Woody Allen: “Hiçbir zaman işin ticari tarafını düşünmedim. Sadece yapmak istediğim filmleri yaptım.”
16 Ağustos 2017 Söyleşi Kültür Sanat Sinema

Woody Allen: “Hiçbir zaman işin ticari tarafını düşünmedim. Sadece yapmak istediğim filmleri yaptım.”


Twitter'da Paylaş
0

Okuma yazmayı öğrenmeden film hikâyeleri tasarlayan, on altı yaşında televizyon programlarına espriler yazan bir adam düşünün. Sinema konusunda o kadar hassas ki yazdığı senaryolar yapımcı tarafından değiştirilince büyük bir karar alıyor ve sadece kendi yöneteceği filmler için senaryo yazmaya başlıyor. Sinema sektörünün her alanında yer alan, yönetmenlik, senaristlik, oyunculuk, komedyenlik yapan, sanatın diğer dallarıyla da ilgilenip edebiyat ve müzikle de uğraşan bu adam Woody Allen elbette. En son Mantıksız Adam ve Café Society filmleriyle adından söz ettirdi. Barselona, Barselona, Paris’te Gece Yarısı, Kocalar ve Karıları, Annie Hall gibi filmleri ise klasikler arasında.

Herkes Woody Allen’la çalışmak ister. Peki sizinle çalışmayı reddeden oldu mu hiç?

WA: Sanki teklif götürdüğüm her oyuncu bu işe balıklama atlıyor gibi yanlış bir algı var toplumda. Ama böyle değil. “Bu kadar az paraya çalışmam” diyen bir sürü insan var. Önceleri benimle çalışıp sonra benimle çalışmanın ne kadar zor olduğunu söyleyen de var. Bir de “Senaryo bana göre değildi” diyenler var. Ama çoğu zaman asıl mesele para oluyor.

Ama size sadık olan birçok oyuncu da var. Bir şirket gibi çalışmanın avantajları neler?

WA: Buradaki avantaj da diğer şirketlerdekiler gibi: Birlikte çalıştığın insanları tanımakla uğraşmıyorsun, çünkü zaten uzun süredir beraber iş yapıyor oluyorsun. Yeni birini alırsın, anlaşırsın ya da anlaşmazsın, bu belli olmaz. Bu yüzden zaten tanıdığın, bildiğin insanlarla çalışmak daha kolay oluyor.

Diğer yönetmenler hakkında ne düşünüyorsunuz? David Fincher, Quentin Tarantino gibi isimler de oldukça popüler…

WA: Onların filmlerini pek bilmiyorum. Ucuz Roman’ı izlemiştim. Bazı bölümlerini cidden sevdim. Ama çağdaş filmleri izlediğim pek söylenemez. Şimdiki filmler sadece ticari kaygılarla çekiliyor gibi, sanat için değil yani. Bu filmlerin tanıtımı için harcanan para, Bergman’ın tüm kariyeri boyunca çektiği filmler için harcadığı paradan fazladır herhalde.

Mutlaka beğendiğiniz birileri vardır, senelerdir bu işin içindesiniz.

WA: Fransa, İtalya, Çin ve İran sinemasında çok güzel filmler var. Ama Hollywood’dan beğendiğim pek yok. Martin Scorsese iyidir mesela ama o da bu sistemin içinde çalışmaya mecbur.

Spielberg’ün DreamWorks stüdyosu bazı filmlerinizin dağıtımını üstlendi.  Bu sizin sanatsal özgürlüğünüzü kısıtladı mı?

WA: Hayır, kısıtlamadı. Ben film yaparım; kadroyu hazırlar ve filmi çekerim. Son düzeltmeleri de yapınca dağıtımcıya veririm. Onlar da bu film en iyi nasıl pazarlanır ona karar verir. Film iyi mi kötü mü, para kazandırır mı kazandırmaz mı onu değerlendirir. Film iyi olabilir ama para kazandırmaz, bazen de tam tersi olur. Kötü filmler iyi para kazandırabilir.

Spielberg film eğitim almıştı. Sizse hiç film okuluna gitmediniz. Film çekmeyi film izleyerek mi öğrendiniz?

WA: Benim işimi kolaylaştıran noktalardan biri aynı zamanda yazar olmam. Yani en çok hangi esprilerin tutulacağını biliyorum. Benim inandığım şey şu: Bir insan film çekebilir ya da çekemez. Elbette bir şeyler öğrenerek ya da tecrübe ederek kendini geliştirebilir ama bu, insanın içinde olan bir şey. Bu şey yoksa olmuyor. Rıhtımlar Üzerinde filmini yönetmeni Elia Kazan da kameranın içinde ne olduğunu bilmediğini söyler ama film nasıl çekilir biliyor. Yani mesele bundan ibaret.

Biraz da sizin filmlerinizden bahsedelim. Örneğin Kocalar ve Karıları filminizi izleyenler bu filmde Mia Farrow’dan ayrılmanızı gördüklerini söylüyorlar. Özel hayatınız ve işiniz arasında böyle kıyaslamalar yapılması sizi rahatsız ediyor mu?

WA: Eskiden ediyordu. İnsanlar benim beyazperdedeki halimin gerçek hayattaki benle aynı olduğunu düşünüyor. Sanki normal hayatımda da bu kadar abartılı ya da komik biriymişim gibi. Bu ben değilim, tıpkı Charlie Chaplin’in The Tramp’teki kişi olmaması gibi. Annie Hall de benim Diane Keaton’la olan ilişkimi anlatmıyor.

Hakkınızda ve özel hayatınızla ilgili yazılan kötü yorumlar sizi üzüyor mu?

WA: Açıkçası pek ilgilenmiyorum.

Manhattan filminizin negatifinin yakılmasını söylemişsiniz. Bu film pek de sevmediğiniz işler arasında mı?

WA: Filmin düzenlenmesi bittiğinde ondan gerçekten çok sıkılmıştım. Bu durum çoğu filmim için geçerli. Bu bir şef olmak gibi: Yemeği hazırlarsınız, baharatlarını eklersiniz ve her şey bittiğinde onu yemek bile istemezsiniz. Manhattan filminin işi çok uzun sürmüştü. Açıkçası artık ondan kurtulmak istiyordum. Bir film bitince ona tekrar dönüp bakmak istemem. Parayı Al ve Kaç filmim var mesela. Gösterime girdiğinden beri açıp bir sahnesini bile izlememişimdir. İnsanlar sürekli bana filmlerimdeki sahnelerle ilgili sorular soruyor. Ama ben çoğunu hatırlamıyorum bile. İzleyiciler filmlerimi benden daha iyi biliyor.

Sanki bilinçli olarak filmlerinizi terk ediyorsunuz…

WA: Açıkçası filmin masa başı işi bittiğinde hayal kırıklığına uğruyorum. Yazarken çok iyimserim ama süreç içerisinde bir sürü uyuşmazlık yaşanıyor. Bir de filmlerime dönüp bakarsam daha da kötü olurum. Herhalde çalışmayı bırakırım, bir daha film çekmem. Stand-up gösterimde de böyle olmuştu. Önceleri fena olmadığını düşündüm. Televizyonda yayınlanınca da herkes beğendi. Sonra bir gün açıp izledim ve gerçekten korkunçtu. Bu işi bana nasıl vermişler hâlâ anlamıyorum.

Çeviren: Deniz Saldıran

(Nev Pierce, 50 Greatest Interviews, Future Publishing)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR