Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

8 Şubat 2022

Öykü

Yaşlı İncir Ağacı

Şeref

Paylaş

3

4


Haşarı çocuklardık.

Üç numaraya vurulmuş saçlarımız, ayağımızda kara lastiklerimiz, beyaz yakalık ve kara önlüklerimizle ilkokula gittiğimiz zamanlar. Okul yolu yarım saat kadar sürerdi ama benden iki yaş büyük abimle genelde yoldan gidip gelmezdik. Fındık bahçelerinden kestirmeden gitmek varken kim normal yoldan dolaşacak! Üstelik bahçelerde yazdan kışa kadar pek çok meyve olurdu; kızılağaçlarda salınan kara üzümler, demir elmaları, kocaman zop armutları, minicik fakat pek lezzetli hurmalar… Meyve yemeye bayılırız ama onlarla çeşitli oyunlar da oynarız. Yere dökülen elmalardan araba yaparız, hurmaları, küçük elmaları çubuğun ucuna takıp sapan gibi fırlatırız. Velhasıl bahçeler her zaman eğlencelidir.

Bir gün okul dönüşü abimle komşunun bahçesindeki incir ağacına musallat olduk. Epey büyük bir ağaçtı. Kuş inciri dediğimiz küçük, siyah incirleri vardı. Fakat incirlerin en tatlısı da budur. Çabuk olgunlaşır, kabuğu da inceciktir, soymaya gerek yoktur. Hem beyaz incir gibi çiğ sütü insanın ağzını yakıp yara etmez. Bu yüzden kuş incirini çok severiz. Abim her zamanki gibi en tepelere tırmanmış, dalların en uçlarındaki incirleri yiyordu. O enerji doludur, maceracıdır, kavgacıdır, gözünü budaktan sakınmaz, her yaramazlığa en önde koşar. Ben tecrübelerimden biliyorum ki abimin çok yakınında olmak hep risklidir, bu yüzden biraz daha aşağıdaki incirlerle yetiniyorum. Uzanamadığım incirler olursa abimden isterim ve ona da bir kahramanlık yapma fırsatı çıkar.

İncir akıllı bir ağaçtır, meyvesini hep birden olgunlaştırıp zayi etmez. Sırayla, azar azar incir verir. Her gün uğrasan incir ağacında yeni olgunlaşmış incirler bulursun. Biraz tenhada kalan o kuş incirinde çok incir vardı. Bir süre sonra yiyeceğimiz kadar yemiş, kanağımızı almıştık. Karnımızı tok, işimiz yoksa en tehlikeli zamanlardır. Şeytan aklımıza acayip oyunlar, sonunu hiç düşünmediğimiz yaramazlıklar getirir. O gün de öyle oldu. Abim incir ağacının en tepesinde tutunduğu iki dalda sağa sola sallanmaya başladı. Hem eğleniyor hem de beni korkutmaya çalışıyor. Korkup aşağı inersem zafer kazanacak. Cesaret edebilirsem ben de oyuna katılacağım, tepeye tırmanacağım ve ağacı sallama yarışına gireceğim. Ama ben temkinliyim. Abimle yarışmanın çılgınlık olduğunu biliyorum; o asla durmaz, sonuna kadar gider. Kesin birimiz ağaçtan düşeriz ve muhtemelen o ben olurum. Ben meydan okumaya cesaret edemeyince abim ne kadar cesur ve büyük olduğunu kanıtlamış oluyor. Bundan çok keyif alıyor. Rekabet ve gösteriş merakı insanoğlunun genlerinde var.

Ben tepemdeki eğlenceyi izliyorum. Küçücük çocuklarız aslında. Ben ilkokul birdeyim abim üçüncü sınıfta. Etimiz budumuz ne, abim bile otuz kilo ancak gelir. Fakat o ağırlıkla koca ağacın tepesini nasıl da sağa sola sallıyor! İyi bir ritim yakaladı ve benim bulunduğum yer de sallanmaya başladı. Biraz daha aşağıya, ağacın gövdesinin yerden bir buçuk metre yukarıda dallandığı yere indim. Benim korkmam onun heyecanını artırmıştı. Daha fazla yüklenmeye başladı. Yere, ağacın köklerine baktım; ufak ufak kıpırdamalar var. Kökler canlanmış gibi toprağın altında hareket ediyor.

“Abi, ağacın kökleri sallanıyor!” diye bağırdım. Benim telaşım onu daha çok gaza getiriyor. Şimdi “Ankara! İstanbul!” diye bir o yana bir bu yana giderek daha çok sallanıyor. Biliyorum ki abimin duracağı yok, kendi başımın çaresine bakmalıyım, yere atladım. Azıcık geri çekilip bu çılgın eğlenceyi seyrediyorum. Abim yukarıda, ters bir sarkaç gibi sallanan ağaçta giderek daha büyük bir yay çiziyor. Ağacı nasıl sallayacağını çok iyi biliyor. Sağa gidince kendini iyice sağa veriyor, sola gidince sola. Önümde köklerin iyice oynamaya başladığını görüyorum. Toprak kabarıyor, iniyor.  “Abi, ağaç devrilecek!” diye bağırıyorum ama o bunu duyunca endişelenip sallanmaktan vaz geçmek yerine keyif çığlıkları atıyor. Koca incir ağacı neredeyse salıncak gibi bir o yana yatıyor, bir bu yana yatıyor. Yaylanma mesafesi uzadıkça bizimkinin çığlıkları artıyor. “Ankara! İstanbul!” gidip geliyor. Baktım ki ağaç gittiği yönde en sona varınca orada biraz kalıyor, sonra geri dönüyor. Hayır, bu çok sürmez! Sürmedi nitekim. Son bir defa İstanbul’u gördü incir ağacı, orada bir durdu, geri dönemedi ve abimin Battal Gazi gibi bir “Heeeyt!” çığlığının eşliğinde ağır çekim o tarafa doğru yıkıldı.

Devrilen ağacın dalları arasında sıkıca tutunmuş olan abime hiçbir şey olmamıştı. Başarmıştı; sallanmış, ağacı devirmiş ve üstelik kendisine bir şey olmamış, kolu bacağı kırılmamış, ölmemiş! Dalların arasından çıkıp “Kaçalım!” dedi, hemen toparlanıp kimse görmeden ortadan kaybolduk. O koca ağacı bizim devirdiğimizi hayatta kimse akıl edemezdi. Bizim diyorum, çünkü yaramazlıklar hep ortaktır, orada “yapma, etme!” demiş olmam beni temize çıkarmıyordu.

Birkaç gün sonra bahçenin sahibini devrilmiş incirin başında gördük. Ağacı kesip odun yapıyordu.

“Niye kesiyonuz o ağacı?” diye sorduk. Hiç haberimiz yokmuş gibi soruyoruz ki bizden şüphelenmesinler.

“Ağaç devrilmiş. Odun olur ancak” dedi.

“Niye devrilmiş ki?” diye sorduk.

“İncir ağacı zayıf olur. Herhalde rüzgâr devirmiştir.”

“Demek rüzgâr devirdi. Hem yaşlı bu ağaç, değil mi?” diye suçumuzdan iyice sıyrılmak istedik.

“O kadar da yaşlı değildi ama çürükmüş demek.”

“Yazık olmuş ağaca” dedik. “Güzel inciri oluyordu!”

Güzelim kuş inciri devrildi, gitti. Bize ağaç mı yok, başka buluruz.

YORUMLAR

yusuf efe

Ömrümde hiç o kadar eğlendiğimi hatırlamıyorum. 😂

11 Şubat 2022

Selma Kaya

İncir ağacında oynadığımız kovalamacayı hatırladım. Ama bizim ağaç devasa büyüklükteydi.

19 Şubat 2022

Selma Kaya

İncir ağacında oynadığımız kovalamacayı hatırladım. Ama bizim ağaç devasa büyüklükteydi.

19 Şubat 2022

Selma Kaya

İncir ağacında oynadığımız kovalamacayı hatırladım. Ama bizim ağaç devasa büyüklükteydi.

19 Şubat 2022

Öne Çıkanlar

Walker Evans’ın Fotoğrafları ÜzerineErhan Sunar
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Nihat Dağlı

24 Aralık 2025

Ele Geçirilemeyenin Peşinde

“Yola çıkarken şunu unutmamak gerekir: Hazırlanmış güzergâhlara, haritalara, önceden ayarlanmış konaklamalara, tesadüflere ve beklenmedik olaylara rağmen yolları önümüze açan Tanrı’dır. Issızlıkları o yaratır ki biz içlerinden yollar geçirebilelim. Dağlar arasında, sanki d..

Devamı..

Şaka

Erhan Sunar

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024