Çamura Batmış Hayatlar
4 Mart 2018 Kültür Sanat Sinema

Çamura Batmış Hayatlar


Twitter'da Paylaş
0

Dört dalda (En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu, En İyi Uyarlama Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni ve En İyi Özgün Şarkı) Oscar’a aday olan Savaştan Sonra, İkinci Dünya Savaşı dönemi Mississippi’de yolları kesişen beyaz ve siyahi iki ailenin öyküleri üzerinden ‘ırkçılık’ denen illete göz atıyor.
Uğur Vardan
1936 Berlin Olimpiyat Oyunları’na damgasını vuran atletti Jesse Owens... Sadece dereceleriyle değil, gövde gösterisine soyunacağını sanan Faşist’Adolf Hitler’e Olimpiyat Stadı’nda tattırdığı yenilgilerle de tarihe geçmişti. Lakin göğsünde dört altınla eve döndüğünde ırkçılığın daha büyük boyutlarıyla karşılaşacak; Başkan Roosevelt onu arayıp tebrik etme zahmetinde bulunmayacak, çağrıldığı her davette beyazlar ön kapıdan girerken o yine siyahlara biçilen makûs talihin izlerini sürerek arka kapıdan girmek zorunda kalacaktı. Bu haftanın yenilerinden Savaştan Sonra’nın (Mudbound) ana karakterlerinden Ronsel Jackson’ın yaşadıkları da Owens’tan çok farklı değil. İkinci Dünya Savaşı’nda gittiği Avrupa cephesinde el üstünde tutulan, bir beyaza, Alman bir kadına âşık olan bu siyahi genç, ülkesine döndüğünde yine arka kapılara itiliyor, yine sistem tarafından hor görülüyor, ailesi yine ‘modern köleliğin’ izlerini sürüyordu. Lakin savaş sadece onun değil, arazilerinin sahibi konumundaki McAllan’ların küçük oğlu Jamie’yi de eşitlik, insan hakları ve hayatın dengeleri konusunda bilgi, görgü ve vicdan sahibi yaptığı için, yöredeki yalnızlığını giderecek bir yâren buluyordu... Savaştan Sonra, kaderleri kesişen iki ailenin, McAllan ve Jackson’ların iç içe geçmiş öykülerini anlatıyor. Hillary Jordan’ın 2008 tarihli romanından sinemaya uyarlanan film Mississippi’de, savaş öncesi ortamda başlıyor. İki taraf arasında sınırlar hem sınıfsal hem de ırksal açıdan neredeyse net çizgilerle ayrılmışken, Pearl Harbor’la başlayan süreçte Jamie ve Ronsel, bambaşka bir serüvenin parçasına dönüşüyor. Savaş, bu iki genç insana farklı deneyimler tattırıyor. Lakin geride kalanlarsa rutinlerine devam ediyor ve sistemdeki rollerini sürdürüyorlar. Öte yandan süreç bir noktadan sonra ailelerin genç üyeleri kadar kadınlarını da birleştiriyor, dayanışmaya zorluyor. Siyahi kadın yönetmen Dee Rees, Savaştan Sonra’da sert, sarsıcı, yer yer de destansı bir dil tutturuyor. Filmin son derece etkileyici atmosferi içinde bütün referanslar yerini buluyor; kimi Amerikalı ve İngiliz eleştirmenlerin de vurguladığı gibi perdeye Faulkner, Steinbeck ve Morrison romanlarını hatırlatan bir tat yansıyor. Özellikle McAllan’lar kanadındaki mutsuz çift Laura ve Henry’nin açmazları, ırkçı baba Pappy’nin, aile üzerindeki kara bulutları hatırlatan varlığı; Jackson’lar cephesinde de baba Hap ve anne Florence’ın fedakârlıkları... Bu arada karakterler itibariyle merkezden açılan ve çoğalan bir görüntü sunsa da filmin kalbi ve ruhu, aslında cepheden dönmüş Jamie’yle Ronsel’in psikolojilerinde ve dostluklarında atıyor. Oscar tarihinde bir ilk  Oyunculuklar açısından Laura’da o muhteşem gülümsemesiyle ve ışıl ışıl parlayan gözleriyle Carey Mulligan, Henry’de Avustralyalı aktör Jason Clarke, Hap’de Rob Morgan, Florence’da ‘Hip-hop kraliçesi’ namlı Mary J. Blige, Ku Klux Klan üyesi baba Pappy’de Jonathan Banks; hepsi çok iyiler. Ama Ronsel’de karşımıza gelen Jason Mitchell ve özellikle de Jamie’de Garreth Hedlund olağanüstüler... Öte yandan bu filmdeki performansıyla, ilk kez En İyi Görüntü Yönetmeni dalında Oscar’a aday gösterilen kadın görüntü yönetmeni unvanıyla buluşan Rachel Morrison’ın enfes kadrajlarının da altını çizelim. Sonuç? İnsanın insana yaptığı zulmü anlatırken üzerinde yaşadığımız yaşlı gezegenin en problemli üyesini de hatırlatan bu son derece etkileyici filmi kesinlikle kaçırmayın derim. https://youtu.be/198wIqzV2VQ SAVAŞTAN SONRA (5 üzerinden 4 yıldız) Yönetmen: Dee Rees Oyuncular: Garrett Hedlund, Jason Mitchell, Carey Mulligan. Rob Morgan, Jason Clarke, Mary J. Blige, Jonathan Banks, Kerry Cahill ABD yapımı  

