadın içinse yanlış bir evlilik teklifini kabul etmek (zaten reddetme pek de sık rastlanan bir cevap değildi) erkeklere oranla daha da yıpratıcı olabiliyordu. Eğer eşleri geçim mücadelesi veren orta sınıftansa kendi ekonomik, toplumsal ve duygusal dürtülerini kısıtlamakta ve eşlerinin durumuna göre yaşamak zorundalardı. Tek başlarına çok az hakka sahiptiler. Evlendiklerinde ise birey değil, başka bir adamın mülkü oluyorlardı. Evlenmezlerse de sonsuza dek erkek akrabalarının boyunduruğu altında yaşıyorlardı.

Kadınların sıkıntı yaşadığı bu gibi konuları bir kenara bırakıp asıl konumuza geçecek olursak, o zamanlarla günümüz arasındaki benzerlikleri görebiliriz. Bu benzerlikler genellikle flörtleşme hakkında. Çağlar geçse de iki insanın flörtündeki kurallar pek de değişmiyor.

Çıkmaz sokak

Austen’ın romanlarındaki kadınların evlilik yaşlarına bir bakalım. Bennet kardeşlerden Lydia, on altı yaşında evleniyor ve yazar bize Bayan Bennet aracılığıyla daha on beşinde bir kadının erkekleri nasıl tuzağa düşürebileceğini anlatıyor. Akıl ve Tutku ve Mansfield Parkı’ndaki kadınlar da onlu yaşlarındayken nişanlanıyor. Gurur ve Önyargı’daki Charlotte Lucas ise daha yirmi yedi yaşındayken çok yaşlı diye anılıyor.

Kadınların cazibesinin belli bir yaştan sonra bittiği düşüncesini değiştirmek zor. Bugün bu “son cazibe yaşları” belki otuz yediye kadar geriledi ama yine de doğurganlık işin içine katılarak belli bir yaşın üstündeki kadınlar “evde kalmış” olarak nitelendirildi. Austen’ın karakterleri Emma Woodhouse ve Marianne Dashwood kendilerinden neredeyse yirmi, otuz yaş büyük adamlarla evlenirken, yazarın sadece tek bir kitabında gelinin damattan yaşlı olduğunu görüyoruz: Charlatte Lucas, Bay Collins’ten büyüktü ama sadece iki yaş kadar.

Flörtleşme oyununun toplumsal bir tarafı da vardı. Örneğin evli olmayan bir çift, yanlarında birinin refakati olmadan yalnız vakit geçiremezdi. Karşı cinsten birine mektup yazmak bile eğer yakında nişan olmayacaksa uygun görülmezdi.

Günümüz sosyal medya, “reality show” çağında ise gizli olarak flörtleşmeyi devam ettirmek daha kolay. Sanal flörtleşme, mal varlığımızı duyurmamız ve ideal eşi bulmamız konusunda bize yardımcı oluyor. Eğer adaydan memnun kalmazsak tek bir hareketle bu işi bitirebiliyoruz: Parmağınızı ekrana dokundurun ve adayı kenara atın.

Bu gibi uygulamalar, günümüzdeki flörtleşmenin Austen’ın tarzına ne kadar benzediğini gösteriyor. Yapılan hesaplamalarla kullanıcıların profillerinin yalnızca kendi “liglerindeki” adaylar, yani onlara uygun olanlar tarafından görülebileceğine dair güvence veriliyor. Eşleştirme yapılırken mali denge artık çok da önemli bir etmen değil ama popülerlik ve çekicilik her şeyi belirleyen özelliklerden.

Geleneksel züppelik de hâlâ devam ediyor. Austen’ın karakterleri kendi hizmetçileri dışında toplumun alt sınıflarından olan insanlarla pek görüşmezdi. 1753 yılının Evlilik Yasası’na göre de birinin kendi sınıfının dışında biriyle evlenmesi yasaktı. Elizabeth Bennet, Darcy’le evlendiğinde bu kuralı yıkıp üst sınıftan biriyle evlendi. Bu da o döneme göre oldukça radikal bir şeydi.

Bugün hepimiz sözde eşitlikçi bir toplumda yaşıyoruz ama aramızda kaç kişi kendi sosyo-ekonomik grubunun dışından biriyle evleniyor? Böyle bir şey yaşansa bile bu çıkmaz bir yola çıkıyor: Bir adam üst sınıftan bir kadınla evlenebilir ama kadın alt sınıftan biriyle evlenmeye pek istekli olmuyor. Tek bir üniversite okuyan kadınların sayısının her geçen gün artması da bu nedene bağlanıyor: Eğitimli kadınların sayısı erkeklerden fazla ve kadınlar eğitim seviyelerini artırırken kendileriyle aynı akademik birikime sahip bir erkek bulmakta zorlanıyor ve dolayısıyla, evlenme şansları azalıyor.

Flört kuralları

Şimdi de bu flörtleşme olayından sıkılmış insanları düşünelim. Günümüzde bekar biri olmak Austen’ın dönemine göre daha mı kolay?

Batı’da bekar bir kadın olma düşüncesi kesinlikle değişti. “Eğer bir kadın kendi ayakları üzerinde durabiliyorsa istediğini yapabilir” düşüncesi toplum tarafından az çok kabullenildi. Fakat çift tiranlığı hâlâ devam etmekte. Toplum bekar bir kadına hâlâ şüpheyle bakıyor, yalnızca bu bakışlarını eskisi gibi göstermiyor. Bekar bir kadınsanız tek başınıza tatile gitmeniz bile sıkıntı yaratıyor.

Kurallar değişse bile oyun hâlâ aynı şekilde oynanıyor. Eğer bu durum sizi üzüyorsa, Austen’ın aşk evliliğini savunduğunu hatırlayın. Aslında tüm kitaplarını yazma motivasyonu da bu. Austen hayranları kendine hep şunu soruyor: “Lizzie Bennet olsa ne yapardı?”

Üstünden yıllar geçmiş bu kitapları okurken şunu hissedin: Rahatlık. Austen’ın yazdıklarından bir aşk hikâyesinden çok daha fazla şey çıkabilir. Size vermek istediği mesajları anlamaya çalışın. Sonuçta diğer tüm sporlar gibi, “koca avcılığı”nın da kendine özgü kuralları var.

Bonus video: Austen’ın kahramanları flört uygulamalarını kullansaydı ne olurdu?

http://www.bbc.com/culture/story/20170810-if-jane-austen-characters-used-dating-apps

Çeviren: Deniz Saldıran

(BBC Culture)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR