Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

18 Mart 2022

Plastik Sanatlar

Turhan Selçuk Anısına

Tufan Erbarıştıran

Paylaş

1

0


W. Shakespeare’in oyunlarında genel olarak adalet kavramı, aşk, riyakârlık, iktidar kavgası, toplumu yönetmek ve sahip olmak iddiası, daha çok kazanmak arzusu gibi konular ustalıkla işlenmiştir. Turhan Selçuk da bunlardan bazılarını karikatürlerinde kullanmıştır. Ancak onun en çok eleştirdiği konu yoksullara yapılan haksızlıklardır. 

Turhan Selçuk, Türk mizahının en önemli isimlerinden biridir. 1969’da Semih Balcıoğlu ve Ferit Öngören ile beraber Karikatürcüler Derneği’ni kurmuşlardır. Sanatçının ilk karikatürleri 1941’de Adana’daki Türk Sözü gazetesi ile İstanbul’da yayımlanan Kırmızı ve Beyaz, Şut spor gibi dergilerinde yayımlanmıştır.

Turhan Selçuk, dönemin önemli dergilerinden olan 1943’te Akbaba’da çalışmaya başlamıştır. Buradaki karikatürleri epeyce ilgi çekmiştir. Akbaba dergisinin muhalif duruşu sayesinde çalışma koşulları bir hayli rahat olmuştur. Bu dergideki çizgileri hem muhalif siyasetçiler hem de iktidar sahipleri tarafından ilgiyle takip ediliyordu. Daha sonra, 1948’de Tasvir Gazetesi’nde karikatürcü ve ressam olarak çalışmıştır. Bir dönem, Refik Halit Karay’ın çıkardığı Aydede’de hem başyazar hem de çizer olarak görev yapmıştır. Yaşamı boyunca birçok gazete ve dergilerde çizgileri yayımlanmıştır. Söz gelimi Yeni İstanbul, Yeni Gazete, Akşam, Milliyet, Cumhuriyet gazetelerinde ve Akis, Yön, Devrim, Toplum gibi dergilerinde de çizgileri yayımlanmıştır. Kardeşi İlhan Selçuk’la birlikte 41 Buçuk (1952), Karikatür (1953) ve Dolmuş (1956) mizah dergilerini çıkarmıştır. Ancak asıl ününü sonradan kazanmıştır.

1957’de Milliyet Gazetesi’nde çizmeye başladığı Abdülcanbaz dizisi ile tüm ülke onu tanımıştır. Abdülcanbaz karakteri ise defalarca tiyatro ve sinemada canlandırılmıştır. Abdülcanbaz karakteri o denli ünlü olmuştur ki 1991’de PTT tarafından bir posta pulu üzerinde resmi çizilmiştir.

Turhan Selçuk’un karikatürleri Türkiye ve Avrupa’da çeşitli müzelerde sergilenmiştir. Birçok karikatürleri ve çizgileri uluslararası üne kavuşmuştur. “Barış ve Kitap” konulu karikatürü ise 1992’de Avrupa Konseyi’nin başlattığı kitap okuma kampanyasının afiş ve logolarında kullanılmıştır.

Turhan Selçuk, en son Cumhuriyet gazetesinde karikatürler çizmekteydi. Onun çizdiği karikatürler yine çok ses getirmekteydi. Bazı karikatürlerine AKP iktidarı tarafından şiddetle karşı çıkılmıştır. Mevcut hükümet karikatürle bile kendisine muhalif olana tahammül edememektedir. Cumhuriyet Gazetesi’ndeki çizgileri nedeniyle defalarca ölüm tehditleri almıştır.

Acıbadem Maslak Hastanesi’nde karın içindeki aort damarının yırtılması nedeniyle ameliyat oldu. Bu ameliyat sonrasında yoğun bakıma kaldırılan Turhan Selçuk, 11 Mart 2010’de İstanbul’da yaşamını yitirdi. Milas Belediyesi tarafından Turhan Selçuk anısına, “Uluslararası Turhan Selçuk Karikatür Yarışması” adı altında her yıl düzenli olarak ödüller verilmektedir.