Bir ‘Yol Ayrımı’ Daha

Yavuz Turgul’un son filmi Yol Ayrımı, yaşlı bir işadamının geçirdiği kazanın ardından acımasız yanlarını bırakarak iyi bir insana dönüşmesini anlatıyordu. Bu dönüşümün tetikçilerinden biri de eskiden yanında çalışırken kovduğu emekçi genç bir kadındı. Güldürü sinemamızın genç ikilisi Murat Cemcir ve Ahmet Kural’ın sürükledikleri yeni komedi filmi Ailecek Şaşkınız da temelde bir ‘Yol ayrımı’ hikâyesi anlatıyor. Öykü kısaca şöyle: Bursa’da, babasının inşaat şirketinin başına geçerek CEO’luk görevini üstlenen Ferhat, yardımcısı konumundaki çocukluk arkadaşı Gökhan’la birlikte elemanlarını zor koşullarda çalıştırmakta, öte yandan sonsuz bir kâr hırsıyla ihaleden ihaleye koşmaktadır. Bu insanlık dışı hamleler, Ferhat’ın evine giren hırsızı etkisiz hale getiren kadın komiser Elif’in varlığıyla yeniden gözden geçirilecektir. Genç işadamı âşık olduğu kadının gönlü zengin kişiliğinden etkilenecek, yardımsever ve paylaşımcı olmanın erdemlerini keşfedecektir. Bir tür olarak komedi, çoğu kez tek bir yıldızın sürüklediği filmlerden oluşur. Bu alanda hem dışarıda hem de bizde tarihe imzasına atmış çok sayıda oyuncu vardır. ‘İkililer’in damga vurduğu komediler ise çok daha az görülür ama kimya tutturulduğunda, işler bir sistemdir. Laurel-Hardy’den Yavru ile Kâtip’e, Jerry Lewis’le Dean Martin’den Jack Lemmon ve Walter Matthau’ya uzanan yola bu coğrafyanın en büyük katkısı, kuşkusuz Zeki Alasya-Metin Akpınar ikilisiydi. Şimdilerde bu kategoride bayrağı Murat Cemcir-Ahmet Kural ‘tandem’inin taşıdığını görüyoruz. Daha çok, gişede büyük iş yapan Düğün Dernek serisiyle tanıdığımız ikilinin yukarıda konusunu özetlediğimiz son filmi Ailecek Şaşkınız, gezindiği coğrafya itibariyle İç Anadolu’dan Marmara’ya, taşradan şehir merkezine taşınmış görünüyor. Filmi yine ikilinin karşılıklı gösterileri sürüklese de bu kez Cengiz Bozkurt katkısı çok yoğun olarak hissediliyor. Hele bir ‘şükür namazı’ sekansı var ki, filmin en akılda kalıcı yanlarından. Keza Elif Komiser’de izlediğimiz Saadet Işıl Aksoy da komedinin üstesinden geldiğini gösteriyor. Yönetmenlik koltuğunda, ikilinin en başından beri bütün filmlerinde birlikte çalıştığı Selçuk Aydemir’i gördüğümüz Ailecek Şaşkınız, girişte az biraz tökezliyor ama sonradan ritmini buluyor ve çok sayıda komik sahne sunuyor. Alt metindeki iyiliğe ve yardımseverliğe vurgu da bütün naifliğine rağmen olumlu ve pozitif ayrımcılık hak eden türden bir etki yapıyor. Bence Ailecek Şaşkınız, Düğün Dernek serisinin iki filminden de daha iyi bir noktada. Doya doya gülmek ve Mudanya-Tirilye havası almak isteyenler, buyurun salona diyoruz... https://youtu.be/DQfMbGMgH-0 AİLECEK ŞAŞKINIZ (5 üzerinden 3 yıldız) Yönetmen: Selçuk Aydemir Oyuncular: Murat Cemcir, Ahmet Kural, Saadet Işıl Aksoy, Cengiz Bozkurt, Günay Karacaoğlu, Bihter Dinçel, Mustafa Alabora, Çağlar Ertuğrul, Serhat Özcan Türkiye yapımı

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR