Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

12 Mayıs 2024

Kültür Sanat

Yazmayı Öğrenmek ve Dil

Oggito

Paylaş

1

1


Yazmakla ilgili ilk öğrenilmesi gereken şeylerden biri metni gereksiz laf kalabalıklarından ve hatalı dil kullanımlarından arıtmaktır.

Gerçek şu ki, yazarların çoğu kendiliğinden ilerleme kaydeder. Hangi seviyede olursak olalım sürekli en başa döner, yazdığımız metinleri tekrar tekrar gözden geçirir ve karşılaştığımız anlatı sorunlarını çözmeye çalışırız. Yani mutlak bir çözüm bulunmaz.  Dil üzerinde denemeler yapıp dururuz. Ve dilin ne denli hızlı evrimleştiğini düşünürsek neden hiçbir yazarın şu ya da bu yöntemin doğruluğunda ısrarcı olmadığını anlamak kolaylaşır. Değişmez bir kurallar bütününden ya da ana hatlarıyla bile olsa herkese uyacak bir çerçeveden bahsedemeyiz. Mevcut önerilerse belli bir süre boyunca neyin işe yarayıp neyin yaramadığına ilişkin kişisel deneyimleri yansıtır.

Akademik düzeyde yazmaya dair pek çok kuramsal teori ortaya atılsa da, durum bundan ibarettir ve özellikle yazmaya yeni başlayan biri onca çeşitlilik içerisinde yolunu bulmakta zorlanabilir. Peki yaratıcı yazma süreci böylesine değişkense kime güveneceksiniz?

İşe kendinizden başlayın. Her şeyden önce kendi izlenimlerinize, yargılarınıza güvenmeniz ama bunun için de kendi muhakeme yeteneklerinizi geliştirmeniz gerek. Çoğu insanın yazar olmak istemesinin sebebi okuduğu öykü, şiir ya da romanlardan etkilenmesidir. Yazarlığın hangi aşamasında olursanız olun okumak her zaman ilk sırada gelir çünkü size farklı bakış açıları sunar, teknik öğretir, tarzınızı bulmanızı kolaylaştırır ve her şeyden önemlisi kelime dağarcığınızı zenginleştirir. Kurgu-dışı okumaları da asla ihmal etmemelisiniz çünkü kurgu-dışı eserler hem muhakeme kabiliyetinizi geliştirerek olaylara tek taraflı bakmamanızı sağlar hem de yeni fikirler bulmanıza yardımcı olur. Bir yazar olarak masanın başına oturduğunuzda yazacak hiçbir şey bulamıyorsanız bunun sebebi muhtemelen kurgu-dışı okumalar yapmaktan kaçınmanızdır. Üstelik kurgusal olmayan eserlerin size soluk alıp dinlenecek alternatif bir alan açtığını da unutmayın. Bu sayede kendinizi başka kurmaca yazarlarının sesinden kurtarabilir ve metniniz üzerinde daha rahat bir üslupla çalışabilirsiniz.

Ama bütün bunları yaparken yazma uğraşına duyulan tutkuyu asla edebi ya da kişisel hırsla karıştırmayın. Benzer çehreleri olsa da hırs bir maskedir, yapılan işe duyulan tutkuysa deri. Yazar Cynthia Ozick’in de dediği gibi, “Kişinin yazmak için hırstan kaçınması gerekir çünkü asıl amaç çok daha farklı; dilin gücünün de ötesine, bambaşka bir güce erişmek. Ve ona ulaşmak için bir yazarın sahip olabileceği yegâne güç, yine dilin gücü.”

Dil ise ancak kullanımla gelişir. Nasıl ki dil kendine özgü evrim süreçlerinden geçerek kendini idame ettirir, yazar da sürekli değişim halindeki o dilin alanı içerisinde yaşar. Dolayısıyla hem dilden etkilenendir hem de dili etkileyen. Bazen bazı kelimelerin yok oluşuna tanıklık eder bazense yeni yeni ortaya çıkan bir kullanımın yerleşik hale gelmesine. Ve her yazar – hangi dilde yazıyor olursa olsun – içerisinde olduğu dil ekosistemi gereği kendine en doğal gelen sesi tercih eder. O yüzden kendi sesinizi bulmaya hayranlık duyduğunuz yazarların nasıl yazdığını inceleyerek başlayabilirsiniz. Sürprizler her zaman yazarın dili nasıl kullandığında, yani anlamı üreten sözdiziminde saklıdır. Bütün bir haftanızı tek bir cümleye ayırmanız inanın yersiz olmaz. Kelimelerin cümle içerisindeki dizilimi genel itibariyle gramer kurallarının baskısı altında olsa da, özgünlüğün anahtarını cümlelerin nasıl kurulduğunda bulabilirsiniz.