Türk karikatür tarihinde özel bir yere sehiptir, Turhan Selçuk. Onun karikatürlerinde yer alan mizah teması aynı zamanda bazı toplumsal ve siyasal  olayları da barındırır. Ülkedeki mevcut siyasi rejimlerin yaptığı hataları ve yarattığı yolsuzlukları yansıtmıştır. Ayrıca emekçi kesimin haklarını da dile getiren karikatürler çizmiştir. Bir karikatür sanatçısı olarak ülkesinin yaşadığı sorunları mizah ağırlıklı olarak gündeme taşımıştır. Tüm bunları ise yarattığı bazı karakterlerle anlatmıştır.  

Turhan Selçuk, Abdülcanbaz karakteri üzerinden toplumdaki üçkağıtçılık, dolandırıcılık, yasadışılık gibi olayları yansıtır. Abdülcanbaz görünüm olarak başında her zaman bir fesi olan, ucu yukarıya kalkık ince bıyıkları ve setre pantolonu ile tipik bir Osmanlı beyefendisidir. Abdülcanbaz’ın kafası bedenine göre küçük çizilmiştir. Böylelikle bedenin gücü ve heybeti olanca görkemiyle kendini gösterir. Kafasının bedene oranla küçük çizilmesi sonucunda yüzünde mimikler yer almaz: Korku, sevinç, neşe, gülme, kızgınlık gibi. Karakterin yüzünde sürekli donuk bir ifade olmasında, bıyığın ve burnun yüzünü büyük ölçüde kapatması bunu sağlar. Bu orantısız beden ölçüleri nedeniyle, Abdülcanbaz’ı kararlı, olgun, güçlü ve duygularını kolayca belli etmeyen bir kişilik olarak simgeler. O babacan bir tavırla kötüleri hem korkutur hem de onlardan saygı görür. Her zaman haksızlıklara karşı gelir ve ezilenlere yardım eder. Üstelik vurduğunu deviren bazen de tabancasını kullanan, kötüleri karşısına iyileri ise yanına alan bir halk kahramandır. Bu karakter aracılığıyla hem karikatür sanatına estetiksel bir görünüm kazandırmıştır hem de düşüncelerini dışa vurmuştur.  

Söz konusu tipleme sayesinde birçok gazete okuru toplumda söyleyemediklerini onun sözlerinde karşılığını bulur. Yaşam pahalılığı, yobazlık, emekçilerin hakkını gasp eden iş adamları, rüşvet yiyen bürokratlar, siyasilerin aymazlığı gibi daha birçok konuda düşüncelerini bu karakterle özdeşleştirir. Abdülcanbaz her zaman iyilere ve düşkünlere yardım eden bir karakterdir. Ancak tüm bunları yaparken hiçbir zaman aşırılığa kaçmaz, abartı yapmaz, kötü söz söylemez, hakkını arayanlara doğru yolu gösterir. Onun sözleri, davranışları tamamen kaba kuvvetten arındırılmıştır. Bu sert görünümlü karakterin aslında yumuşak bir kalbi vardır. Sadece kötü olanlara ve hak yiyenlere karşı acımasızdır. Onun bedensel ölçüleri Abdülcanbaz’ın kararlı, atletik, güvenilir, duygularını belli etmeyen yanını, baba kimliğini yansıtmıştır.

Sosyal ve siyasal düzenin bozulmasına karşı çıkar ve emekçi kesimi şiddetle savunur. Bunu biraz abartarak Robin Hood gibidir diyebiliriz…

