Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

23 Mayıs 2022

Kitap

Vincent’in İç Dünyası

Mehmet Hanifi

Paylaş

2

1


Bir sanatçı bir şeye gönül verdiyse, sonuna kadar kararlılıkla peşinden gitmesini bilmelidir ve hiçbir zorluk onu yolundan çevirmemelidir, bir tek sanatını düşünmelidir. Aç kalmalıdır ama resim yapmaktan geri durmamalıdır, bahanelerin arkasına sığınmamalıdır.

Theo gibi bir kardeşiniz varsa, sırtınız yere gelmez demiyorum ama sanatınıza kendinizi tutkuyla adadıysanız ve resim çizmek dışında aklınıza bir şey gelmiyorsa, geçinmek için tek geliriniz kardeşinizse şanslı sayılırsınız. Ya böyle bir kardeşiniz yoksa baştan kaybettiğinizi söylemek yersiz olmayacaktır sanırım, tutkunuz işe yaramayabilir o zaman. 

Her koşul altında maddi ve manevi desteğini çıkarsız sunuyorsa, sizi anlıyordur kardeşiniz, tutkunuza bir anlam veriyordur, içinizdeki parıltıyı görüyorsa uğraşınıza sonsuz saygı duyuyordur. Kaldı ki kendisi de resme ilgi duyuyorsa, hatta eli kalem ve fırça tutuyorsa bir kez daha şanslı olduğunuzu rahatlıkla belirtebiliriz. Kalpleriniz resim için atar, resmin içinden anlam bulmaya başlar hayat.

Theo bir kardeş değildir sadece, dosttur, arkadaştır, sevgilidir aynı zamanda. Mektuplarına bu cümleyle başlar Vincent van Gogh. Ona iç dünyasının bütün kapılarını sonuna dek açık bırakıp güven duygusunu yansıtmaktan bir kez olsun geri durmaz. Yaralarını, acılarını, sancılarını, çırpınışlarını ona apaçık sergilemekten kuşku duymaz her defasında. Kardeş dediğin, koşulsuz şartsız kabul etmek ve bağrına basmak değil midir, ona arka çıkmak, destek sunmak ve büyütmek tutkusunu aynı zamanda.

İki kardeş arasında on yedi yıl boyunca süre giden mektuplaşmada bir kez anlaşmazlığa düştüklerini ve tartıştıklarını anlarız, o da tatlıya bağlanır. Theo, Vincent’e desteğini bir kez olsun aksatmaz ve şefkatini gösterir.

Vincent’ı bu yolla hayata bağlayabileceğini ve hayatta tutabileceğini düşünüyor olabilir miydi Theo? Neden olmasın o da bilmiyor muydu, görmüyor muydu Vincent’in garipliklerini?

Theo’ya Mektuplar, başarılı bir roman gibi de okunabilir. Baştan sona dokunaklı ve incelikli bir otuz sekiz yıllık ömrün uzun ve ayrıntılı sayfaları yan yana gelir ve kendine bir dünya kurar. Mektuplarla Vincent’in dünyasına yolculuğa başlar okur. Bin sekiz yüz yetmiş üçten başlayarak bin sekiz yüz doksana kadar Vincent van Gogh tarafından kardeşi Theo’ya yazılan mektuplar, sanatçının iç dünyasını bütün çıplaklığıyla gözler önüne serer. Theo’nun mektuplarına yer verilmez kitapta ama yazışmanın karşılıklı olduğunu öğreniriz metinlerde, mektuplaşma karşılıklıdır. Theo kardeşine sadık kalmış, bütün mektuplarını saklamıştır. Bu dünyayı kurarken, bir romancı titizliği ve yeteneğiyle duyarlılıklarını, sanat birikimini dile getirir, değerlendirir, tartıştırır, karşılaştırır, olması gerekeni ortaya koyar. Dönemin sanat üretimlerini ve akımlarını değerlendirecek, çağdaşlarına kafa tutacak kadar birikime ve özgüvene sahiptir Vincent.

İyi bir okurdur, romanları değerlendirmekten ve roman karakterlerine atıfta bulunmaktan geri durmaz. Bir ressamın iyi bir edebiyat okuru olması gerektiğine inanır. Bir edebiyatçı kadar iyi ifade eder ve ortaya koyar duygu ve düşüncelerini. Yaratımını ne tür koşullarda ve şartlarda ortaya çıkardığını gösterdiğinde, otuzlu yaşlarındaki bu adamın kırılgan hayatı, kalbi sanat ve edebiyat için atanlara bir ders niteliğindendir adeta.

Bir defasında, parası kalmadığında dört beş gün oruç tutmayı düşünmektedir, yine de sanatından kopmamıştır, resim yapmayı sürdürmüştür.