yaratıcı yazarlık edebiyat

Kelimeler hücresel düzeyde dilin kendisidir. Bir romancı, metindeki her cümlenin olay örgüsünü ilerletmek gibi bir görevi olduğunu bilir ve hem okurun dikkatini dağıtan cümleleri hem de cümleleri muğlak hale getiren kelimeleri ayıklayarak adım adım ilerler. Seçilen her kelime sonsuz sayıdaki olasılığı farklı yönlere doğru dallandırırken bir o kadarının da önüne set çeker. Aşırı anlatmak ya da görkemli soyutlamalara yaslanmak dilin yapısını, doğallığını bozar. Bu aşamada noktalama işaretleri de kelime ve cümleler kadar önemlidir çünkü onlar aslında gerçekliği algılamanın bir yolu, doğal akışın ayrılmaz birer parçasıdır. Yanlış yerleştirilen tek bir virgül akışı bozarak koca bir paragrafı mahvedebilir.

Peki dilin üzerindeki bu örtüyü, bu gizem perdesini nasıl kaldırırsınız? Elbette deneyerek. Elde edilen kötü sonuçlar kişinin kötü yazdığını değil, dilin var olan potansiyelini iyi kullanıp kullanmadığını gösterir. Ama kimi zaman da –çoğunlukla şans eseri – bu hatalı kullanımlardan oldukça çarpıcı bir malzeme ortaya çıkar. Bu da demektir ki, yapılan yazım yanlışları hatta yapılan hatalı bir okuma bile umulmadık olasılıklara kapı açabilir.

Dilin somutluk belirtecek biçimde kullanımının soyut bir dilden daha etkili olduğunu, kurmacanın da bunu sağlamak gibi bir zorunluluğu olduğunu unutmayın. Tıpkı George Orwell’in de belirttiği gibi:

“Somut bir nesneyi düşündüğünüzde kelimeler olmadan düşünürsünüz. Düşündüğünüz o şeyi tasvir etmek istediğinizdeyse muhtemelen ona en uygun görünen kelimeleri ararsınız. Ama soyut bir şeyi düşündüğünüz zaman daha en baştan kelimeleri kullanmaya eğimlisinizdir ve bunu bilinçli bir çabayla engellemeye çalışmadığınız sürece hâlihazırdaki üslup anlamı bulanıklaştırmak, hatta değiştirmek pahasına bile olsa gelip bunu sizin yerinize yapar.”

O yüzden yazmakla ilgili ilk öğrenilmesi gereken şeylerden biri metni gereksiz laf kalabalıklarından ve hatalı dil kullanımlarından arıtmaktır. George Orwell kurgu-dışı metinler için alt temel kural önerir ama elbette bunların kurmaca bir metin için de geçerli olduğunu söyleyebiliriz:

• Basılı materyallerde görmeye alışık olduğunuz metafor, mecaz ve konuşma biçimlerini asla kullanmayın.

• Aynı işleve sahip kısa bir kelime varken uzun olanı kullanmayın.

• Bir kelimeyi kesip atmanız mümkünse o kelimeyi kesip atın.

• Etken çatılı fiilleri kullanabileceğiniz yerlerde edilgen çatılı fiiller kullanmayın.

• Yabancı kelimeler, bilimsel ifade ve jargonların varsa eğer gündelik dildeki karşılıklarını kullanın.

• Düpedüz kulak tırmalayan bir cümle kurmaktansa bu kuralları çiğneyin.

Nihayetinde edebiyat, içerisinde çok sayıda ülkenin bulunduğu bir kıtaya benzer. Onlarca farklı dil, yüzlerce karakter, sayısız durum ve çelişki. Zıtlıklarla ve tutarsızlıklarla karşılaştığınızda bunların çözümsüzlük değil, yeni düşüncelere açılan kapılar olabileceğini unutmayın.

Çeviren: Fulya Kılınçarslan

University of Cambridge Introduction to Creative Writing ders notlarından derlenerek tercüme edilmiştir.

YORUMLAR

metin bedir

ty

27 Mayıs 2024

Öne Çıkanlar

Travma, tanıklık ve edebiyat: Devrimi ..D. G. İbrişim
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Hülya Duman

23 Mayıs 2025

Bir Zamanlar Yugoslavya, Balkan Dramı ..

“Burası duygusal bir coğrafya…”Çocukluğumda siyah beyaz televizyon, radyo ve büyüklerin anlattıkları dışında dünyaya açılan pencerem yoktu. Bir de evdeki kütüphanede babamın o çok sevdiğim renkli, büyük haritası... Dar alanda ama ismimi..

Devamı..

İstanbul’da Satılık Daire Alırken Nele..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024