Abdülcanbaz gibi olmak isteyen çocukların düşlerini süslemektedir. Toplumda hırsızlara, katillere, yolsuzluk yapanlara, kaçakçılara ve utanmaz kişilere karşı sürekli bir savaş verir. Halkın kahramanı olarak her şeyini bu yolda kullanır. Bazen öylesine olur ki olaylar Osmanlı döneminde, Cumhuriyet döneminde ve uzayda bile geçebilir. Okurların hayal gücünü zorlayan olaylar dizgesi söz konusudur. Aslında adaletin önemi vurgulanmaktadır. Evrende bile iyi-kötü, doğru-yanlış, güzel-çirkin kavramları olduğunu sezdirilir. İnsanın olduğu her yerde bu tür kavramların önemi büyüktür ve önemle korunmalıdır. Turhan Selçuk, çizdiği karikatürlerde insanın eksik ve düzgün yönlerini öne çıkarmaktadır. Ancak okurlarını eğitmek, doğru yolu sadece kendisinin bildiği gibi bir iddiada bulunmaz. Karikatürlerinde genel doğruların ve adaletli olmanın önemini öne çıkarır. Bu arada unutmadan imleyelim ki bu karikatürlerin çizildiği dönemde üç kez askeri darbe (1960, 1971, 1980) olmuştur. Turhan Selçuk da bu darbelerin yarattığı sorunları karikatürlerinde çokça değerlendirmiştir.   

Turhan Selçuk ilk karikatürlerinde genellikle yuvarlak çizgiler çiziyordu. 1950’li yıllardan itibaren bu yuvarlak ve dairesel çizgilerini değiştirmiştir. Abdülcanbaz karakteri ile birlikte çizgileri köşeleşmiştir. Peşi sıra çizgileri köşeleşmeyle ve belirgin bir biçimde yuvarlak çizgiler de yeniden belirmiştir. Her iki geometrik düzeni uyumlu bir biçimde çizmiştir. Ancak çizdiği karikatürlerde yaşamı boyunca sadelikten hiç ayrılmamıştır. Her zaman yalın ve kolay anlaşılır olmasına özen göstermiştir. Genellikle baloncuk diye tabir edilen boşluklara söz koymazdı karikatürlerinde. Bant karikatürlerde ise sözcük koyduğunu biliyoruz. Son dönemde bundan da vazgeçmiştir. Karikatüre bakan kişinin kültürel yapısı, yaptığı yorum ile belirginleşir ve sonuca ulaşırdı. Karikatürlerinde çok karmaşık ya da çok sayıda çizgi kullanmazdı. Genellikle çizgilerin yalınlığı ve karakterlerin iletileri ile yetinirdi.

Turhan Selçuk, yazısız çizdiği karikatürlerinde doğal olarak çizginin gücüne yaslanıyor ve böylelikle işin sanatsal yönünün daha da öne çıkmasını sağlıyordu. Günlük konulara değinmekle birlikte genel anlamda insanlığın temel sorunlarına dikkat çekiyordu. Bu anlamda çizdiği karikatürlerde mizah ve insanlık sorunları yan yana yer alıyordu. Karikatürlerindeki olaylar ve yansıtmalar karakterlerin kendi zamanlarının dışına taşıyordu. Yani bir olayı üzerinden epeyce zaman geçtikten sonra bile unutamazdınız. Söz gelimi yalan söylemek, hırsızlık, dolandırıcılık, emek düşmanlığı, cinsellik, din ve siyaset, savaş ve barış, kaba kuvvet, cinayet gibi konular her zaman karşımızdadır. Aslında üzerinden yüzyıllar geçmesine karşın, William Shakespeare’in yazdığı tiyatro oyunlarının eskimemesinin nedeni de budur. W. Shakespeare’in oyunlarında genel olarak adalet kavramı, aşk, riyakârlık, iktidar kavgası, toplumu yönetmek ve sahip olmak iddiası, daha çok kazanmak arzusu gibi konular ustalıkla işlenmiştir. Turhan Selçuk da bunlardan bazılarını karikatürlerinde kullanmıştır. Ancak onun en çok eleştirdiği konu yoksullara yapılan haksızlıklardır. 

Turhan Selçuk karikatür estetiğine bir yenilik getirmiştir. Özellikle yarattığı Abdülcanbaz karakterini çizerken grafik çizimin temel öğelerini ustaca kullanmıştır. Böylelikle estetiksel bir doku ortaya çıkmıştır. Karikatürde çizgi en yoğun kullanılan bir öğedir. Görünümdeki nesnelerin biçimleri, bunların siyah, beyaz, gri tonlarla desteklenmesi sayesinde, resimde belli bir derinlik oluşur. Böylelikle bakan kişinin derinlik algısı belirginleşir. Karikatürün temasını daha kolay sezinleyebilir ve çözümleyebilir.

