Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

25 Temmuz 2023

Doğa

Uluslararası Doğa Hakları Mahkemesi ve Bolivya TIPNIS Davası

Fulya Kılınçarslan

Paylaş

0

0


“Hükümet bizlerin yaşam alanı olan bu araziyi parçaladığı gün, ormanlarımız da yok olmaya başlayacak. Peki kim acı çekecek? Burada biz yaşıyoruz. Ormanlarımız yok olacak, hayvanlar ölecek ve sonra biz de öleceğiz.”

Uluslararası Doğa Hakları Mahkemesi 2014 yılında, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nden esinlenerek kuruldu. Arka planında Doğa Hakları Avukatları ve Küresel Doğa Hakları İttifakı gibi sivil toplum kuruluşlarının yer aldığı mahkemenin asli maksadı tıpkı insan hakları ihlallerinde olduğu gibi doğa haklarının ihlalini de meşru bir zemine oturtabilmek. Ekoloji, siyaset bilimi, hukuk gibi alanlarda multidisipliner çalışmalarıyla tanınan akademisyenler Craig M. Kaufmann ve Pamela L. Martin, mahkemenin öncelikli hedefinin sermaye gruplarıyla yakın ilişkide olan siyasal mekanizmalar üzerinde toplumsal baskı oluşturmak ve bu sayede   uluslararası doğa hukukunun geliştirilmesini sağlamak olduğunu belirtiyor.

Mahkeme aynı zamanda yeryüzünün dört bir yanından gelen insanların doğa adına söz sahibi olabileceği bir forum niteliğinde. Duruşmalar, hükümetlerin ve hükümetleri fonlayan sermaye şirketlerinin yeryüzünde yol açtığı tahribata karşı birer protesto eylemi olmanın yanı sıra, yerel halkların toprak, su ve kültüre ilişkin endişelerini dile getirdiği ve böylece yerel olanın küresel çapta bilinir kılındığı kamusal bir alan.

Uluslararası Doğa Hakları Mahkemesi kurulduğu tarihten bu yana beş kez toplandı:

Ocak 2014, Quito – Ekvador, Dr. Vandana Shiva yönetiminde.

Aralık 2014, Lima – Peru, Alberto Acosta yönetiminde.

Aralık 2015, Paris – Fransa, COP21 esnasında Cormac Cullinan yönetiminde.

Kasım 2017, Bonn – Almanya, COP23 esnasında Tom Goldtooth yönetiminde.

Kasım 2021, Glasgow – İskoçya, COP26 esnasında Leonardo Boff yönetiminde.

oggito

Mahkemede alınan kararlar bağlayıcı değil ancak uygulanmaları bakımından sahadaki sonuçları ciddi bir biçimde etkiliyor. Mesela Almanya’nın Bonn kentinde düzenlenen dördüncü toplantıda heyet, Bolivya’daki milli parklardan birinden ve akabinde yerli hakların yaşadığı kesimden geçirilmesi planlanan bir otoyolun konu edildiği davayı dinledi. TIPNIS Davası olarak bilinen bu davanın geçmişi epey eskiye dayanıyor.

Amazon Ormanları’nın ortasındaki bu bölgede yaşayan ve bölgeyi ormansızlaştıracak olan otoyol projesine karşı olan yerel halk, 2011 yılında direnişe geçerek La Paz’a kadar yürüdü. Çıkan çatışmalar, kolluk güçlerinin aşırı sert müdahalesi sonunda yüzden fazla kişinin yaralanmasıyla sonuçlandıysa da halkın direnişi sayesinde hükümet, bölgeyi “birinci derece koruma altındaki rezerv alan” olarak kabul etmek zorunda kaldı.

Ancak devlet başkanı Evo Morales, 2017 yılında, milli parktan geçmesi planlanan 300 kilometrelik bir yolun inşa edilmesine imkân tanıyan yasal düzenlemeyi imzaladı ve böylece 2011 yılında edinilmiş olan bütün kazanımlar kaybedildi. Evo Morales yaptığı açıklamalarda bölgede gerçek bir halk direnişinin olmadığını, görünüşte yaşananlarınsa Bolivya’nın milli bağımsızlığını hedef alan bir dizi operasyon olduğunu ve Batı tarafından tetiklenen bu sömürgeci çevrecilik anlayışına aman vermeyeceklerini söyledi.

2017 yılında bölgede yapılan eylemler bölge valilerinin ve kolluk kuvvetlerinin müdahalesine sahne olurken bu eylemler dolayısıyla söz alan eski Birleşmiş Milletler elçisi Pablo Solón, meselenin basit bir otoyol inşaatının çok ötesi olduğunu belirtti. “Burada tek sorun Bolivya Hükümeti değil. Küresel kakao üreticileri ve kokain üretimiyle ticaretinden gelir sağlayan pek çok hükümet de işin içinde.”

Civardaki ufak kakao üreticilerinden Teco’nun yaptığı açıklamaysa şöyle: “Hükümet bizlerin yaşam alanı olan bu araziyi parçaladığı gün, ormanlarımız da yok olmaya başlayacak. Peki kim acı çekecek? Burada biz yaşıyoruz. Ormanlarımız yok olacak, hayvanlar ölecek ve sonra biz de öleceğiz.”