Bir keresinde Theo ona resim malzemesi gönderdiğinde ücretini ödeyemediği için Vincent teslimatı postacıdan alamamıştır. Kaldı ki o günlerde ev sahibinin ikram ettiği kahveyle ve ekmekle karnını doyurmaktadır sadece, zor günler onu beklemektedir. Yağlı boya kullanmak yerine eskizler yapmaktadır, bütçesi buna el verir ancak.  

Sokakta dilenen hamile kadını evine alır, ona modellik teklif eder, kadına ve doğan çocuğuna bakar dar boğazlığına rağmen. Sanatçı duyarlılığı ve merhameti peşini bırakmaz.

Bir keresinde de dostu ressam Paul Gauguin’in ricası üzerine Theo’yla yazışır, yaşadığı geçim sıkıntısı için ondan maddi yardım talep eder. Aynı evde kalmaya başlar ama iki ressam arasında baş gösteren anlaşmazlıklar yollarının ayrılmasına neden olur. Böyle bir tartışmadan sonra Vincent kulağının bir parçasını keser ve genelevde çalışan Rachel isminde bir kadına hediye eder.

Ondaki tutku bir enerjidir, onu ateşleyen yaşama gerekçesidir. Bir sanatçı bir şeye gönül verdiyse, sonuna kadar kararlılıkla peşinden gitmesini bilmelidir ve hiçbir zorluk onu yolundan çevirmemelidir, bir tek sanatını düşünmelidir. Aç kalmalıdır ama resim yapmaktan geri durmamalıdır, bahanelerin arkasına sığınmamalıdır. Yaratımı dışında aklına bir şey getirmemelidir sanatçı, gerçek sevgiyi sanatta aramalıdır.

Ona göre sanatı görünür kılan yetenek değildir, o yeteneğin parlatılmasıdır, kişinin ortaya koyduğu çabadır.

Vincent ilhamını doğada arar ve doğada bulur. Doğanın bin bir renginden esin kaynağı olarak yararlanır. Işığın peşine düşer. Doğadaki renkleri alımlar, dönüştürür, resme bambaşka renkler olarak aktarır, kendine renkler yaratır. Doğasız bir yaşamı aklına getirmez, kalabalıktan uzak durmaya çalışır, doğanın kollarına bırakır kendini. Böyle bir sanat kalır geleceğe. Bir kadının aşkının eksikliğini bazen içinde duyumsasa da kapılarını kapatır tümden. Gerçek yaşam, sanatının gerisinde durur.

Sanat sevgisidir, tek gerçek sevgidir ve her şeyin yerini tutar.

Sürekli hareket halindedir, bir şehre bağlı kalmaz, yer değiştirir. Yaşadığı yerlerde önyargılar peşini bırakmaz, kovulur adeta. Resmi yaşadığı dönemde anlaşılmaz, karşılığını, hak ettiği değeri bulamaz. Van Gogh’un yaşarken bir tek resminin Theo tarafından satıldığını söylersek, yaşadığı dönemin ona iyi davrandığını dillendirmek saf dillik olur. Gerçek değeri ölümünden sonra anlaşılmıştır ve günümüze kadar varlığını sürdürmüştür. Van Gogh gelecekte mühürlenmişti.

İçine düştüğü ruhsal bunalım sonucunda tedavisi sürecinde resimden uzaklaşır, inişli çıkışlı hayatıyla eski günlerine dönemediğinden buhranlı geçer son zamanları ve kardeşi Theo’nun evinde son nefesini verir. 

Çeşitli hayat dersleriyle okuruna ibretlik bir panorama sunan Theo’ya Mektuplar’ı sanat ve edebiyat tutkunu her insan okumalıdır ve kendine başucu kitabı yapmalıdır. Yirmi ikinci baskısıyla dolaşımda olan kitabı hatırlatmada bulunduğum için sanırım abartıya kaçmamış olurum.

Van Gogh sanatı kadar, otuz sekiz yıllık dokunaklı, trajik ve yürek burkan hayat hikâyesiyle de günümüze kadar akıllarda iz bırakmıştır.

Kitabı bu kısa yazıyla ele alırken, Pınar Kür’ün özenli ve titiz bu usta işi çevirisini de göz ardı etmemiz gerektiğini düşünüyorum.

 

YORUMLAR

Medine Genç

Kitaba ilgi duymamı sağladınız ..en kısa zamanda edineceğim kitabı .teşekkürler

23 Mayıs 2022

Öne Çıkanlar

Simone de Beauvoir: Neden Feministim? ..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Erhan Sunar

19 Mayıs 2025

E. M. Forster’ı Okumak

Yazıldıkları zaman aralığı itibariyle de, Forster’ın kitapları geniş klasikler çağından hem bir kopuştur hem de kısmen o dönemlerden esinler barındırır.Edebiyata umutsuzlukla ve sevgiyle bağlı okur için, E. M. Forster’ın romanları, öyküleri çok şey ifade eder. Yorucu, bir şey v..

Devamı..

Yürünecek Bir Yol Vardır Her Zaman

Josef Kılçıksız

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024