Sanatın her alanında hatta edebiyat ve şiirde bile yazarın/sanatçının/şairin kendine özgü bir dil kurma özelliği/özgünlüğü vardır. Yarattığı bu dil sayesinde yapıtları ile diğerleri arasında belirgin bir farklılık olacaktır. Karikatürde ise bu anlayış daha da kendini öne çıkartır. Turhan Selçuk bu anlamda dilsel serüveninde başarılı bir sanatçıdır.

Turhan Selçuk çizmeye başlamadan önce kafasında bir düşünce oluşturur. Bu düşünce, çizgiden önce belirlenmiştir. Kendisi konudan emin olduğunda ise çizginin genel yapısını belirler. Onun karikatürlerinde ilişkiler ve durumlar önemlidir. Nesnelerin, insanların, olayların, iletişimin yansımaları ile konu kendini geriye çeker ve okurun görmesini/anlamasını ister. Sanatçının sadece güncel değil, siyasi amaca yönelik karikatürlerinde de benzer bir çizim tekniği izlediğini söyleyebiliriz. Onun tiplemelerinde ortalama diyebileceğimiz insanların bedensel görünümleri karakterlerin birbirlerine benzemesini sağlar. Ancak bunu çizerken salt bir insan öznesi üzerinden değil, insanlık halleri ile ilişkilendirmeye çalışır.  

Yaşar Kemal onun hakkında şunları söylemiştir:

“Turhan Selçuk, bir edebiyat adamıdır. Bir şair, bir romancı, bir hikâyecidir. Bu söylediklerimi şaşırtmak için söylemiyorum. Turhan Selçuk gerçeği budur da onun için söylüyorum. Bunları gene söylerken de karikatür sanatını hiç de küçük görmüyorum, söylediklerim bu düşüncenin tam karşıtıdır. İnsan karikatürde de bir Çehov, bir Sait Faik, bir Mansfield olabilir. Karikatürün olanaklarını destan olanaklarına ulaştırabilir. Bence Turhan’ın vardığı yer, karikatürü ulaştırdığı boyut, burasıdır.” 

Turhan Selçuk, tüm yaşamı boyunca laiklik ve demokrasi ikilisinden asla vazgeçmemiştir. Bunu onun çalışmalarında rahatlıkla görebiliriz. Irkçılık ile dinciliği her zaman yan yana getirmiştir. Her ikisi üzerinden muhalif duruşunun sergilemiştir. Türk karikatür tarihinde özgün bir yeri olan Turhan Selçuk, bu konulara dikkat çekmek için birçok karikatür çizmiştir. Turhan Selçuk, ülkemizin demokrasiye ve laikliğe inanan, çağdaş bir hukuk düzeni içinde kalmasına yönelik yaptığı çalışmalar her zaman anılmaktadır. Aslında her sanat dalında olduğu gibi, karikatür sanatı da (Avrupa’da) muhalif bir düşünceden çıkmıştır. Karikatür sözcüğü de aslını bozmak, çarpıtmak anlamını çağrıştırır. Yani mizah yoluyla muhalif olmaktır. Günümüzde mizah yoluyla muhalif olanların başlarına neler geldiğini hepimiz biliyoruz. Her şeye rağmen, karikatür sanatı eğilmeden bükülmeden yoluna devam etmektedir. Nice Turhan Selçuk’lar çıkacağı inancındayız…                                                                                                                                                                                                                                                          

 

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

En güzel aşk romanları...Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Christine Estima

20 Eylül 2025

Kafka’nın İlk Çevirmeni: Milena Jesenská

“Henüz var olmayan bir şeyi, ancak ona tutkuyla inanırsak yaratabiliriz."1920’li yılların Viyana’sı günümüzün kozmopolit Viyana’sı gibi değildi. I. Dünya Savaşı sona ermiş, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu çökmüş,  bu acımasız savaşın yarım bıraktığı işi 191..

Devamı..

Sapanca’da Doğa Yürüyüşü Yapılabilecek..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024