Bolivya iktidarının en büyük dayanağıysa bölgede yaşayan toplulukların böyle büyük bir çaplı bir otobana ihtiyaç duyduğuna dair yapılan araştırma sonuçları. Ama Teco, durumun iç yüzünü şu sözlerle aktardı: “İnsanları ikna etmek için onlara cep telefonu dağıttılar, evlerine ocak ya da televizyon getirdiler. Bunlarla da sınırlı değil, irili ufaklı hibeler, motorlar, araçlar. Ve insanlar, Evet, dedi, gerçekte o yola ihtiyacımız var. Oysa her şey şaibeliydi çünkü hükümet, aslında hiçbirimizin ihtiyaç duymadığı bir şeyi dağıttığı ürünlerle ihtiyaç haline getirdi.”

Solón’a göre bu otobanın yapılıp yapılmaması Bolivya için bir dönüm noktasıydı çünkü hükümet, yerel topluluklara dikte etmeye çalıştığı (görünüşte yasal) bir kalkınma modelini hayata geçirebilmek için bariz bir güç gösterisi sergiliyordu.

Mesele aynı yıl Uluslararası Doğa Hakları Mahkemesi’nin önüne geldi. Taraflar bir hayli dikkat çekici olduğundan uluslararası basın meseleyi uzun bir süre gündemde tuttu ve bunun sonucu olarak Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales, söz konusu projenin geçici olarak durdurulduğunu açıkladı. Hemen akabinde mahkeme, Küresel Doğa Hakları İttifakı’ndan uzmanların yer aldığı bir komisyonu söz konusu bölgedeki koşulları yerinde incelemek üzere görevlendirdi. Komisyon, Toprak Hakları Evrensel Beyannamesi ve Doğa Haklarına ilişkin sair yasal belge çerçevesinde ilgili otoyol projesinin oluşturacağı tahribat hakkında bir rapor hazırladı ve sundu. Mahkemenin 2019 yılı Mayıs ayında taraflara tebliğ etmiş olduğu otuz sayfalık nihai kararın en göze çarpan bölümüyse şu:

“77. ve 81. Paragraflarda belirtildiği üzere Mahkeme; Bolivya Devleti’nin, yerel halkların Bolivya Devleti Anayasası, Birleşmiş Milletler Yerel Halklar Hakları Bildirgesi ve ILO 169 tarafından korunmakta olan kolektif ve bireysel haklarını, 300 Sayılı Doğa Hakları Yasası’nın 9. Maddesi kapsamında açıkça ihlal etmiştir.”

oggito

Kararın devamında komisyon raporuna atıfta bulunularak hazırlanan ve Bolivya Devleti’nin söz konusu bölgeye vermiş olduğu zararın bütünüyle ve derhal telafisini öngören bir dizi tedbir yer aldı. Aynı yıl Ekim ayında, yani söz konusu kararın tebliğinden dört ay sonra Bolivya seçimleri yapıldı. Antiemperyalist olarak bilinen ancak yerel halkın kokain ticaretinin başlıca figürlerinden biri olduğunu söylediği Morales, seçimlerde %46 oy oranıyla en çok oy alan aday oldu.  %54’lük muhalefete rağmen Bolivya (Morales ile en yakın aday arasındaki fark %10’u aşmadığı için) seçimlerde ikinci tura gitmedi. Morales’in %10’luk farkla önde olduğunun açıklanması ülkede ciddi tartışmalara yol açtı. Nitekim aynı dönemde bağımsız Rus yayın organı Proekt, Rusya’daki devlete bağlı şirketlerden birinin 2019 yılının ortalarından itibaren Bolivya’ya çok sayıda uzman gönderdiğini ve bu uzmanların da seçimleri manipüle etmek üzere sistemlere müdahale ettiğini yazdı. 9 Kasım 2019 tarihinde Amerikan Devletleri Örgütü seçimlerde manipülasyon yapıldığını açıkladı. Her ne kadar Morales 10 Kasım günü yaptığı açıklamada seçimlerin yenileneceğini belirtse de, birkaç saat sonra ordunun ve kolluk güçlerinin desteğini kaybettiğini açıklayarak istifa etti. 12 Kasım 2019 tarihinde önce Meksika’ya geçti, fakat Interpol tarafından arama kararı çıkarılınca Küba’ya kaçtı.

Evo Morales’in gidişiyle birlikte ülkedeki ormanların kurtulduğu söylenir. Bahsi geçen otoyol projesi hayata geçirilmezken 2021 yılındaki yerel seçimlerde sandıktan başarıyla çıkan bölge valisi Alejandro Unzueta, o civarda yerel halkın hayatını kolaylaştırmak için yapılacak herhangi bir yolun kesinlikle TIPNIS bölgesinden geçmeyeceğini belirtti. Bu arada ülkeye dönen eski devlet başkanı Evo Morales, projenin yeniden aktif hale getirilmesi için çağrıda bulundu. Bunun üzerine vali Unzueta konuyu tekrar tartışmaya açarak ormansızlaştırma olmaksızın ekolojik bir inşaatın mümkün olduğunu belirtti ancak bu önerisi, Isiboro Sécure ve TIPNIS Bölgesi belediye başkanları tarafından reddedildi.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Yaratım Bir Delilik, Delilik Bir Sana..Kardelen Ayhan
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

P. D. &. L. Moon

6 Ekim 2025

Mega Influencerların Yükselişi

Mega influencerlar halkın hayal gücüne yön verir. Ve gerçeklerden çok anlatıların önem kazandığı bir dünyada savaşlar hayal gücünde kazanılır, hayal gücünde kaybedilir.Epistemolojik bir krizin son safhalarındayız. Yapay zekâyla donanmış çağımızda hakikat fikri -ne olduğ..

Devamı..

Kapitalist Kişisel Dönüşümün Olmazsa O..

Fabien Trécourt

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024