Ödülde aksama yaşanması için genellikle bir dünya savaşı gerekir.
İsveç Akademisi 2018 yılında herkesi şaşırtan bir açıklama yaptı ve o yıl için edebiyat dalında ödül verilmeyeceğini ancak bir sonraki yıl biri 2018 öteki 2019 yılı için olmak üzere iki kişinin belirleneceğini söyledi. Aslında akademi ilk kez böyle bir karar vermiyordu. Ödül önceki tarihlerde farklı sebeplerle de olsa yedi kez verilmemiş ve sonuncusu 1949 yılında olmak üzere beş kez bir sonraki yıla erteleme kararı alınmıştı.
Ancak 2018 yılındaki durumun sebebi ne savaştı ne de savaş benzeri bir meselenin varlığı. Hatta sebep, üyelerin tek bir adayda mutabık kalamaması bile değildi. Akademi üyelerinden birinin kocası hakkında çıkan cinsel taciz iddiaları bazı üyelerin istifasına neden oldu ve akademi, kriz çözümlenemeyince çareyi ödül vermemekte buldu.
Akademi’nin belirttiğine göre on sekiz üyeden sekizi çekilince çalışmalar kayda değer bir biçimde aksamış ve Nobel Edebiyat Ödülü için aday gösterilen farklı isimlerin değerlendirilmesi zorlaşmıştı. Üstelik iddialar, suçlamalar ve skandallarla geçen birkaç ayın ardından itibarın yeniden tesis edilmesi şarttı.
Çalkantılı bir tarih
Yıllardır edebiyat alanından verilen ödüllerin listesine baktığımızda listede Sully Prudhomme’dan Kazuo Ishiguro’ya kadar pek çok ismin bulunduğunu ve listenin dünyaca tanınan isimlerle şu an akademisyenlerce bile güç anımsanan isimlerin bir karışımı olduğunu görürüz. Mesela 1952 yılında ödülü alan Fransız yazar François Mauriac, muhtemelen şimdilerde pek bilinmeyen isimlerden biri. Edebiyat becerilerinden ziyade düşünce ve kültür alanı yapmış oldukları katkılardan ötürü ödüle layık görülen Bertrand Russell (1950), Winston Churchill (1953) ve Jean-Paul Sartre (1964 – ödülü reddetti) ise bütün dünyanın tanıdığı isimler.
Ödül, 1914 yılında Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte geri çekilirken ertesi yıl da erteleme kararı alındı ve 1916 yılında Fransız yazar Romain Rolland’a verildi. Aynı durum 1918 yılında da yaşandı. 1919 yılının ödülüyse bir yıl ertelendi ve ödülü alan İsviçreli yazar Carl Spitteler oldu. Ödülü, Avrupa’nın oldukça karışık olduğu bir dönemde savaş süresince tarafsızlığını koruyan İsviçre’den bir yazara vermek, muhtemelen Akademi’ye güvenli bir seçim gibi görünmüştü.
1935 yılında ödül hiç verilmeyip 1936 yılına ertelendi çünkü komite, o yılki adaylardan birinin bile Alfred Nobel’in vasiyetinde belirtmiş olduğu kriterleri karşılamadığı fikrindeydi. 1936 yılında ödül Eugene O’Neill’a verildi. İkinci Dünya Savaşı başlayınca ödüller bir kez daha aksadı ve 1940 ile 1943 yılları arasında hiçbir ödül verilmedi. 1944 yılına gelindiğindeyse Danimarkalı yazar Johannes Jensen’in layık görüldüğü ödül, savaş sona erdikten sonra verilmek üzere ertelendi. Bir başka ertelemeyse 1949 yılında yaşandı. On iki aylık ertelemenin ardından 1949’un ödülü, 1950 yılında William Faulkner’a verildi. O zamandan beri ödüllerde bir aksama yaşanmamıştı ama bu durum 2018 yılında değişti.
Belirsiz bir gelecek
2018 yılında olan olaylar ve ödülün ertelenmesi pek çok yorumcuyu şaşırtırken Akademi’nin yaşadığı büyük prestij kaybı düşünüldüğünde bu durum, reform gereksinimi olarak da görülebilir.
Nitekim ödüle aday gösterilen yazarların listesi yıldan yıla pek değişiklik arz etmez ve dolayısıyla komitedeki dört üye (normal şartlar altında beş üye olur ancak üyelerden biri ayrılan sekiz kişinin içindeydi) hâlihazırda bu yazarlar hakkında bir şeyler biliyor olmalıydılar. O halde kazanan adayı belirlemek için pekâlâ kısa liste için yapılan çalışmalara başvurulabilirdi. Ama öyle olmadı. Ve bu da, Akademi’nin geride kalan on üyesinin kurumlarını alt üst eden karmaşayı ne denli ciddiye aldığını gösteren bir işaret olarak okunabilir.
Çeviren: Fulya Kılınçarslan
Thomas Kaiserfeld Professor at Division of History of Ideas and Sciences, Lund University






